Fildişi Sahili'nin ekonomik başkenti Abidjan'da başlatılan kapsamlı kentsel dönüşüm ve gecekondu yıkım çalışmaları, binlerce kişinin evsiz kalmasına yol açıyor. Hükümetin "modernleşme" adı altında yürüttüğü proje, özellikle yoksul mahallelerde yaşayanları hedef alıyor. Yetkililer, yıkımların yasa dışı yapılaşmayı önlemek ve şehri daha yaşanabilir kılmak için gerekli olduğunu savunurken, sivil toplum örgütleri ve uluslararası insan hakları kuruluşları uygulamayı sert bir dille eleştiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Fildişi Sahili hükümeti, 2020 yılında başlattığı "Abidjan'ı Dönüştürme" programı kapsamında, şehrin dört bir yanındaki gecekonduları ve plansız yapılaşmayı ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ancak bu süreçte, özellikle yoksul kesimlerin yaşadığı mahallelerde yaşayanlar için yeterli alternatif barınma imkanı sunulmadığı belirtiliyor. Yerel kaynaklara göre, yıkımların ilk aşamasında yaklaşık 5 bin kişi evsiz kalırken, bu sayının önümüzdeki aylarda 15 bine ulaşması bekleniyor. Hükümet, tahliye edilenlere geçici barınma merkezleri ve tazminat vaat etse de, uygulamada bu vaatlerin karşılanmadığı yönünde şikayetler artıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat), Fildişi Sahili'ndeki kentsel dönüşüm sürecinin katılımcı ve adil olmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fildişi Sahili'ndeki bu durum, Batı Afrika genelinde artan kentsel dönüşüm projelerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bölge ülkeleri, hızlı nüfus artışı ve plansız kentleşme sorunuyla mücadele ederken, benzer tahliye ve yıkım operasyonları sıkça gündeme geliyor. Uluslararası Af Örgütü, bu tür uygulamaların insan hakları ihlallerine yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Ayrıca, Fildişi Sahili'nin ekonomik büyüme hedefleriyle çelişen bu durum, ülkenin uluslararası yatırım çekme çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Dünya Bankası ve IMF, kentsel dönüşüm projelerinin sosyal etkilerinin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fildişi Sahili'ndeki kentsel dönüşüm ve tahliye süreci, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik ve diplomatik ilişkileri bağlamında dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, özellikle Batı Afrika'da inşaat ve altyapı projelerinde aktif rol oynarken, bu tür uygulamaların yarattığı sosyal huzursuzluklar yatırım ortamını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kentsel dönüşüm konusundaki kendi deneyimleri, Fildişi Sahili'ne model olarak sunulabilir. Ancak bu gelişmenin Türkiye'ye doğrudan bir yansıması bulunmamaktadır. Bölgesel istikrarın korunması açısından, Türkiye'nin insan hakları odaklı kentsel politikaları desteklemesi beklenebilir.