ABD Kongresi'nin bağımsız denetim organı Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi (GAO), Federal Acil Durum Yönetim Ajansı'nın (FEMA) ikinci Trump yönetimi döneminde yaşadığı yaygın küçülmenin, ajansın uzun süredir devam eden personel sorunlarını daha da kötüleştirdiğini ve ülkenin afetlere müdahale kapasitesini tehlikeye attığını bildirdi. Rapora göre, 4.300'den fazla çalışan istifa etti veya işten çıkarıldı; bu durum, özellikle kasırga ve orman yangını sezonlarında hayati önem taşıyan acil durum yönetimini sekteye uğratıyor.
Gelişmenin Arka Planı
GAO'nun yayımladığı rapor, FEMA'nın son aylarda yaklaşık 4.300 personelini kaybettiğini ortaya koyuyor. Bu kayıp, ajansın tarihindeki en büyük personel azalmalarından biri olarak kaydedildi. Özellikle Texas, Florida ve Kaliforniya gibi doğal afetlerin sık yaşandığı eyaletlerde, acil durum ekiplerinin sahada yetersiz kalmasına neden oluyor.
Trump yönetimi, federal hükümetin boyutunu küçültme politikası çerçevesinde FEMA'nın bütçesini ve personelini azaltma kararı almıştı. Ancak GAO, bu yaklaşımın afet yönetiminde ciddi aksamalara yol açtığını ve ajansın temel görevlerini yerine getiremez hale geldiğini vurguluyor. Raporda, özellikle kısa süreli işe alımların ve geçici görevlendirmelerin, kurumsal hafızanın kaybına ve koordinasyon eksikliğine yol açtığı belirtiliyor.
FEMA'nın eski üst düzey yetkililerinden bazıları, yaşananların "personel krizi" olarak nitelendirilebileceğini ifade ediyor. Özellikle afet öncesi hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinde çalışan deneyimli personelin büyük bir kısmının kurumdan ayrılması, ajansın bilgi birikimini ve operasyonel etkinliğini ciddi şekilde zedeliyor.
Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle artan doğal afet sıklığı ve şiddeti göz önüne alındığında, FEMA'nın zayıflatılmasının Amerika'nın en savunmasız topluluklarını daha büyük risklere maruz bıraktığını dile getiriyor. Sel, kasırga, orman yangını gibi afetlerin ardından hızlı ve etkili müdahale, binlerce canın kurtarılmasında kritik öneme sahip.
Bölgesel ve Küresel Boyut
FEMA'nın zayıflaması yalnızca ABD'yi değil, aynı zamanda uluslararası dayanışma ağlarını da etkiliyor. ABD, geçmişte Karayipler, Latin Amerika ve Asya-Pasifik bölgesindeki büyük afetlerde uluslararası yardım operasyonlarında öncü rol oynamıştı. FEMA'nın kriz yönetimindeki etkinliğinin azalması, ABD'nin küresel afet müdahale gücünü de sınırlayabilir.
İklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olaylarının dünya genelinde arttığı bir dönemde, devletlerin acil durum yönetimi kapasitelerini güçlendirmesi beklenirken, ABD'nin bu alandaki kapasitesini daraltması, küresel hazırlık açısından endişe verici bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, büyük felaketlerde ABD'nin sağladığı teknik ve lojistik desteğe yakın zamanda ihtiyaç duymuştu.
Öte yandan, FEMA'daki personel azalması, federal hükümetin genelinde yaşanan bütçe kesintilerinin bir yansıması olarak görülüyor. Bu durum, Trump yönetiminin kamu hizmetlerini özelleştirme ve federal kurumların rolünü azaltma politikalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Ancak acil durum yönetiminin özel sektörle ikame edilmesinin kolay olmadığı, koordinasyon ve hızlı karar alma mekanizmalarının devlet eliyle yürütülmesi gerektiği uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin afet yönetimi kapasitesindeki bu zayıflama, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel ölçekte acil durum müdahale zincirinde önemli bir halkanın kopması anlamına geliyor. Türkiye, AFAD aracılığıyla güçlü bir afet yönetimi altyapısına sahip; ancak uluslararası işbirliğinin önemi ortada. Özellikle deprem ve sel gibi afetlerde benzer bir koordinasyon eksikliği yaşayan Türkiye, bu süreçten dersler çıkarabilir. Ayrıca, ABD'nin uluslararası afet yardımlarındaki etkinliğinin azalması, Türkiye gibi bölgesel aktörlerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini gerekli kılabilir.