Washington'da bir federal yargıç, Trump yönetiminin dezavantajlı topluluklarda temiz enerji programları için ayrılan 7 milyar dolarlık hibeyi yasa dışı bir şekilde sonlandırdığına karar verdi. Biden döneminde Enflasyon Azaltma Yasası kapsamında kurulan Solar for All programı, onlarca hibe alıcısına düşük gelirli bölgelerde güneş enerjisi projeleri geliştirmeleri için fon sağlıyordu. Karar, iklim politikalarında yargı ve yürütme arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi.
Programın Arka Planı ve İptal Süreci
Solar for All programı, 2022'de kabul edilen Enflasyon Azaltma Yasası (Inflation Reduction Act) ile hayata geçirildi. Program kapsamında Çevre Koruma Ajansı (EPA), 60 hibe alıcısına toplam 7 milyar dolar dağıttı. Bu hibeler, eyaletler, yerel yönetimler, kabileler ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar aracılığıyla düşük gelirli ve dezavantajlı topluluklarda güneş enerjisi sistemlerinin kurulumunu finanse ediyordu. Ancak Trump yönetimi, göreve geldikten kısa süre sonra bu hibeleri iptal etme kararı aldı. Yönetim, programın "israf" olduğunu ve yeşil enerji gündemini zorla dayattığını savundu.
Hibe alıcıları ve çevre örgütleri, kararın keyfi ve hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkemeye başvurdu. Davacılar, iptalin yalnızca iklim hedeflerini baltalamakla kalmayıp aynı zamanda Kongre tarafından onaylanan fonların yürütme tarafından gasp edilmesi anlamına geldiğini öne sürdü. Federal yargıç, yapılan inceleme sonucunda Trump yönetiminin fonları durdurma yetkisinin bulunmadığına hükmetti. Kararda, iptalin yasaya aykırı olduğu ve programın yeniden başlatılması gerektiği vurgulandı.
Bu karar, Biden döneminde başlatılan ve Trump yönetimi tarafından hedef alınan bir dizi iklim programına yönelik son yargı darbesi oldu. Daha önce de benzer şekilde, Temiz Enerji Kredileri ve diğer çevre düzenlemeleri mahkemeler tarafından askıya alınmıştı. Yargıç, iptalin geri döndürülemez zararlara yol açabileceğini belirterek, programın derhal eski haline getirilmesini emretti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, ABD'de iklim politikalarının ne denli kutuplaştığını gösteriyor. Trump yönetimi, fosil yakıtları destekleyerek yeşil enerji teşviklerini geri çekme politikası izliyor. Ancak yargı, yürütmenin bu hamlelerine karşı önemli bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu tür davaların önümüzdeki dönemde artacağını ve iklim politikalarının belirsizliğini koruyacağını belirtiyor.
Küresel ölçekte ise ABD'nin iklim taahhütlerinden geri adım atması, Paris Anlaşması hedeflerini zora sokuyor. ABD, dünyanın en büyük ikinci sera gazı salıcısı konumunda. Temiz enerji yatırımlarının kesilmesi, diğer ülkelerin iklim politikalarını da olumsuz etkileyebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, yeşil teknoloji transferi ve finansman konusunda ABD'nin liderliğine güveniyordu. Bu karar, uluslararası iklim müzakerelerinde ABD'nin güvenilirliğini sarsabilir.
Ayrıca, Solar for All gibi programlar, yalnızca çevresel değil aynı zamanda sosyal adalet boyutu da taşıyor. Düşük gelirli toplulukların enerji faturalarını düşürmeyi ve istihdam yaratmayı amaçlıyor. Programın iptali, bu kesimler için ekonomik fırsatların kaybı anlamına geliyor. Yargı kararı, bu topluluklar için kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da uzun vadeli belirsizlik sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin iklim ve enerji politikalarını dolaylı da olsa etkileyebilir. Türkiye, yenilenebilir enerji kapasitesini artırmayı hedefliyor ve yeşil mutabakat sürecinde AB ile uyumlu adımlar atıyor. ABD'de temiz enerji fonlarının kesilmesi, küresel yeşil finansman akışını yavaşlatabilir ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin yeşil dönüşüm için ihtiyaç duyduğu uluslararası desteği azaltabilir. Ayrıca, ABD'nin iklim liderliğindeki zayıflama, küresel karbon fiyatlandırması ve sınırda karbon düzenlemeleri konusunda belirsizlik yaratabilir. Türkiye, ihracatında karbon vergisiyle karşılaşmamak için yeşil dönüşümü hızlandırmak zorunda; ABD'deki bu karar, dolaylı olarak Türkiye'nin yeşil teknoloji yatırımlarını ve enerji bağımsızlığını daha da önemli hale getiriyor.