Dünya liderleri, rekor kıran El Nino koşullarının gölgesinde New York'ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde iklim krizine dikkat çekmek için harekete geçti. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ve İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir, ülkelerinin iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini anlatarak uluslararası topluma acil eylem çağrısı yaptı. Ancak artan savaş ve enflasyon endişeleri nedeniyle bazı liderlerin iklim konusunu arka plana attığı gözlemleniyor.
İklim krizi ve El Nino'nun etkileri
Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) verilerine göre, 2023 yılı kayıtlara geçen en sıcak yıl olma yolunda ilerliyor. Pasifik Okyanusu'nda etkili olan El Nino hava olayı, küresel sıcaklık artışını daha da körüklüyor. Avustralya, bu yıl El Nino'nun neden olduğu aşırı sıcaklık dalgaları, kuraklık ve orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Başbakan Albanese, BM Genel Kurulu öncesinde yaptığı açıklamada, "İklim değişikliği artık bir gelecek tehdidi değil, bugünün gerçeği. Avustralya olarak yangınlar, seller ve kuraklıklarla aynı anda yüzleşiyoruz" dedi.
İzlanda Başbakanı Jakobsdóttir ise eriyen buzulların ülkesi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. İzlanda'da buzul erimesinin hızlanması, deniz seviyelerinin yükselmesine ve yerel ekosistemlerin bozulmasına neden oluyor. Jakobsdóttir, "Küçük bir ada ülkesi olarak iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarını en yakından hissediyoruz. Ancak bu küresel bir sorun ve herkesin sorumluluk alması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
BM Genel Sekreteri António Guterres de son haftalarda yaptığı açıklamalarda, iklim krizinin diğer küresel sorunlardan ayrı tutulamayacağını vurguladı. Guterres, "İklim değişikliği, yoksulluk, eşitsizlik ve çatışmaların temelinde yatan bir çarpan etkisi yaratıyor. Bu nedenle iklim eylemi, barış ve güvenlik için de kritik" dedi.
Diğer liderlerin gündemi: savaş ve enflasyon
Bazı Batılı liderler ise BM Genel Kurulu'nda önceliği Ukrayna savaşı, Gazze'deki insani kriz ve küresel ekonomik dalgalanmalara vermeyi planlıyor. ABD Başkanı Joe Biden'ın konuşmasında Ukrayna'ya desteğin sürdürüleceğini ve Orta Doğu'da istikrarın sağlanması gerektiğini vurgulaması bekleniyor. Avrupa Birliği yetkilileri de enerji güvenliği ve enflasyonla mücadele konularına odaklanmış durumda.
Bu durum, iklim aktivistleri ve gelişmekte olan ülkeler tarafından endişeyle karşılanıyor. Küçük ada devletleri, iklim finansmanı ve sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda somut adımlar atılmasını talep ediyor. Ancak büyük ekonomilerin önceliklerini değiştirmesi, küresel iklim hedeflerine ulaşmayı zorlaştırıyor.
Bilim insanlarından uyarılar
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan son raporlar, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlamak için acil ve derin emisyon kesintileri gerektiğini ortaya koyuyor. Mevcut politikalar, yüzyıl sonuna kadar 2,5 ila 3 derecelik bir ısınmaya işaret ediyor. Bilim insanları, bu seviyedeki bir ısınmanın geri döndürülemez sonuçlar doğuracağı konusunda uyarıyor.
El Nino'nun etkisiyle 2023'te yaşanan aşırı hava olayları, iklim değişikliğinin ne kadar hızlı ilerlediğini gözler önüne serdi. Avrupa'da sıcaklık rekorları kırılırken, Asya'da seller, Afrika'da kuraklık ve Amerika kıtasında kasırgalar meydana geldi. Bu olaylar, iklim krizinin sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir tehdit olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz Havzası'nda yer alması nedeniyle iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Artan sıcaklıklar, kuraklık, orman yangınları ve sel felaketleri Türkiye'nin tarımsal üretimini, su kaynaklarını ve enerji güvenliğini tehdit ediyor. BM Genel Kurulu'nda iklim krizinin öncelikli gündem maddesi olması, Türkiye'nin uluslararası iklim müzakerelerinde daha aktif rol almasını gerektiriyor. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini güçlendirmeli ve yeşil dönüşüm politikalarını hızlandırmalı. Ayrıca, iklim değişikliğinin neden olduğu göç hareketleri ve bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik politikalarını da doğrudan etkiliyor.