ABD Merkez Bankası (Fed), 6-7 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına ilişkin tutanakları yayımladı. Tutanaklara göre, Komite üyelerinin bir kısmı enflasyonun beklenenden daha yavaş düşmesi durumunda haziran ayında faiz oranlarının artırılabileceği görüşünü dile getirdi. Bu, Fed Başkanı Jerome Powell'ın daha önce faiz indirimlerinin 2024'te başlayabileceği yönündeki sinyallerine rağmen, şahin bir kanadın varlığını ortaya koyuyor.
Tutanaklardan öne çıkanlar
Toplantı tutanaklarında, "birkaç" yetkilinin enflasyonun yüzde 2 hedefine dönüşünün gecikmesi halinde faiz artırımının gerekebileceğini ifade ettiği belirtiliyor. Ayrıca, bazı üyeler mevcut politika faizi olan yüzde 5,25-5,50 aralığının yeterince sıkı olup olmadığı konusunda da endişelerini paylaştı. Tutanaklarda, enflasyonun son aylarda kaydettiği yavaş ilerlemeye rağmen hâlâ hedefin üzerinde seyrettiği, işgücü piyasasının ise gücünü koruduğu vurgulandı.
Öte yandan, çoğu üye mevcut durumda faizlerin sabit tutulmasından yana tavır alırken, enflasyon verilerinin yakından izlenmesi gerektiğini kaydetti. Toplantıda, jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri sorunlarının fiyat baskılarını artırabileceği uyarısı da yapıldı. Fed yetkilileri, faiz kararlarının veriye dayalı olacağını ve her toplantıda yeni değerlendirmeler yapılacağını yineledi.
Piyasalara yansımaları
Tutanakların ardından ABD hisse senedi piyasalarında dalgalanma yaşanırken, dolar endeksi (DXY) yükselişe geçti. Tahvil faizleri, özellikle kısa vadeli tahvillerde artış gösterdi. Yatırımcılar, Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine gideceği beklentilerini yeniden fiyatlarken, şahin söylem bu beklentileri bir miktar törpüledi. Analistler, Fed tutanaklarının piyasalarda bir politika değişikliğine işaret etmekten ziyade, mevcut belirsizliği yansıttığını belirtiyor.
Küresel ölçekte, Fed'in faiz artırımı olasılığı gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratabilir. Özellikle yüksek dış borçlu ülkeler, doların güçlenmesiyle zorluk yaşayabilir. Ancak analistler, haziranda faiz artırımının düşük bir ihtimal olduğunu, asıl odağın eylül ayına kaydığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in olası bir faiz artırımı, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için sermaye çıkışı ve döviz kuru baskısı anlamına gelebilir. Ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) son dönemde politika faizini yüzde 50'ye yükselterek sıkılaştırma adımları atması, kırılganlığı bir ölçüde azaltmış durumda. Yine de, küresel faizlerin yüksek seyretmesi Türkiye'nin ihracat rekabetini olumsuz etkileyebilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Öte yandan, Fed'in enflasyonla mücadelede kararlı duruşu, Türkiye'nin de enflasyonla mücadelesinde referans teşkil ediyor. Ankara'nın, uluslararası sermaye hareketlerine karşı dikkatli olması ve yapısal reformları hızlandırması gerekiyor.