Uluslararası Para Fonu (IMF), bu yıl ikinci kez küresel büyüme tahminini aşağı yönlü revize ederek 2026 yılı için beklentiyi yüzde 3,3'ten yüzde 3'e çekti. Kurum, revizyonun temel nedeni olarak İran'daki savaşın yarattığı "belirsizlik ve riskleri" gösterdi. IMF Başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, konuya ilişkin değerlendirmesinde, jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zincirlerini ve enerji piyasalarını olumsuz etkilediğini, bunun da büyüme üzerinde kalıcı baskı oluşturduğunu belirtti. İyimser senaryoda ise 2027 yılında küresel ekonominin yüzde 3,5 oranında büyüyerek toparlanması bekleniyor. Öte yandan, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkesiyle tüm ticari ilişkileri kesme tehdidine sert yanıt verdi. Sanchez, Madrid'de düzenlediği basın toplantısında, "Hiçbir tehdit İspanya'nın egemenliğini ve ticari çıkarlarını etkilemeyecektir" ifadelerini kullandı. Avrupa'nın dört bir yanını etkisi altına alan rekor sıcaklıklar ise tarım ve enerji talebinde yeni dalgalanmalara yol açıyor. Fransa'da termometreler 45 dereceyi gösterirken, yetkililer kuraklık ve orman yangınlarına karşı alarm seviyesini yükseltti.
Gelişmenin Arka Planı
IMF'nin 2026 tahminindeki düşüş, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu çoklu riskleri gözler önüne seriyor. Kurumun Nisan 2025 Dünya Ekonomik Görünüm raporunda yaptığı bu revizyon, özellikle İran çatışmasının Orta Doğu'da yarattığı istikrarsızlığın petrol fiyatları ve ticaret yolları üzerindeki etkisine işaret ediyor. Raporda, enerji fiyatlarındaki artışın küresel enflasyonu yeniden yükseltebileceği ve merkez bankalarının faiz indirim planlarını erteleyebileceği uyarısı yer aldı. 2027 yılı için öngörülen toparlanma ise savaşın sona ermesi ve jeopolitik gerilimlerin azalması varsayımına dayanıyor. Ancak IMF, bu senaryonun belirsizliklerle dolu olduğunu ve taraflar arasında kapsamlı bir barış anlaşması gerektirdiğini vurguluyor.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in Trump'ın ticaret tehdidine verdiği yanıt, Avrupa Birliği'nin ABD ile artan ticaret sürtüşmeleri bağlamında değerlendiriliyor. Trump yönetimi, İspanya'nın NATO harcamaları konusundaki tutumunu gerekçe göstererek ülkeye yönelik tam bir ticaret ambargosu uygulayabileceğini ima etmişti. Sanchez ise bu tehdidi "kabul edilemez" bularak, AB'nin ortak ticaret politikası çerçevesinde misilleme önlemleri alacağını duyurdu. Uzmanlar, bu tür bir ticaret savaşının hem ABD hem de AB ekonomileri için olumsuz sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa'yı vuran aşırı sıcak hava dalgası, kıta genelinde tarım, enerji ve sağlık alanlarında ciddi sorunlara yol açıyor. Fransa'da sıcaklıkların 45 dereceyi aşması, ülkenin güneyinde orman yangınları riskini artırırken, nehir seviyelerindeki düşüş nükleer santrallerin soğutma sistemlerini tehdit ediyor. İtalya ve İspanya'da da benzer durum yaşanırken, hükümetler acil durum planları devreye soktu. Küresel ölçekte ise IMF raporu, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme üzerindeki uzun vadeli etkilerine dikkat çekiyor. Rapor, sıcak hava dalgalarının tarım verimliliğini düşürdüğünü, enerji talebini artırdığını ve altyapı maliyetlerini yükselttiğini belirtiyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyüme üzerinde ek bir yük oluşturuyor.
IMF'nin tahmin revizyonu, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu kırılganlığı bir kez daha gözler önüne sererken, merkez bankalarının para politikalarını şekillendirme biçimini de etkiliyor. Fed ve ECB gibi büyük merkez bankaları, enflasyonla mücadelede sıkı duruşlarını sürdürürken, büyüme verilerindeki yavaşlama faiz indirim beklentilerini canlı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
IMF'nin büyüme tahminlerini düşürmesi ve İran savaşı kaynaklı belirsizlikler, Türkiye ekonomisi açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak, Orta Doğu'daki çatışmaların petrol ve doğalgaz fiyatlarını yükseltmesi durumunda cari açık ve enflasyonla mücadelede ek zorluklarla karşılaşabilir. Öte yandan, ABD ile AB arasında yaşanması muhtemel ticaret savaşları, Türkiye'nin ihracat pazarlarını da etkileyebilir; çünkü Türkiye'nin en büyük ticaret ortakları arasında her iki aktör de yer alıyor. Aşırı sıcak hava dalgasının tarım ürünleri fiyatlarına olası etkisi de enflasyonla mücadelede dikkate alınması gereken bir faktör. Türkiye'nin, bu küresel gelişmeler karşısında esnek döviz kuru politikası ve alternatif enerji kaynaklarına yönelerek riskleri yönetmesi kritik önemde.