Wolfe Research başekonomisti Stephanie Roth, ABD'nin Ağustos ayı istihdam raporunu değerlendirerek Federal Reserve'in (Fed) bir sonraki faiz kararında istihdam verilerinden ziyade enflasyon verilerinin belirleyici olacağını ifade etti. Bloomberg'e konuşan Roth, piyasadaki şahin fiyatlamanın veriyi fazla ileri taşımış olabileceğini belirterek, enflasyon görünümünün para politikası için hâlâ kritik olduğunu vurguladı.
İstihdam Raporu ve Piyasa Tepkisi
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı Ağustos ayı tarım dışı istihdam verisi, ekonomistlerin beklentilerinin altında kalarak işgücü piyasasında yavaşlama sinyali verdi. Verinin ardından piyasalarda Fed'in faiz indirimine gidebileceği yönünde beklentiler güçlendi ve tahvil faizleri geriledi. Ancak Roth, bu tepkinin aşırı olabileceğini savunarak, tek bir istihdam raporunun Fed'in politikasını yönlendirmemesi gerektiğini belirtti. Roth'a göre, enflasyonun seyri Fed'in kararlarında daha belirleyici olacak.
Roth, "Şahin fiyat hareketi, veriyi biraz fazla ileri taşıyor olabilir" diyerek, piyasanın enflasyon verilerini henüz tam olarak fiyatlamadığını ima etti. Fed'in çift mandate'ı olan fiyat istikrarı ve maksimum istihdam arasında denge kurmaya çalıştığını hatırlatan ekonomist, enflasyonun hedefe dönüş yolunda olduğunu ancak henüz istenen seviyeye inmediğini söyledi.
Fed'in Politika Alanı ve Beklentiler
Fed, son toplantısında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tutmuştu. Başkan Jerome Powell, enflasyonda kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşılamakla birlikte, kalıcı bir düşüş için daha fazla veriye ihtiyaç duyduklarını belirtmişti. Piyasalar şu anda Eylül ayında bir faiz indirimi bekliyor; ancak indirimin zamanlaması ve büyüklüğü konusunda görüş ayrılıkları var.
Roth, enflasyonun yavaşladığını ancak hizmet sektörü kaynaklı fiyat baskılarının devam ettiğini belirtti. Bu nedenle Fed'in temkinli bir duruş sergileyeceğini ve veri odaklı bir yaklaşım izleyeceğini öngörüyor. İstihdam piyasasındaki soğumanın enflasyonu düşürücü etkisi olabileceğini, fakat bunun zaman alacağını sözlerine ekledi.
Küresel Piyasalar ve Türkiye
Fed'in para politikası kararları, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ve sermaye akımları üzerinde doğrudan etkili. Faiz indirimi beklentisiyle dolar endeksi zayıflarken, gelişmekte olan ülke varlıklarına ilgi artabilir. Ancak enflasyon endişeleri sürerse Fed'in şahin kalması, küresel finansal koşulları sıkılaştırarak risk iştahını azaltabilir.
Türkiye özelinde, Fed'in faiz politikası TL üzerindeki baskıyı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) manevra alanını etkiliyor. Fed'in faiz indirimine gitmesi durumunda, Türkiye'ye yönelik portföy yatırımları artabilir ve TL'de değer kazanımı görülebilir. Ancak Fed'in beklenenden daha şahin kalması, TL'de değer kaybı ve sermaye çıkışı riskini beraberinde getirebilir. Bu nedenle TCMB'nin para politikası kararlarında Fed'in adımlarını yakından takip etmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in para politikası, Türkiye'nin finansal istikrarı ve dış borçlanma maliyetleri açısından kritik önem taşıyor. Fed'in faiz indirimine gitmesi, küresel risk iştahını artırarak Türkiye'ye sermaye girişini destekleyebilir ve TL üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak enflasyon endişeleri nedeniyle Fed'in şahin kalması, gelişmekte olan ülke para birimlerinde değer kaybına yol açarak Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını zorlaştırabilir. Bu nedenle TCMB'nin faiz politikasını belirlerken Fed'in olası adımlarını ve küresel likidite koşullarını dikkate alması gerekiyor.