ABD Merkez Bankası (Fed), 2025 yılı Ocak ayı toplantısında politika faizini beklentiler dahilinde değiştirmeyerek yüzde 4,25-4,50 aralığında sabit tuttu. Kararın ardından düzenlenen basın toplantısında Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyonla mücadelede temkinli duruşun süreceğini ancak faiz indirimi için acele edilmeyeceğini vurguladı. Warsh, iş gücü piyasasındaki güçlü verilere rağmen enflasyonun yüzde 2 hedefine yaklaşma hızının yavaşladığını belirterek, para politikasında esnekliğin korunacağını ifade etti. Karar, küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açarken, dolar endeksi (DXY) hafif yükselirken ABD 10 yıllık tahvil faizleri geriledi.
Gelişmenin Arka Planı ve Kararın İncelikleri
Fed’in bu kararı, piyasalarda faiz indirimlerinin 2025 ortasına ertelenebileceği beklentilerini güçlendirdi. Warsh basın toplantısında, “Para politikası şu an için yeterince kısıtlayıcı seviyede. Ancak enflasyonun kalıcı şekilde düştüğünü görene kadar faiz indirimi gündemimizde değil” dedi. Toplantıda, 2025 büyüme tahminleri yüzde 2,1 olarak korunurken, işsizlik oranının yüzde 4,0 civarında istikrar kazanması bekleniyor. Warsh, ticaret politikalarındaki belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin enflasyon görünümü için aşağı yönlü risk oluşturabileceğini de sözlerine ekledi. Bu yorumlar, yatırımcıların risk iştahını sınırlandırdı ve gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yarattı.
Karar metninde, enflasyonun yüksek seyrettiği vurgulanırken, “son aylarda enflasyon hedefe yaklaşma konusunda sınırlı ilerleme kaydedildi” ifadesine yer verildi. Ayrıca, Fed’in bilanço küçültme sürecinin hız kesmeden devam edeceği bildirildi. Warsh, faiz indirimlerinin yılın ilk yarısında gündeme gelebileceğine dair piyasa fiyatlamalarını ise yersiz bularak, “Zamanlama konusunda spekülasyon yapmak istemiyoruz. Verilere bağlıyız” şeklinde konuştu.
Küresel Piyasalar ve Bölgesel Yansımalar
Fed’in güvercin olmayan duruşu, özellikle gelişmekte olan piyasalarda döviz kurlarının yükselmesine neden oldu. Dolar/TL paritesi karar sonrası 35 seviyesinin üzerine çıkarken, Asya para birimleri de değer kaybetti. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz politikalarıyla Fed arasındaki farklılaşma, küresel sermaye akımlarını yeniden şekillendiriyor. Analistler, Fed’in faiz indirimlerine geç başlamasının, gelişmekte olan ülkelerde borçlanma maliyetlerini artırabileceğini ve sermaye çıkışlarına yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomilerde, Fed’in sıkı duruşu kırılganlıkları artırabilir.
Küresel ölçekte, petrol fiyatları Fed kararı sonrası sınırlı değişim gösterirken, altın fiyatları ons başına 2 bin doların altına geriledi. Bitcoin gibi kripto varlıklarda ise volatilite arttı. Warsh’ın “dijital dolar” konusundaki sessizliği dikkat çekerken, bazı yorumcular Fed’in bu alanda henüz somut bir adım atmayacağına işaret etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed’in faiz indirimlerini ertelediği bir ortamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirim süreci zorlaşabilir. Türkiye’nin yıl başında başlattığı faiz indirim döngüsü, enflasyonun henüz hedefin oldukça üzerinde seyretmesi nedeniyle dikkatle izleniyor. Fed’in sıkı duruşu, TL’de değer kaybını hızlandırabilir ve ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Ancak Türkiye’nin ihracat pazarlarında ABD talebinin güçlü kalması, bu olumsuzluğu kısmen dengeleyebilir. Küresel likidite koşullarının sıkılaşması, Türkiye’nin dış borç çevirme maliyetlerini yükseltebilir. Bu nedenle TCMB’nin politika duruşunda esneklik sağlaması ve rezerv biriktirmeye devam etmesi bekleniyor.