ABD Merkez Bankası'nın (Fed) politika belirleyici kurulu Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), dün sona eren toplantısında faiz oranlarını değiştirmeme kararı aldı. Ancak KPMG Baş Ekonomisti Diane Swonk, bu kararın ardından yaptığı açıklamada, "sıcak" seyreden enflasyon verilerinin faiz artırımını zorunlu kıldığını belirterek, Eylül ayında bir faiz artışı beklediğini ifade etti. Swonk'un değerlendirmeleri, Bloomberg Televizyonu'nun "The Fed Decides" programında yayınlandı.
Enflasyonla Mücadelede Fed'in Adımları
Fed, son iki yıldır enflasyonu kontrol altına almak için agresif bir faiz artırım döngüsü yürütüyor. Ancak son dönemde açıklanan veriler, enflasyonun beklenenden daha yapışkan olduğunu gösteriyor. Özellikle çekirdek enflasyon göstergeleri, Fed'in hedefi olan %2 seviyesinin oldukça üzerinde seyrediyor. Swonk, bu durumun Fed'in elini zorlaştırdığını ve yetkililerin mevcut duruşlarını sürdürmekte ısrar etmelerinin riskli olabileceğini vurguladı.
"Enflasyon hala çok sıcak. Fed'in bu noktada harekete geçmemesi, gelecekte daha sert bir yavaşlamaya neden olabilir. Eylül toplantısında bir faiz artırımı kaçınılmaz görünüyor" diyen Swonk, piyasa katılımcılarının da bu ihtimali fiyatlamaya başladığını belirtti. Ekonomist, iş gücü piyasasındaki güçlü görünümün de Fed'e faiz artırımı için alan tanıdığını savundu.
Öte yandan, Fed Başkanı Jerome Powell'ın toplantı sonrası düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalar, piyasalar tarafından dikkatle izlendi. Powell, enflasyonun düşürülmesi konusunda kararlı olduklarını ancak verilere bağlı kalacaklarını dile getirdi. Bu açıklamalar, yatırımcıların Eylül ayı faiz artırımı beklentilerini artırdı.
Küresel Piyasalara Yansımalar
Fed'in para politikası kararları, yalnızca ABD ekonomisini değil, küresel finansal piyasaları da doğrudan etkiliyor. ABD'de faizlerin yüksek seyretmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarına neden olabiliyor. Özellikle Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler, Fed'in faiz kararlarından daha fazla etkileniyor. Bu nedenle, Fed'in atacağı adımlar, küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir.
Uzmanlar, Fed'in Eylül'de faiz artırması durumunda, doların diğer para birimleri karşısında değer kazanabileceğini ve gelişmekte olan ülke para birimlerinin baskı altında kalabileceğini belirtiyor. Bu durumun, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonist baskıları tetikleyebileceği de öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırım ihtimali, Türkiye ekonomisi için yakından izlenen bir gelişme. ABD'de faizlerin yükselmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırabilir ve Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde uyguladığı rasyonel ekonomi politikaları sayesinde, bu tür dış şoklara karşı direncinin arttığı değerlendiriliyor. Merkez Bankası'nın rezerv biriktirmesi ve yeni ekonomi yönetiminin kredibilitesi, piyasaların güvenini tazeliyor. Yine de, küresel finansal koşullardaki sıkılaşmanın, Türkiye'nin cari açık finansmanı açısından riskler barındırdığı unutulmamalı. Bu nedenle, Fed'in faiz kararları, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı için kritik önem taşımaya devam ediyor.