ABD Merkez Bankası (Fed), faiz oranlarını düşürmek için hızla gerekçelerini kaybediyor. Cuma günü açıklanan tarım dışı istihdam verileri, işgücü piyasasının beklenenden daha dirençli olduğunu ve enflasyonun kalıcı olabileceğini gösterdi. Bu durum, Fed'in bu yıl faiz indirimine gitme ihtimalini önemli ölçüde azaltırken, başta gelişmekte olan piyasalar olmak üzere küresel finansal koşulları etkileyecek bir tablo ortaya koyuyor.
Güçlü İstihdam Piyasası Enflasyon Endişelerini Besliyor
ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, ekonominin geçen ay 272 bin yeni iş eklediği ve işsizlik oranının yüzde 4,0'ta kaldığı bildirildi. Ortalama saatlik kazançlar ise yıllık bazda yüzde 4,1 artış gösterdi. Bu rakamlar, Fed'in enflasyon hedeflemesi açısından kritik öneme sahip. Özellikle ücret artışlarının enflasyon baskılarını canlı tutması, merkez bankasının politika faizini mevcut seviyesinde tutma kararını destekliyor.
Fed Başkanı Jerome Powell, son toplantı sonrası yaptığı açıklamada, enflasyonun yüzde 2 hedefine yaklaştığına dair daha fazla kanıt görmek istediklerini vurgulamıştı. Güçlü gelen istihdam raporu, bu kanıtların henüz yeterli olmadığı anlamına geliyor. Piyasalar, Fed'in eylül ayında faiz indirimi yapma olasılığını bir hafta önce yüzde 55 olarak fiyatlarken, rapor sonrası bu oran yüzde 31'e geriledi. Yıl sonuna kadar toplam 25 baz puanlık bir indirim bile belirsiz hale gelmiş durumda.
Küresel Piyasalara Etkisi ve Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutması, dünya genelinde para politikalarını etkiliyor. Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası gibi büyük merkez bankaları da benzer bir duruş sergilerken, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerindeki baskı artıyor. Dolar endeksi, istihdam raporu sonrası yükselişe geçti. Yatırımcılar, daha yüksek getiri arayışıyla gelişmekte olan piyasalardan çıkış yapma eğilimine girebilir. Ayrıca, emtia fiyatları üzerinde de doların güçlenmesine bağlı olarak aşağı yönlü baskı oluşması bekleniyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için bu durum kısa vadede ithalat maliyetlerini azaltabilir, ancak sermaye çıkışları ve kur oynaklığı riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirimi beklentilerini zora sokuyor. Türkiye'de enflasyonun yüksek seyretmesi ve döviz rezervlerinin kırılganlığı, TCMB'nin politika faizini yüzde 50'de tutmasına neden oluyor. Fed'in sıkı duruşu, TL üzerindeki baskıyı artırabilir ve Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını yükseltebilir. Öte yandan, ABD ekonomisinin yumuşak iniş yapması durumunda gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışı tekrar canlanabilir. Ancak mevcut veriler, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle enflasyonu kontrol altına alması gerektiğini ve dış konjonktürden olumlu bir destek beklememesini işaret ediyor.