ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasına ilişkin beklentiler yeniden şekilleniyor. Bloomberg News tarafından yapılan son ankete katılan ekonomistler, Fed'in faiz indirimlerine başlama takvimini 2027 yılına kadar öteledi. Anket sonuçlarına göre, Fed'in mevcut faiz oranlarını en az 2025 yılının ortasına kadar sabit tutması bekleniyor. Bu durum, küresel piyasalarda ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde yeni bir belirsizlik dalgasına yol açarken, yatırımcılar ve politika yapıcılar için önemli sinyaller barındırıyor.
Gelişmenin arka planı
Fed, enflasyonla mücadele kapsamında 2022-2023 döneminde faiz oranlarını agresif bir şekilde artırmıştı. Ancak son dönemde enflasyon verilerinde beklenen düşüşün gerçekleşmemesi ve işgücü piyasasının dirençli seyretmesi, Fed'in gevşeme adımlarını ertelemesine neden oldu. Ankete katılan ekonomistler, faiz indirimlerinin 2026 yılından önce başlamasının düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor.
Bloomberg anketi, 44 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirildi. Katılımcıların büyük çoğunluğu, Fed'in politika faizini en az 2025 ortasına kadar mevcut seviyesi olan yüzde 5,25-5,50 aralığında tutacağını öngörüyor. Bazı ekonomistler ise faiz indirimlerinin 2027 yılına kadar başlamayabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Fed'in faizleri yüksek tutması, küresel sermaye akışlarını ve döviz kurlarını doğrudan etkiliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, yüksek ABD faizleri nedeniyle sermaye çıkışı ve yerel para birimlerinde değer kaybı riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için ek bir baskı unsuru oluşturuyor.
Ayrıca, Fed'in sıkı para politikası, küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü riskleri beraberinde getiriyor. Uluslararası kuruluşlar, gelişmiş ülkelerdeki yüksek faizlerin dünya genelinde yatırım ve tüketim kararlarını olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi için önemli bir referans noktası. Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, küresel likiditenin dar kalması anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman maliyetlerini artırabilir ve TL üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikalarını belirlerken Fed'in adımlarını yakından takip etmesi gerekiyor. TCMB'nin sıkı para politikasını sürdürmesi, enflasyonla mücadelede kritik önem taşıyor. Küresel faiz ortamının yüksek seyretmesi, TCMB'nin elini bir süre daha sıkı tutmasını gerektirebilir.