ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bir sonraki hamlesinin faiz artırımı mı yoksa indirimi mi olacağı sorusu, piyasalarda giderek daha net bir yanıt buluyor. iCapital Baş Yatırım Sorumlusu Dan Suzuki'ye göre, yavaşlayan istihdam artışı ve soğuyan enflasyon verileri, Fed'in faiz indirimine gitme ihtimalini artırırken, artırım senaryosunu neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor. Suzuki, Bloomberg Open Interest programında yaptığı değerlendirmede, piyasaların aslında 'dünün ekonomisini' fiyatladığını, yani mevcut verilerin geçmişe dönük olduğunu ve gerçek ekonomik yavaşlamanın henüz tam olarak fiyatlara yansımadığını vurguladı.
İşgücü Piyasası Soğuyor, Enflasyon Geriliyor
Son aylarda açıklanan tarım dışı istihdam verileri, beklentilerin altında kalarak işgücü piyasasında bir soğuma sinyali veriyor. Nisan ayında eklenen 175 bin kişilik istihdam, Mart ayındaki 315 bin kişilik artışın oldukça gerisinde kaldı. Aynı zamanda işsizlik oranı da yüzde 3,9'a yükselerek beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Bu veriler, Fed'in uzun süredir beklediği 'yumuşak iniş' senaryosunun gerçekleşmeye başladığını gösteriyor. Öte yandan, enflasyon göstergeleri de yavaş yavaş hedefe yaklaşıyor. Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi, Mart'ta yıllık bazda yüzde 2,7 ile Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmaya devam etse de, aylık bazda yavaşlama eğilimi sürüyor. Suzuki'ye göre, bu iki faktör bir araya geldiğinde, Fed'in faiz artırımı yapması için hiçbir gerekçe kalmıyor. Aksine, ekonomideki yavaşlamanın derinleşmesi halinde, Fed'in faiz indirimine gitmesi kaçınılmaz hale gelecek.
Uzun Vadeli Tahvil Faizleri ve Hisse Senedi Piyasası
İlginç bir şekilde, 10 yıllık Hazine tahvil faizlerinin yüzde 4,5 seviyelerine yükselmesine rağmen, hisse senedi piyasalarındaki yükseliş trendi devam ediyor. Suzuki, bu durumu 'piyasaların daha iyi bir ekonomik senaryoya odaklanması' olarak yorumluyor. Yatırımcılar, faizlerin yükselmesini ekonominin güçlü olduğu şeklinde yorumlayarak risk iştahını koruyor. Ancak Suzuki, bu durumun kalıcı olmayabileceği uyarısında bulunuyor. Eğer tahvil faizleri daha da yükselir ve ekonomik veriler bozulmaya devam ederse, hisse senedi piyasalarında bir düzeltme yaşanabileceğini belirtiyor. Ayrıca, teknoloji hisselerindeki liderliğin değişmekte olduğunu ifade eden Suzuki, yapay zeka (AI) alanında daha önce Nvidia gibi şirketlerin öncülüğünde yaşanan rallinin, artık diğer sektörlere ve daha geniş bir hisse yelpazesine yayıldığını söylüyor. Bu da piyasanın daha sağlıklı bir temele oturduğunu gösterebilir.
Fed'in Gelecek Adımları ve Piyasa Beklentileri
Fed yetkilileri son dönemde yaptıkları açıklamalarda, faiz indirimi için henüz erken olduğunu ve enflasyonun kalıcı bir şekilde düştüğünden emin olmak istediklerini belirtiyor. Ancak piyasa fiyatlamaları, Fed'in Eylül ayında bir faiz indirimine gideceğine işaret ediyor. Suzuki'ye göre, bu beklenti oldukça gerçekçi. Ancak asıl önemli olanın, indirimin büyüklüğü ve hızı olduğunu vurguluyor. Eğer Fed, 25 baz puanlık kademeli indirimlerle başlarsa, piyasa bunu olumlu karşılayacaktır. Ancak acil bir indirim yapmak zorunda kalırsa, bu durum ekonominin beklenenden daha kötü durumda olduğu anlamına geleceği için piyasalar üzerinde olumsuz etki yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz indirimine gitmesi, gelişmekte olan ülkeler için genellikle olumlu bir gelişmedir. Düşen ABD faizleri, Türkiye gibi ülkelere sermaye girişini hızlandırabilir ve TL varlıklarına olan talebi artırabilir. Ayrıca Fed'in faiz indirimi, küresel durgunluk endişelerini yansıtıyorsa, bu durum Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ancak mevcut koşullarda, yumuşak iniş senaryosu Türkiye için daha avantajlı görünüyor. Yine de TCMB'nin kendi para politikasını bağımsız bir şekilde yürütmesi ve enflasyonla mücadelede kararlı olması gerekiyor. Fed'in kararları, küresel likidite koşullarını belirlemesi açısından Türkiye ekonomisi için yakından takip edilmelidir.