ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadelesinde kritik bir dönemeç yaşanıyor. Başkan Jerome Powell'ın görev süresinin son yılına girerken, Fed'in üzerinde baskı yaratan enflasyon verileri, 'kesilmiş ortalama' yöntemiyle hesaplandığında yılların en düşük seviyesine inmiş durumda. Bu durum, politika yapıcıların manşet rakamların ötesine geçerek daha sağlıklı bir tabloyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Kesilmiş ortalama nedir ve neden önemli?
Kesilmiş ortalama, en uç fiyat hareketlerini (örneğin gıda ve enerji gibi oynak kalemler) hesaplamanın dışında tutarak, enflasyonun altında yatan trendi daha net ortaya koyan bir ölçümdür. Cleveland Fed tarafından hesaplanan bu gösterge, son verilere göre Şubat ayında yıllık bazda yüzde 2,5 ile Mart 2021'den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Bu oran, Fed'in yüzde 2 hedefinin hemen üzerinde ve son üç yılın en düşük değeri olarak kaydedildi. Aynı dönemde manşet enflasyon (TÜFE) ise yüzde 3,1 olarak açıklanmıştı. Bu fark, enflasyonun aslında göründüğünden daha hızlı yavaşladığını gösteriyor.
Uzmanlar, bu durumun Fed'in faiz indirimi konusunda elini güçlendirebileceğini belirtiyor. Özellikle son aylarda enflasyondaki katılık, piyasalarda faiz indirimi beklentilerini ertelemişti. Ancak kesilmiş ortalama verisi, fiyat baskılarının yaygınlaşmadığını, aksine daraldığını ortaya koyuyor. Bu da Fed'in 'enflasyonla mücadelede işimiz bitmedi' söylemine rağmen, yıl içinde faiz indirimine gidebileceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.
Piyasalar ve Fed üzerindeki baskı
Piyasalar, Fed'in bu yılki ilk faiz indirimini haziran toplantısında yapacağını fiyatlıyor. Ancak Powell ve diğer yetkililer, enflasyonun hedefe istikrarlı bir şekilde inmesini beklemeden faiz indirimine gitmeyeceklerini tekrarlıyor. Yine de kesilmiş ortalama verisinin bu kadar düşük seyretmesi, Fed içindeki 'güvercin' kanadın elini güçlendiriyor. Öte yandan, enflasyonla mücadelede son kilometrenin en zorlu kısım olduğu bilinen bir gerçek. Hizmet sektörü fiyatları ve ücret artışları hâlâ dikkatle izleniyor.
Küresel ekonomide ise bu gelişme, diğer merkez bankalarının da faiz indirimine yönelmesi için bir zemin hazırlayabilir. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası, Fed'in hamlelerini yakından takip ediyor. ABD'de enflasyonun istikrarlı düşüşü, küresel piyasalarda iyimserliği artırırken, doların değerini de görece zayıflatabilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerindeki baskıyı hafifletebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD enflasyonundaki düşüş eğilimi, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğuruyor. Öncelikle, Fed'in faiz indirimine gitmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını artırabilir. Bu, Türkiye gibi cari açık veren ve dış finansmana ihtiyaç duyan ülkeler için olumlu bir gelişme. Ayrıca, doların küresel çapta değer kaybetmesi, Türk Lirası üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi enflasyon sorunu devam ettiği için, bu küresel iyileşmenin etkisi sınırlı kalabilir. Yurt içi fiyat istikrarını sağlamak, Merkez Bankası ve hükümetin temel önceliği olmayı sürdürüyor. Dolayısıyla, Fed'in politikaları Türkiye'ye nefes aldırsa da asıl çözüm, iç reformlarda.