ABD'de tüketici güveni, İran'la süregelen savaşın hayat pahalılığı üzerindeki baskıyı artırmasıyla birlikte belirgin biçimde düşerken, perakende satışlarda da ciddi bir gerileme yaşanıyor. Son anketler, Amerikalıların Başkan Donald Trump'ın ekonomi yönetimine duyduğu güvenin hızla azaldığını gösteriyor. Yaşam maliyetindeki artış ve artan faiz oranları, hanehalkı bütçelerini zorlarken, ekonomik iyimserlik yerini karamsarlığa bırakıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'de tüketici güven endeksi, son üç aydır üst üste düşüş kaydederek pandemi döneminden bu yana en düşük seviyelerine geriledi. Michigan Üniversitesi'nin aylık anketine göre, tüketici güveni Şubat ayında 62,8'e gerileyerek Ocak ayındaki 68,9 seviyesinden belirgin bir düşüş gösterdi. Bu düşüş, özellikle düşük ve orta gelirli hanelerde daha belirgin. Aynı dönemde perakende satışlar, yıllık bazda yüzde 0,4'lük bir artış gösterse de, enflasyona göre düzeltildiğinde gerçek anlamda bir düşüş yaşandığı görülüyor.
İran'la yaşanan savaşın enerji fiyatlarını yukarı çekmesi, benzin ve ısınma maliyetlerini artırdı. Özellikle Orta Doğu'daki gerginlik, petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Bu durum, ABD'de ekonomik büyümeyi yavaşlatırken, işsizlik oranı yüzde 4,2'ye yükseldi. Federal Rezerv'in faiz oranlarını yüksek tutma politikası, kredi kartı ve ipotek faizlerini artırarak tüketici harcamalarını daha da kısıtlıyor.
Trump yönetimi, ekonomik sıkıntıları hafifletmek için vergi indirimleri ve enerji üretimini artırma sözü verdi, ancak bu önlemler henüz etkisini göstermiş değil. Uzmanlar, savaşın sona ermemesi halinde ekonomik durgunluğun kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ekonomisindeki bu olumsuz tablo, küresel piyasaları da etkiliyor. Doların değer kaybetmesi, gelişmekte olan ülkelerin ihracatını olumsuz etkilerken, altın fiyatları rekor seviyelere ulaştı. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel büyüme tahminini aşağı çekerek 2025 yılı için yüzde 2,9'a revize etti. Avrupa Birliği ülkeleri, enerji maliyetlerinin artması nedeniyle resesyon riskiyle karşı karşıya kalırken, Asya'nın ihracatçı ülkeleri de ABD talebindeki zayıflamadan olumsuz etkileniyor.
Orta Doğu'daki savaşın tırmanması, küresel tedarik zincirlerinde yeni aksamalara yol açtı. Stratejik öneme sahip Basra Körfezi ve Süveyş Kanalı'ndaki geçişlerde yaşanan güvenlik sorunları, deniz taşımacılığı maliyetlerini artırdı. Bu durum, özellikle enerji ve gıda tedarikinde ithalata bağımlı ülkelerde enflasyonist baskıları güçlendiriyor.
ABD'deki ekonomik belirsizlik, siyasi sonuçlar da doğurabilir. Başkan Trump'ın 2025 yılının sonunda yapılacak ara seçimlerde Kongre'deki çoğunluğunu kaybetme riski bulunuyor. Kamuoyu yoklamaları, ekonomik kaygıların seçmenlerin en önemli gündemi olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki bu ekonomik yavaşlamadan doğrudan etkilenebilir. Türkiye'nin ihracatının önemli bir kısmını ABD'ye gerçekleştirmesi, ABD talebindeki düşüşün ihracat gelirlerini azaltmasına yol açabilir. Ayrıca, küresel enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. ABD dolarının değer kaybetmesi, Türk lirasının göreceli olarak değerlenmesine neden olabilir; bu durum, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatabilir. Jeopolitik açıdan bakıldığında, ABD'nin Orta Doğu'da askeri olarak meşgul olması, bölgedeki dengeleri değiştirebilir; Türkiye'nin bu süreçte diplomatik ve ekonomik manevra alanını genişletebilir. Ancak, küresel ekonomik durgunluk riski Türkiye'nin büyüme hedeflerini olumsuz etkileyebilir.