ABD Merkez Bankası (Fed), Çarşamba günü politika faizini çeyrek puan artırarak üç yıl aradan sonra ilk kez sıkılaştırmaya gitti. Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) oybirliğiyle faiz oranını yüzde 0,25-0,50 aralığına yükseltti. Karar, yüksek enflasyonla mücadele kapsamında alındı ve Başkan Donald Trump'ın tepkisini çekmesi kesin. Fed Başkanı Jerome Powell, "Enflasyonun kontrol altına alınması için kararlıyız" mesajı verdi.
Faiz Artışının Arka Planı
Fed'in bu hamlesi, pandemi sonrası ekonomik toparlanma sürecinde ortaya çıkan arz sıkışmaları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların tetiklediği enflasyonist baskılara yanıt olarak geldi. ABD'de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) son aylarda yüzde 7'nin üzerine çıkarak 40 yılın zirvesine ulaşmıştı. Fed, uzun süre "geçici" dediği enflasyonun kalıcı hale gelmesi üzerine rotasını değiştirdi. Ayrıca işsizlik oranının yüzde 4'ün altına gerilemesi ve ücret artışlarının hızlanması, merkez bankasının harekete geçmesini kolaylaştırdı.
FOMC toplantısı sonrası yapılan açıklamada, "Ekonomik aktivite ve istihdam güçlü bir şekilde artmaya devam etti" denildi. Komite, enflasyonun yüzde 2 hedefinin "önemli ölçüde üzerinde" olduğunu vurguladı. Fed, bilanço küçültme operasyonuna da bu yıl içinde başlayabileceğinin sinyalini verdi. Piyasalar kararı büyük ölçüde fiyatlamıştı; ancak karar sonrası dolar endeksi yükseldi, ons altın geriledi, ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,20'nin üzerine çıktı.
Trump'ın Tepkisi ve Siyasi Boyut
Eski Başkan Donald Trump, Fed'in faiz artırımına sert tepki gösterdi. Trump, "Fed Başkanı Powell yine yanlış yaptı. Enflasyonla mücadele edeceğine ekonomiyi yavaşlatıyor. Bu, Amerika'nın büyümesine darbe vuracak" ifadelerini kullandı. Trump, başkanlığı döneminde de Fed'in faiz artırımlarını sık sık eleştirmiş, hatta Powell'ı görevden almakla tehdit etmişti. Bu kez de benzer bir tavır sergileyerek, Fed'in bağımsızlığını sorguladı. Siyasi analistler, Trump'ın 2024 seçimleri öncesi ekonomik göstergeleri kullanarak Fed'i hedef almasının beklenen bir hamle olduğunu belirtiyor.
Küresel Piyasalar ve Yansımalar
Fed'in faiz artırımı, küresel piyasaları da dalgalandırdı. Gelişmekte olan ülke para birimleri dolar karşısında değer kaybetti; Türk lirası, Brezilya reali ve Güney Afrika randı gün içinde yüzde 1'e varan düşüşler yaşadı. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) gibi merkez bankalarının da benzer adımlar atması bekleniyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Fed'in sıkılaşmasının küresel borçlanma maliyetlerini artıracağı ve özellikle yüksek dış borcu olan ülkeler için risk oluşturduğu uyarısında bulundu. Çin Merkez Bankası ise faiz indirimi sinyali vererek ters yönde hareket etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırımı, Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğuracak. Türkiye, yüksek cari açık ve dış borç yükü nedeniyle küresel finansal koşullardaki sıkılaşmadan olumsuz etkilenebilir. Doların güçlenmesi, TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratırken, enerji ve emtia ithalat maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Fed'in sıkılaşması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikası üzerinde de dolaylı baskı oluşturuyor. Türkiye'nin kısa vadeli dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, küresel risk iştahındaki azalma sermaye girişlerini zayıflatabilir. Bu durum, ekonomik büyüme ve enflasyon üzerinde ek yük getirebilir.
Sonuç ve Beklentiler
Fed'in faiz artırımı, pandemi dönemindeki ultra gevşek para politikasının sona erdiğinin en net göstergesi. Piyasalar, yıl sonuna kadar toplamda 7 faiz artırımı bekliyor. Ancak bu süreçte ekonomik büyümenin yavaşlaması ve resesyon riski tartışılıyor. Fed Başkanı Powell, "Yumuşak iniş" hedeflediklerini belirtse de, jeopolitik riskler (Ukrayna savaşı, Çin-Tayvan gerilimi) ve tedarik zinciri sorunları işleri zorlaştırabilir. Önümüzdeki aylarda Fed'in adımları, küresel piyasaların yönünü belirleyecek.