Yabancı yatırımcıların elindeki ABD Hazine tahvilleri, temmuz ayında Fransa ve Kanada'nın stoklarındaki azalmanın etkisiyle Ekim 2023'ten bu yana en düşük seviyeye indi. ABD Hazine Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, yabancıların toplam Hazine tahvili varlıkları temmuzda 8 trilyon 339 milyar dolara geriledi; bu, bir önceki aya göre 42,5 milyar dolarlık bir düşüşe işaret ediyor. Haziran ayında bu rakam 8 trilyon 381 milyar dolar seviyesindeydi. Söz konusu düşüş, küresel yatırımcıların ABD tahvillerine olan talebindeki dalgalanmayı gözler önüne seriyor.
Yabancı Talebindeki Düşüşün Arka Planı
ABD Hazine Bakanlığı'nın uluslararası sermaye akımlarına ilişkin aylık raporuna göre, temmuz ayındaki gerilemede Fransa'nın elindeki ABD tahvillerinin 32,5 milyar dolar azalarak 348,5 milyar dolara inmesi ve Kanada'nın varlıklarının 20,4 milyar dolar düşüşle 367,9 milyar dolara gerilemesi belirleyici oldu. Bu iki ülkedeki düşüş, küresel faiz oranlarındaki belirsizlikler ve kur dalgalanmalarıyla ilişkilendiriliyor. Öte yandan, en büyük yabancı alacaklı olan Japonya'nın varlıkları temmuzda 1 trilyon 124 milyar dolardan 1 trilyon 115 milyar dolara geriledi. Çin'in elindeki tahviller ise 770 milyar dolardan 773 milyar dolara yükseldi; bu, Çin'in son aylardaki en yüksek seviyesi oldu. İngiltere'nin varlıkları da 741 milyar dolardan 746 milyar dolara çıktı.
Uzmanlar, yabancı yatırımcıların ABD Hazine tahvillerine yönelik ilgisinin Fed'in para politikası ve enflasyon verilerine bağlı olarak dalgalanmaya devam edeceğini belirtiyor. Temmuz ayında ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,2 civarında seyrederken, dolar endeksi dalgalı bir seyir izlemişti. Bu dönemde Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indirim sinyalleri ve Japonya Merkez Bankası'nın politika değişikliği beklentileri, küresel tahvil akımlarını etkiledi.
Küresel Piyasalar ve ABD Borçlanma Maliyeti Üzerindeki Etkiler
Yabancı yatırımcıların ABD Hazine tahvillerindeki payı, ABD'nin borçlanma maliyetleri açısından kritik önem taşıyor. Yabancı talebindeki azalma, Hazine'nin borçlanma faizlerini yukarı yönlü baskılayabilir ve dolayısıyla ipotek, kredi kartı ve kurumsal kredi faizlerini etkileyebilir. Ancak uzmanlar, ABD Hazine piyasasının derinliği ve likiditesi sayesinde bu tür dalgalanmaların genellikle telafi edildiğini vurguluyor.
Küresel ölçekte değerlendirildiğinde, temmuz ayındaki düşüş, yabancı merkez bankalarının ve kurumsal yatırımcıların portföylerini çeşitlendirme eğiliminin bir yansıması olarak görülüyor. Son yıllarda Çin ve diğer bazı ülkeler, ABD dolarına olan bağımlılığı azaltmak amacıyla rezervlerini altın ve diğer para birimlerine kaydırma stratejisi izliyor. Bu durum, ABD Hazine tahvillerine olan yapısal talebi zaman zaman zayıflatabiliyor.
Önümüzdeki dönemde Fed'in faiz indirim döngüsüne başlaması halinde, ABD tahvillerinin cazibesinin artabileceği ve yabancı girişlerin yeniden güçlenebileceği öngörülüyor. Zira düşük faiz ortamında tahvil fiyatları yükselirken, yatırımcılar sermaye kazancı elde edebiliyor. Ancak jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşları, bu görünümü tersine çevirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Hazine tahvillerindeki yabancı payındaki düşüş, küresel risk iştahındaki dalgalanmayı gösteriyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bu durum, portföy akımlarının yönü açısından önemli. ABD tahvillerinden çıkan yatırımcıların bir kısmı daha yüksek getiri arayışıyla gelişen piyasalara yönelebilir; bu da Türkiye'ye kısa vadeli sermaye girişini artırabilir. Ancak aynı zamanda ABD faizlerindeki olası yükseliş, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini ve TL üzerindeki baskıyı artırabilir. Bu nedenle gelişmenin etkisi, Fed'in politikalarına ve küresel likidite koşullarına bağlı olarak şekillenecek.