ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Cuma günü yaptığı açıklamayla, kürtaj hapı olarak bilinen mifepristonun güvenliğine ilişkin kapsamlı bir inceleme başlatacağını duyurdu. Bu karar, Cumhuriyetçi politikacıların ve muhafazakar grupların aylardır sürdürdüğü yoğun siyasi baskının ardından geldi. FDA, söz konusu incelemenin, ilacın mevcut bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesini ve olası risklerin güncellenmesini amaçladığını belirtti. Ancak kurum, bu adımın siyasi baskıdan bağımsız, tamamen bilimsel kaygılarla atıldığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Mifepriston, 2000 yılında FDA onayı almasının ardından ABD'de yaygın şekilde kullanılan bir ilaç. Özellikle 2022'de Yüksek Mahkeme'nin Roe v. Wade kararını iptal etmesiyle, kürtaj hakkı eyaletlerin yetkisine bırakıldı ve mifepriston kullanımı siyasi bir tartışma konusu haline geldi. Muhafazakar eyaletler, ilacın güvenliğini sorgulayarak federal düzeyde yeniden değerlendirme talep etti. Bu süreçte, bir federal yargıcın ilacın onayını askıya alma girişimi, Yüksek Mahkeme tarafından geçici olarak durdurulmuştu.
FDA'nın inceleme kararı, özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde siyasi bir boyut kazandı. Cumhuriyetçi aday adayı Donald Trump'ın da desteklediği bu hamle, kürtaj karşıtı seçmen tabanını harekete geçirmeyi hedefliyor. Ancak sağlık uzmanları, mifepristonun yıllardır güvenle kullanıldığını ve ciddi yan etki oranının son derece düşük olduğunu savunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, ABD iç siyasetinin yanı sıra küresel sağlık politikalarını da etkileyebilir. ABD, mifepristonun en büyük pazarlarından biri konumunda. FDA'nın olası bir kısıtlama kararı, diğer ülkelerdeki düzenleyici kurumları da etkileyerek, kürtaj haplarına erişimde daralmaya yol açabilir. Öte yandan, Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), mifepristonun güvenli olduğunu teyit eden çalışmalar yayımlamış durumda. Bu nedenle, FDA'nın incelemesi uluslararası bilimsel mutabakatla çelişme riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'de de kürtaj hakkı tartışmalarını yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, 1983 yılından bu yana 10 haftaya kadar isteğe bağlı kürtaja izin veriyor ve mifepriston benzeri ilaçlar kullanılabiliyor. FDA'nın alacağı karar, Türk düzenleyici kurumlarının (TİTCK) ilaca ilişkin değerlendirmelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, küresel kürtaj karşıtı hareketin bu incelemeyi bir zafer olarak göstermesi, Türkiye'deki siyasi söylemlerde de yansıma bulabilir. Doğrudan bir dış politika etkisi olmasa da, sağlık ve kadın hakları bağlamında yakından takip edilmelidir.