Fas, Kuzey Afrika kıyısındaki İspanya'ya ait Sebte (Ceuta) ve Melilla özerk şehirlerine yönelik toprak iddialarını yeniden gündeme getiriyor. Ancak bu hamle, bağımsızlık sonrası dönemin dekolonizasyon taleplerinden çok, 21. yüzyılın jeopolitik dengelerinde yeni bir pazarlık stratejisi olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, Rabat yönetiminin bu iddiayı, Batı Sahra konusundaki uluslararası desteğini artırmak, iç kamuoyunu konsolide etmek ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde elini güçlendirmek amacıyla kullandığını belirtiyor. Peki bu gerilimli süreç, Akdeniz'in iki yakasında nasıl bir yankı uyandırıyor?
Fas'ın Tarihsel İddiası ve Güncel Strateji
Fas, 1956'da bağımsızlığını kazandıktan sonra Sebte, Melilla ve Akdeniz kıyısındaki bazı adalar üzerinde egemenlik iddia etti. Ancak İspanya, bu bölgelerin yüzyıllardır İspanyol toprağı olduğunu savunarak Fas'ın taleplerini reddetti. İki ülke arasındaki ilişkiler, 2021'de Batı Sahra krizi ve İspanya'nın COVID-19 aşıları konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle gerilmişti. Son dönemde ise Fas, İspanya'nın Batı Sahra konusundaki tutumunu değiştirmesi karşılığında, Sebte ve Melilla konusundaki ısrarını yumuşatmıştı. Ancak Rabat'ın bu tutumunun, iç siyasetteki meşruiyet ihtiyacı ve bölgesel güç dengelerindeki değişimle yeniden sertleştiği görülüyor. Fas'ın bu hamlesi, aslında Batı Sahra'daki egemenlik iddiasını uluslararası alanda güçlendirmek için kullandığı bir koz olarak değerlendiriliyor. Zira İspanya'nın Sebte ve Melilla'yı tartışmaya açması, Fas'ın Batı Sahra'daki konumunu müzakere masasında avantaja dönüştürebilir.
İspanya ve Avrupa Birliği'nin Tepkisi
İspanya hükümeti, Fas'ın bu iddialarını kesin bir dille reddediyor. Madrid yönetimi, Sebte ve Melilla'nın Avrupa toprağı olduğunu ve bu konuda herhangi bir müzakereye açık olmadığını vurguluyor. Avrupa Birliği ise bu konuda İspanya'nın yanında yer alarak, Fas'ın uluslararası hukuka aykırı şekilde toprak talebinde bulunamayacağını belirtiyor. Ancak Brüksel'in bu tutumu, Fas ile AB arasındaki ekonomik ve güvenlik işbirliği anlaşmalarını zedeleyebilir. Özellikle göçmen akınları ve terörle mücadele konularında Fas'ın kilit bir ortak olması, AB'yi zor bir denklemin içine sokuyor. Fas'ın bu hamlesi, AB'nin Akdeniz politikasına da yeni bir boyut kazandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Sahra konusunda tıpkı Fas gibi kendi ulusal çıkarlarını gözeterek, Afrika'daki sömürge mirasına karşı çıkan bir duruş sergiliyor. Ancak Türkiye'nin, Fas'ın Sebte ve Melilla iddiasına doğrudan bir desteği bulunmuyor. Bu gerilim, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında Fas ile geliştirdiği ekonomik ve siyasi ilişkileri dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Kuzey Afrika'daki bu istikrarsızlık, Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve göç rotaları üzerinde etkili olabilir. Türkiye, bu süreçte hem Fas'la hem de İspanya'yla dengeli ilişkilerini korumaya çalışarak, bölgesel istikrarın bozulmaması için diplomatik kanalları kullanabilir.