Fas'ın başkenti Rabat başta olmak üzere ülke genelinde binlerce kişi, hükümetin İsrail ile artan iş birliğini protesto etti. Göstericiler, Filistin halkıyla dayanışma mesajı verirken, normalleşme anlaşmalarının iptal edilmesini talep etti. Eylemler, halkın büyük çoğunluğunun Filistin davasına verdiği desteği ve Rabat yönetiminin İsrail ile giderek güçlenen bağlarını gözler önüne seriyor.
Normalleşme sürecinin arka planı
Fas, 2020 yılında ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştiren Abraham Accords'a katılan ülkelerden biri oldu. Bu adım, karşılığında Washington'ın Batı Sahra konusunda Fas'ın egemenliğini tanımasını sağladı. O günden bu yana iki ülke arasında ekonomik, güvenlik ve teknoloji alanlarında çeşitli anlaşmalar imzalandı. Ancak Fas kamuoyu, tarihsel olarak Filistin davasına güçlü bir sempati besliyor ve normalleşmeyi hiçbir zaman benimsemedi.
Son aylarda Gazze'de yaşanan insani kriz, Fas sokaklarındaki öfkeyi daha da artırdı. Başta İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) olmak üzere muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları ve sendikalar, hükümeti İsrail ile ilişkileri askıya almaya çağırıyor. Protestoların organizatörleri arasında yer alan Fas Filistin'i Destekleme Ulusal Cephesi, "Normalleşme ihanettir" sloganıyla kitlesel yürüyüşler düzenliyor.
Rabat'ın ikilemi ve bölgesel boyut
Fas yönetimi, İsrail ile ilişkileri sürdürmenin stratejik faydalarını savunuyor. Batı Sahra konusunda ABD ve İsrail'in desteğini almak, Rabat için hayati önem taşıyor. Ayrıca İsrail'den temin edilen gelişmiş tarım teknolojileri, siber güvenlik sistemleri ve istihbarat paylaşımı, Fas'ın bölgesel rakipleri Cezayir'e karşı elini güçlendiriyor. Ancak bu Realpolitik yaklaşım, halkın duygusal bağlılığıyla çelişiyor.
Bölgesel düzlemde Fas'ın durumu, Arap dünyasındaki genel bir yarılmaya işaret ediyor. Körfez ülkeleri ve Mısır gibi aktörler İsrail ile ilişkilerini sürdürürken, halklar düzeyinde Filistin davasına destek güçlü kalmaya devam ediyor. Bu durum, otoriter rejimlerin dış politika tercihleri ile toplumsal talepler arasındaki kopukluğun bir göstergesi. Fas'taki protestolar, normalleşmeye karşı bölgesel bir halk hareketinin parçası olarak da okunabilir.
Uluslararası toplum, Fas'taki gösterileri yakından izliyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Rabat'ın İsrail ile iş birliğini olumlu karşılarken, insan hakları örgütleri protestoculara yönelik polis müdahalesini eleştiriyor. Fas hükümeti ise gösterilerin barışçıl olduğunu ancak kamu düzenini bozmaya yönelik girişimlere izin verilmeyeceğini belirtiyor.
Uzmanlar, Fas'ın İsrail ile ilişkilerini tamamen kesmesinin düşük bir olasılık olduğunu, ancak artan iç baskının Rabat'ı daha temkinli bir diplomasi izlemeye itebileceğini vurguluyor. Önümüzdeki dönemde protestoların seyri ve hükümetin tutumu, ülkenin dış politika yönelimini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fas'taki protestolar, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin bölgesel yankısını güçlendiriyor. Türkiye, İsrail ile normalleşmeyi askıya almış ve Filistin konusunda kararlı bir duruş sergiliyor. Fas halkının gösterileri, Arap kamuoyunda Türkiye'nin tutumuna olan sempatiyi artırabilir. Öte yandan, Fas ile Türkiye arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler, Batı Sahra meselesi nedeniyle zaman zaman gerilse de, ortak Filistin hassasiyeti iş birliği zeminini güçlendirebilir. Türkiye, bölgede normalleşme karşıtı söylemiyle öne çıkarak diplomatik etkisini pekiştirebilir.