Bağdat ve Washington arasında yürütülen müzakerelerin ardından ABD güçlerinin Irak'taki kalan üslerinden çekilme süreci resmen başladı. İran Devrim Muhafızları, bu geri çekilmeyi fırsat bilerek Amerikan seçmenine seslendi ve Başkan Donald Trump'ın Kongre'deki müttefiklerini oy vermeyerek görevden uzaklaştırmaları çağrısında bulundu. Tahran yönetimi, çekilme kararını kendi bölgesel nüfuzunun bir zaferi olarak sunarken, Washington'daki siyasi dengeleri de etkilemeye çalışıyor.
Çekilme kararının arka planı ve İran'ın tutumu
ABD'nin Irak'taki askeri varlığını azaltma kararı, yıllardır süren güvenlik müzakerelerinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. İran, özellikle 2020 yılında Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta düzenlenen bir suikastle öldürülmesinden bu yana ABD güçlerinin bölgeden tamamen çekilmesi için yoğun diplomasi yürütüyordu. Tahran, Irak'taki askeri varlığın sona ermesini, kendi sınır güvenliği ve bölgesel etkisi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriyor.
İran Devrim Muhafızları'nın açıklaması, yalnızca bir askeri çekilme mesajı değil, aynı zamanda ABD iç siyasetine yönelik bir müdahale niteliği taşıyor. Yapılan çağrıda, Amerikan halkının Trump yönetimine destek veren Kongre üyelerini seçimlerde cezalandırması gerektiği vurgulandı. Bu tür bir mesaj, İran'ın ABD seçimlerine olan ilgisini ve bölgesel hesaplarını gözler önüne seriyor.
Öte yandan, çekilme kararının zamanlaması dikkat çekici. ABD Başkanı Trump, seçim kampanyası sürecinde askerlerin ülkeye geri getirilmesi vaadini sık sık dile getirmişti. Irak'tan çekilme, bu vaadin somut bir adımı olarak yorumlanıyor. Ancak İran'ın bu süreci kendi lehine çevirme çabası, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesi, Orta Doğu'daki güç boşluğunu derinleştirebilir. İran, Irak'ta Şii milis gruplar üzerinden nüfuzunu artırarak, başkent Bağdat'ta siyasi ağırlığını daha da hissettirebilir. Bu durum, Sünni Arap ülkeleri ve İsrail tarafından endişeyle izleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın Irak'taki etkisini sınırlamak için Washington'a çağrı yapabilir.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin askeri varlığını azaltması, NATO ve diğer müttefikler nezdinde Amerika'nın bölgedeki taahhütleri konusunda soru işaretleri yaratabilir. Avrupa ülkeleri, Irak'ta istikrarın korunması için diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini savunuyor. Rusya ve Çin ise, ABD'nin çekilmesini kendi nüfuz alanlarını genişletmek için bir fırsat olarak görebilir.
İran'ın açıklamaları, yalnızca askeri bir çekilme değil, aynı zamanda psikolojik bir savaş aracı olarak da değerlendiriliyor. Tahran, ABD kamuoyunu etkileyerek, Trump yönetiminin Orta Doğu politikalarını zayıflatmayı hedefliyor. Bu strateji, İran'ın uzun vadeli bölgesel hedefleriyle uyumlu görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi ve İran'ın artan etkisi, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir jeopolitik denklem yaratıyor. Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK varlığına karşı mücadele ederken, İran'ın Şii milisler üzerinden güç kazanması Ankara'nın bölgesel dengeleri yeniden hesaplamasını gerektirebilir. Ayrıca, Irak'taki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yolları için risk oluşturabilir. Türkiye, İran ile rekabet ve işbirliği arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.