Manş Tüneli işletmecisi Eurotunnel, İngiltere hükümetinin tünelin işgal vergisi (business rates) değerlemesini yıllık 40 milyon sterlinden 118 milyon sterline çıkarmasına tepki gösterdi. Şirket, bu artışı “mantıksız” olarak nitelendirerek yasal yollara başvurma tehdidinde bulundu. İngiltere’de işletmelerin bulundukları mülklerin kira değeri üzerinden ödediği işgal vergisi, Değerleme Ofisi tarafından her beş yılda bir güncelleniyor. 2023’te yapılan son değerlemede Eurotunnel’in vergi matrahı yaklaşık üç katına çıkarıldı. Eurotunnel CEO’su, bu artışın tünelin operasyonel maliyetlerini ciddi şekilde artırdığını ve sürdürülebilirliği tehdit ettiğini belirtti.
Vergi artışının arka planı ve Eurotunnel’in tepkisi
Manş Tüneli, İngiltere ile Fransa’yı deniz altından bağlayan 50 kilometrelik bir demiryolu tünelidir. 1994’te açılan tünel, Eurostar yolcu trenleri ve Eurotunnel Shuttle araç taşıma hizmetleriyle yılda milyonlarca yolcu ve tonlarca yük taşıyor. Eurotunnel, tünelin işletme hakkını elinde bulunduran özel bir şirket. Şirket, İngiltere’deki değerleme artışının Brexit sonrası enflasyonist baskılarla birleşerek iş modelini zorladığını savunuyor. Eurotunnel, hâlihazırda yüksek enerji maliyetleri ve pandemi sonrası toparlanma süreciyle mücadele ederken, beklenmedik vergi yüküyle karşı karşıya kaldı. Şirket yetkilileri, Değerleme Ofisi’nin hesaplama yönteminin hatalı olduğunu ve tünelin gerçek ticari değerini yansıtmadığını iddia ediyor. Eurotunnel’in itiraz sürecinde hukuki yollara başvurması durumunda, dava yıllarca sürebilir ve İngiltere Maliye Bakanlığı için siyasi bir sorun haline gelebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Altyapı yatırımları ve vergi politikaları
Bu anlaşmazlık, yalnızca Manş Tüneli’ni değil, aynı zamanda İngiltere’nin altyapı yatırımlarına yönelik vergi politikalarının genel bir sorununu yansıtıyor. Brexit sonrasında İngiltere, uluslararası yatırımcıları çekmek için rekabetçi bir iş ortamı sunmayı hedefliyordu. Ancak Eurotunnel gibi büyük altyapı projelerine yönelik vergi artışları, yabancı yatırımcıların gözünde İngiltere’nin güvenilirliğini zedeleyebilir. Öte yandan, İngiltere hükümeti artan kamu harcamalarını finanse etmek için işgal vergisi gelirlerine ihtiyaç duyuyor. Bu denge, özellikle enerji krizi ve yüksek enflasyon döneminde hassas bir konu. Eurotunnel’in itirazı, benzer durumdaki diğer büyük altyapı işletmecileri için de emsal teşkil edebilir. Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri de benzer vergi artışlarıyla karşı karşıya kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin büyük altyapı projelerinde (örneğin İstanbul Havalimanı, Osman Gazi Köprüsü) uyguladığı yap-işlet-devret modelleriyle ilgili riskleri hatırlatıyor. Türkiye’de de benzer şekilde, enflasyon ve döviz kuru dalgalanmaları nedeniyle proje maliyetleri artarken, devletin vergi veya kira artışları yatırımcılar için ek yük oluşturabiliyor. Eurotunnel’in yaşadığı bu sorun, uluslararası yatırımcıların altyapı projelerine yönelik ülke riski değerlendirmelerinde vergi istikrarının önemini vurguluyor. Türkiye’nin bu alandaki politikaları ve yatırımcı güveni açısından ders çıkarılabilir.