Avrupa Birliği'nin en büyük otomobil üreticileri, Çin'den gelen uygun fiyatlı araç akınına karşı koymak amacıyla 'Avrupa'da üretim' yanlısı düzenlemeler için ortak bir lobi çalışması başlatıyor. Volkswagen AG, Stellantis NV ve Renault SA, Avrupa Komisyonu'na sundukları ortak bir bildiriyle, kıtadaki otomotiv sanayisini koruyacak yeni politikalar talep ediyor. Bu hamle, Çinli üreticilerin elektrikli araçlarda fiyat avantajını giderek artırması ve Avrupa pazarında pay kapması karşısında, Avrupalı şirketlerin ilk kez bu kadar kapsamlı bir işbirliğine gitmesi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Üç büyük üretici, AB çapında uygulanacak bir 'Avrupa-Malı' etiketleme sistemi ve yeşil dönüşüm sübvansiyonlarının yalnızca kıtada üretim yapan firmalara verilmesi gibi önlemler talep ediyor. Bildiride, Çin'in devlet destekli ucuz elektrikli araçlarının Avrupa pazarında haksız rekabet yarattığı vurgulanıyor. Özellikle BYD, SAIC ve Geely gibi Çinli markalar, Avrupa'da satışlarını son iki yılda üçe katladı. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre, Çin'den ithal edilen elektrikli araçların pazar payı 2023'te %8'e yükseldi ve 2025'te %15'i bulması bekleniyor. Alman, Fransız ve İtalyan devlerin bu ortak girişimi, Brüksel'deki düzenleyicilere yönelik en koordineli baskılardan biri olarak nitelendiriliyor.
Volkswagen CEO'su Oliver Blume, konuya ilişkin yaptığı açıklamada 'Avrupa'nın sanayi egemenliğini korumak için artık ortak bir duruş sergilemeliyiz' ifadelerini kullandı. Renault CEO'su Luca de Meo ise 'Yeşil dönüşüm, Avrupa'da üretilen araçlarla gerçekleşmeli; aksi takdirde istihdam ve teknoloji Çin'e kayar' dedi. Stellantis CEO'su Carlos Tavares ise bildirinin 'koruyuculuk değil, adil rekabet' amacı taşıdığını vurguladı. Şirketlerin ortak talepleri arasında, Çin'den gelen araçlara uygulanan gümrük vergilerinin artırılması, yerel içerik şartı getirilmesi ve Ar-Ge teşviklerinin yalnızca Avrupa merkezli firmalara verilmesi yer alıyor. AB Komisyonu, Çinli üreticilere yönelik antisübvansiyon soruşturmasını Ekim 2024'te başlatmıştı ve nihai kararın 2025 sonunda alınması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, küresel otomotiv sektöründe yaşanan büyük dönüşümün bir yansıması. Çin, dünya elektrikli araç satışlarının %60'ından fazlasını gerçekleştirerek hem üretim hem de ihracatta lider konuma yükseldi. Batılı üreticiler, yüksek maliyetler ve tedarik zinciri sorunları nedeniyle rekabet güçlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. ABD ise Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) ile Kuzey Amerika'da üretimi teşvik ederek benzer bir korumacılık izliyor. Avrupa'nın bu hamlesi, Çin ile AB arasında ticaret savaşı endişelerini de beraberinde getiriyor. Pekin yönetimi, geçmişte Avrupa'dan gelen kısıtlamalara karşı misilleme olarak konyak, domuz eti ve süt ürünlerine yönelik soruşturmalar başlatmıştı. Analistler, ortak lobi girişiminin kısa vadede sonuç vermesinin zor olduğunu, ancak Brüksel'deki düzenlemeler üzerinde baskı oluşturacağını belirtiyor. Ayrıca, bu işbirliğinin ileride Avrupa'nın dijital ve yeşil dönüşüm hedefleriyle uyumlu yeni bir sanayi politikasının temelini atabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa otomotiv sektörünün önemli bir üretim üssü konumunda. Oyak-Renault, Tofaş (Fiat) ve Volkswagen'in Manisa'daki yatırımı gibi büyük ölçekli üretim tesisleri, Türkiye'yi 'Made in Europe' tartışmasının doğrudan içine yerleştiriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği güncellemesi müzakerelerinde elini güçlendirebilir; zira Türkiye'de üretilen araçlar da 'Avrupa'da üretim' tanımına dahil edilebilir. Ancak Çinli üreticilerle ortaklık kuran veya Çin'e bağımlı tedarik zincirine sahip Türk firmaları için risk oluşturabilir. Türkiye'nin elektrikli araç dönüşümünde hızlı adım atması, bu rekabette avantaj sağlayabilir. Ayrıca, AB'nin Çin'e yönelik korumacı önlemleri, Türkiye üzerinden geçen ticaret yollarının önemini artırabilir.