Etiyopya'nın kuzeyinde, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF), Fano milisleri ve Eritre arasındaki ittifaklar, bölgedeki çatışma hatlarını yeniden çiziyor. Bir zamanlar aynı safta savaşan bu gruplar, şimdi farklı hedeflerle birbirlerine karşı konumlanıyor. 2020'de başlayan Tigray Savaşı'nın ardından bölgede kalıcı bir istikrar sağlanamazken, taraflar arasındaki stratejik hamleler, Etiyopya'nın kuzeyini yeni bir çatışmanın eşiğine getiriyor. Bu gelişmeler, Afrika Boynuzu'nun hassas dengesini etkilerken, uluslararası toplumun dikkatini de bölgeye çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Etiyopya'nın kuzeyindeki çatışma, 2020 yılında federal hükümet ile TPLF arasında başladı. TPLF, ülkeyi yaklaşık 30 yıl boyunca yönettikten sonra, Başbakan Abiy Ahmed'in reformlarıyla iktidardan uzaklaştırılmıştı. Tigray bölgesinde başlayan silahlı çatışmalar, kısa sürede komşu Amhara ve Afar bölgelerine sıçradı. Eritre ordusu da federal hükümetin yanında savaşa dahil oldu. Ancak 2022 yılında imzalanan Pretoria Barış Anlaşması ile çatışmalar resmi olarak sona erdi. Buna rağmen, anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmeler ve taraflar arasındaki güvensizlik, bölgede gerilimi canlı tutuyor.
Son dönemde, TPLF'nin Eritre ile olan ilişkileri yeniden şekilleniyor. Eritre, savaş sırasında Etiyopya federal güçleriyle birlikte TPLF'ye karşı savaşmıştı. Ancak şimdi, Eritre'nin Tigray'daki bazı bölgeleri kontrol ettiği ve TPLF ile gizli görüşmeler yaptığı iddiaları gündemde. Bu durum, Etiyopya'nın egemenliğine yönelik endişeleri artırıyor. Öte yandan, Amhara bölgesinde etkili olan Fano milisleri, federal hükümetle arasındaki ittifakı sona erdirerek bağımsız bir güç olarak hareket etmeye başladı. Fano, Amhara halkının haklarını koruma iddiasıyla hem federal hükümete hem de TPLF'ye karşı mücadele yürütüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Etiyopya'nın kuzeyindeki bu çok yönlü çatışma, Afrika Boynuzu'ndaki güç dengelerini derinden etkiliyor. Eritre'nin bölgedeki askeri varlığı, Sudan ve Mısır ile olan sınır anlaşmazlıklarını da tetikleyebilir. Ayrıca, Nil Nehri üzerindeki Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) konusundaki anlaşmazlık, bölge ülkeleri arasındaki gerilimi artırıyor. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, Etiyopya'daki insani krize dikkat çekiyor. Milyonlarca insan yerinden edilmiş durumda ve ciddi bir açlık tehlikesi mevcut. Bu durum, küresel göç dalgalarını da tetikleyebilir.
Etiyopya'nın istikrarı, tüm Afrika Boynuzu için kritik önem taşıyor. Bölgedeki diğer ülkeler, özellikle Cibuti ve Somali, Etiyopya ile olan ekonomik bağları nedeniyle gelişmeleri yakından izliyor. Çin ve Rusya gibi küresel güçler de Etiyopya'da nüfuz sahibi olmaya çalışıyor. Bu da bölgeyi uluslararası bir rekabet alanına dönüştürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya, Türkiye'nin Afrika açılımında önemli bir partner ve bölgedeki en büyük ticaret ortaklarından biri. Türkiye, Etiyopya ile askeri ve ekonomik iş birliğini geliştiriyor. Kuzeydeki çatışmanın devam etmesi, Türkiye'nin yatırımlarını ve bölgedeki diplomatik nüfuzunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Kızıldeniz'e kıyısı olan Etiyopya'nın istikrarı, Türkiye'nin deniz güvenliği stratejisi açısından da önem arz ediyor. Türkiye, bölgede barışçıl bir çözüm için arabuluculuk yapabilir ve taraflar arasında diyaloğu teşvik edebilir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Afrika'daki genişleme politikasını da etkileyebilir.