İsrail'de beş muhalefet partisinin liderleri, gelecek ay yapılacak genel seçimlerde Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetini değiştirmek amacıyla kampanya faaliyetlerini koordineli yürütme konusunda anlaşmaya vardı. Parti başkanları, karşılıklı saldırıları durdurma, seçim katılımı, hükümet programı ve medya koordinasyonu için ortak ekipler kurma sözü verdi.
İttifakın Arka Planı ve Bileşenleri
Anlaşmaya katılan beş lider arasında Yesh Atid lideri Yair Lapid, Mavi-Beyaz partisinden Benny Gantz, Israel Beiteinu lideri Avigdor Lieberman, Yeni Umut partisinden Gideon Sa'ar ve Sol partiden Merav Michaeli bulunuyor. Bu liderler, uzun süredir Netanyahu karşıtı cephede yer alıyor ancak geçmiş seçimlerde bir araya gelmekte zorlanmışlardı. Son anlaşma, özellikle seçim barajını geçme ve sağ blokun üstünlüğünü kırma hedefi taşıyor.
Yapılan ortak açıklamada, "Bu seçimler İsrail'in geleceği için bir referandumdur. Netanyahu'nun yıllardır süren yönetimini sona erdirmek için birleşiyoruz" ifadelerine yer verildi. Liderler, seçim kampanyası boyunca birbirlerine yönelik eleştirileri askıya alacak ve ortak mitingler düzenleyecek. Ayrıca, seçim günü sandık çıkış anketlerinin doğru yansıtılması için ortak gözlemci ekipleri görevlendirilecek.
Muhalefetin bu hamlesi, İsrail siyasetinde son yıllarda artan parçalanmışlığa bir yanıt olarak görülüyor. 2019'dan bu yana dört kez genel seçime gidilmesine rağmen istikrarlı bir hükümet kurulamadı. Netanyahu liderliğindeki Likud partisi, her seçimde birinci çıksa da koalisyon kurmakta zorlanıyor. Muhalefet cephesi ise farklı ideolojik çizgilerdeki partilerden oluştuğu için tek çatı altında toplanamıyordu. Bu yeni anlaşma, söz konusu bölünmüşlüğü aşma yönünde ilk somut adım olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, sadece ülke içi bir mesele olmanın ötesinde, Orta Doğu dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun iktidarda kaldığı süre boyunca izlediği politikalar, özellikle İran nükleer anlaşması, Filistin meselesi ve Arap ülkeleriyle normalleşme süreçlerinde belirleyici oldu. Muhalefetin iktidara gelmesi halinde bu politikalarda önemli değişiklikler yaşanabilir. Örneğin, Yair Lapid ve Benny Gantz gibi isimler, Filistinlilerle müzakere konusunda daha ılımlı bir çizgi izleyebileceklerini ima etmişlerdi. Ancak kesin bir politika değişikliği için partiler arası koalisyonun niteliği belirleyici olacak.
ABD yönetimi, İsrail'deki siyasi gelişmeleri yakından takip ediyor. Biden yönetimi, iki devletli çözüm konusunda Netanyahu hükümetiyle zaman zaman görüş ayrılığı yaşamıştı. Muhalefetin güçlenmesi, Washington'ın bölgedeki stratejik hedeflerini yeniden şekillendirebilir. Avrupa Birliği de İsrail'deki seçim sonuçlarının, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve İran ile yürütülen nükleer müzakereler üzerinde etkili olabileceğini düşünüyor.
Seçim kampanyasının ana gündem maddeleri arasında ekonomik sorunlar, yargı reformu tartışmaları ve güvenlik politikaları yer alıyor. Muhalefet, özellikle yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele konularında Netanyahu'yu hedef alacak. Netanyahu ise deneyimli liderliğini ve güvenlik alanındaki başarılarını öne çıkararak seçmen desteğini korumaya çalışacak. Anketler, yarışın başa baş geçeceğini gösteriyor; ancak muhalefetin ortak hareket etmesi, sağ blokun oy oranını düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Netanyahu hükümeti döneminde Türkiye-İsrail ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izledi; özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve Filistin meselesi gerilim yarattı. Muhalefetin iktidara gelmesi, Ankara ile Tel Aviv arasında yeni bir diyalog kapısı aralayabilir. Ancak muhalefet partilerinin de İran karşıtı tutumu ve Yunanistan ile yakınlaşması, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından dikkatle izlenmeli. Seçim sonuçları, Doğu Akdeniz'deki güç dengesini ve Türkiye'nin enerji hatları üzerindeki pozisyonunu etkileyebilir.