Etiyopya'nın kuzeyinde, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) isyancıları, federal hükümet güçlerinin ilerleyişi üzerine bölge başkenti Mekelle'den çekildi. Çatışmalar, 23 Eylül'de TPLF'in komşu eyaletlere saldırı başlatmasıyla yeniden alevlendi ve ülkeyi 2020-2022 yılları arasında yıkıma sürükleyen iç savaşa dönüş korkusunu artırdı. Hükümet kaynakları, Mekelle'nin kontrolünün federal güçlere geçtiğini duyururken, TPLF sözcüleri çekilmenin taktiksel olduğunu ve direnişin süreceğini açıkladı.
Çatışmaların Arka Planı ve Taraflar
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi, on yıllar boyunca Etiyopya siyasetinde baskın güçtü. 2018'de Abiy Ahmed'in başbakan olması ve ardından kurulan refah partisi koalisyonuyla TPLF iktidardan uzaklaştırıldı. 2020'de Tigray bölgesel yönetimi, federal hükümetin seçimleri ertelemesini tanımayarak kendi seçimlerini düzenledi. Federal hükümet bunu yasadışı ilan etti ve Kasım 2020'de askeri operasyon başlattı. İki yıl süren savaşta on binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca insan yerinden edildi. Kasım 2022'de Pretoria Anlaşması ile ateşkes sağlandı, ancak silahların bırakılması ve bölgenin statüsü konusundaki anlaşmazlıklar devam etti. 2023 başlarında TPLF silahlı kanadı lağvedildiğini açıklasa da, Eylül 2023'te çatışmalar yeniden başladı. TPLF, federal hükümeti anlaşmayı ihlal etmekle suçlarken, hükümet TPLF'in komşu Amhara ve Afar bölgelerine saldırılar düzenlediğini iddia ediyor.
Son çatışmalar, Etiyopya'nın kırılgan ateşkesini ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Uluslararası toplum, 2020-2022 savaşının tekrarlanmasından endişeli. Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, taraflara itidal çağrısı yaptı. ABD ve Avrupa Birliği, insani yardımların engellenmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Etiyopya hükümeti, operasyonların sınırlı olduğunu ve sivil kayıpları önlemek için özen gösterildiğini savunuyor. Ancak bölgeden gelen haberler, yoğun çatışmalar ve yerinden edilmeler olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Etiyopya, Afrika Boynuzu'nun istikrarı için kritik bir ülke. İç savaş, komşu ülkeleri de etkiliyor. Eritre, 2020-2022 savaşında Etiyopya hükümetini desteklemişti; ancak şimdi Tigray'deki gelişmeleri yakından izliyor. Sudan ve Güney Sudan, mülteci akınlarıyla karşı karşıya kalabilir. Kızıldeniz'e kıyısı olan Eritre ve Cibuti, ticaret yollarının güvenliği açısından endişeli. Küresel güçler arasında ise Etiyopya, Çin ve Rusya'nın etkisi altında. Çin, ülkenin altyapı yatırımlarında önemli bir paya sahip; Rusya ise silah tedarikçisi. Batılı ülkeler, insan hakları ihlalleri nedeniyle Etiyopya'ya yaptırım uygulamıştı. Yeniden başlayan çatışmalar, bu dengeleri sarsabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki gerilim ve Sudan'daki iç savaşla birleştiğinde, bölgesel bir yangın riski taşıyor.
Etiyopya, Afrika'nın en kalabalık ikinci ülkesi ve ekonomik olarak büyüme potansiyeli yüksek. Ancak siyasi istikrarsızlık, yatırımları olumsuz etkiliyor. Uluslararası para fonu ve Dünya Bankası, ülkeye yönelik ekonomik destek programlarını askıya almış durumda. Çatışmaların uzaması, insani krizi derinleştirecek ve bölgesel ticareti sekteye uğratacak. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülke, Etiyopya'daki vatandaşlarının güvenliği için önlem alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya'daki çatışmalar, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, son yıllarda Etiyopya ile ekonomik ve askeri ilişkilerini güçlendirdi; Türk şirketleri ülkede altyapı ve enerji projeleri yürütüyor. İstikrarsızlık, bu yatırımları riske atabilir. Ayrıca, bölgesel istikrar, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden yürütülen Türk ticareti için hayati. Türkiye, insani yardım ve diplomatik çözüm çağrılarıyla denge politikası izlemeli. Uzun süreli bir iç savaş, Türkiye'nin Afrika açılımını zayıflatabilir ve bölgesel güçlerin (Mısır, BAE) etkisini artırabilir. Bu nedenle Türkiye, ateşkesin korunması ve diyalog için aktif diplomasi yürütmeli.