Etiyopya hükümet güçleri, kuzeydeki Tigray bölgesinin başkenti Mekelle'de havalimanının kontrolünü ve şehrin büyük bölümünü ele geçirdi. Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) liderlerinin şehirden çekilmesiyle çatışmalarda kritik bir dönüm noktası yaşandı. Etiyopya ordusu, bir yıldan uzun süredir devam eden çatışmalarda ilk kez Mekelle'nin merkezine bu denli güçlü bir şekilde yerleşmiş oldu.
Gelişmenin Arka Planı
Kasım 2020'de Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in TPLF'ye yönelik askeri operasyon başlatmasıyla patlak veren çatışmalar, aylarca süren görece sakin bir dönemin ardından Ağustos 2022'de yeniden alevlendi. Tigray güçleri, Temmuz ayında başlattıkları karşı taarruzla Amhara ve Afar bölgelerine doğru ilerlemiş, hatta başkent Addis Ababa'yı tehdit eder noktaya gelmişti. Ancak son haftalarda Etiyopya ordusu, İran yapımı dronlar ve muhtemelen Eritre destekli birliklerle güçlendirilerek kapsamlı bir karşı saldırı başlattı.
Mekelle Havalimanı'nın ele geçirilmesi, hem askeri hem de sembolik açıdan büyük önem taşıyor. Havalimanı, Tigray güçlerinin ikmal hatları ve insani yardım sevkiyatı için kritik bir kapıydı. Etiyopya hükümeti, havalimanını kontrol altına alarak bölgeye yönelik askeri ve lojistik üstünlüğünü pekiştirmeyi hedefliyor. Ayrıca, şehrin düşmesi, TPLF'nin kuzeydeki direniş kapasitesini ciddi şekilde zayıflatabilir.
TPLF liderleri, Mekelle'den çekilirken şehirde kalabilecek sivillerin güvenliği konusunda endişeler artıyor. Uluslararası kuruluşlar, bölgede insani krizin derinleşebileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler, son haftalarda Tigray'a ulaştırılan yardımların kesildiğini, bölgede gıda ve ilaç sıkıntısının had safhaya ulaştığını bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya'daki çatışma, sadece ülke içi bir mesele olmaktan çıkıp bölgesel bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda. Eritre, Tigray güçlerine karşı Etiyopya ordusunu desteklerken; Sudan ve Güney Sudan, mülteci akınları ve sınır güvenliği endişeleriyle gelişmeleri yakından izliyor. ABD, Avrupa Birliği ve Çin, Etiyopya'daki istikrarsızlığın Afrika Boynuzu'na yayılmasından endişe ediyor. Çin'in bölgedeki altyapı yatırımları ve liman erişimi, çatışmanın seyrine göre risk altına girebilir. ABD ise Etiyopya hükümetine yönelik yaptırım tehdidini sürdürüyor.
Öte yandan, Etiyopya'nın istikrarsızlığı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik denklemlerini de etkiliyor. Somali'deki El Şebab bağlantılı gruplar, Etiyopya'daki otorite boşluğundan faydalanabilir. Bölgesel aktörler, çatışmanın uzamasından endişe ederken, Afrika Birliği barış girişimleri sonuçsuz kalmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile son yıllarda ekonomik ve askeri ilişkilerini güçlendirmiş, özellikle savunma sanayii alanında İHA satışları ve eğitim iş birlikleri dikkat çekmiştir. Etiyopya'daki istikrarsızlık, Türk yatırımlarını ve bölgedeki insani yardım operasyonlarını riske atabilir. Ayrıca, Tigray krizinin uzaması, Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yönelik ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, hem Addis Ababa yönetimiyle ilişkilerini koruyarak hem de bölgesel istikrarı gözeterek dengeli bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.