Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın Kanada'nın izinden giderek Avrupa Birliği ile ilişkili üyelik modeline yönelebileceğini açıkladı. Metsola, Kanada ile önerilen işbirliğinin Washington'a karşı bir hamle olmadığını belirterek, genişlemenin jeopolitik denge arayışının bir parçası olduğunu ifade etti. Bu açıklama, AB'nin Hint-Pasifik bölgesindeki anglosakson müttefikleriyle ilişkilerini derinleştirme çabası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Avrupa Birliği'nin genişleme politikası son yıllarda yeni bir ivme kazandı. Ukrayna, Moldova ve Batı Balkan ülkelerinin adaylık süreçleri devam ederken, Birliğin gelecekteki sınırları tartışılıyor. Kanada ile ilişkili üyelik fikri ilk olarak 2022'de ortaya atılmış, ancak somut bir müzakere başlatılmamıştı. Metsola'nın son açıklaması, bu fikrin Avrupa Parlamentosu düzeyinde destek gördüğünü gösteriyor.
Metsola, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın da benzer bir modele ilgi duyabileceğini söyledi. Bu ülkelerin AB ile ortak değerleri, serbest ticaret anlaşmaları ve güvenlik işbirliği bulunuyor. Ancak ilişkili üyelik, tam üyelikten farklı olarak ortak pazar ve ortak tarım politikası gibi alanlarda kısmi katılım anlamına geliyor. Metsola, bu modelin esnek ve çok katmanlı bir Avrupa vizyonuna işaret ettiğini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Avrupa Birliği, ABD ile ilişkilerinde son yıllarda dalgalanmalar yaşıyor. Özellikle ticaret tarifeleri, iklim politikası ve savunma harcamaları konusunda transatlantik gerilimler arttı. Metsola, Kanada ile işbirliğinin ABD'ye karşı olmadığını, aksine Batı ittifakını güçlendireceğini savundu. Ancak bazı analistler, AB'nin Hint-Pasifik'te artan Çin etkisine karşı yeni ortaklıklar aradığını düşünüyor.
Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda, İngiliz Milletler Topluluğu üyesi ve Beş Göz istihbarat ittifakının parçası. Bu ülkelerin AB ile ilişkili üyeliği, jeopolitik denklemde yeni bir blok oluşturabilir. Ancak tam üyelik sürecinin karmaşıklığı ve Avrupa kamuoyundaki genişleme yorgunluğu, bu fikrin hayata geçmesini zorlaştırıyor. Yine de Metsola'nın açıklaması, AB'nin küresel aktör olma iddiasını sürdürdüğünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa Birliği'nin Avustralya ve Yeni Zelanda gibi uzak coğrafyalardaki ülkelerle ilişkili üyelik modelleri tartışması, Türkiye'nin AB üyelik süreci açısından yeni soru işaretleri doğuruyor. Türkiye, 1999'dan beri aday ülke statüsünde olmasına rağmen müzakereler fiilen durmuş durumda. Eğer AB, Kanada veya Avustralya gibi ülkelere esnek ortaklık seçenekleri sunarken Türkiye'yi dışarıda bırakırsa, bu durum Ankara'nın Birliğe yönelik güvenini daha da sarsabilir. Ayrıca Türkiye, Hint-Pasifik'te artan jeopolitik rekabete dahil olma yönünde adımlar atıyor; AB'nin bu bölgedeki yeni ortaklıkları, Türkiye'nin kendi stratejik konumunu gözden geçirmesine neden olabilir.