Etiyopya ile Sudan arasındaki sınırda, Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki yoğun çatışmaların devam ettiği bir dönemde, Etiyopya tarafında önemli bir askeri yığınak gözlemlendi. Bu gelişme, iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor. Bölgedeki gözlemcilere göre, Etiyopya ordusuna ait askeri konvoylar, zırhlı araçlar ve topçu birlikleri sınır hattına yakın bölgelere sevk edilmiş durumda. Sudan ve Etiyopya hükümetleri, karşılıklı olarak birbirlerini kendi sınırları içindeki isyancı gruplara destek vermekle suçluyor.
Etiyopya'nın Askeri Yığınak Kararının Arka Planı
Etiyopya'nın bu askeri hareketliliği, Sudan'ın iç savaşının etkilerinin sınır ötesine sıçraması endişesinden kaynaklanıyor olabilir. Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana ordu ile paramiliter RSF arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalar, ülke genelinde geniş bir insani krize yol açtı ve milyonlarca kişiyi yerinden etti. Etiyopya, sınırının bu kadar yakınında bir güç boşluğunun oluşmasından endişe duyuyor. Özellikle El-Faşir ve El-Gadarif bölgelerinde yaşanan çatışmalar, Etiyopya sınırına sızmaya çalışan silahlı grupların sayısında artışa neden oldu.
İki ülke arasındaki gerilimin bir diğer kaynağı ise tartışmalı El-Feşka bölgesi üzerindeki anlaşmazlık. Sudan, bu verimli tarım arazilerinin kendisine ait olduğunu savunurken; Etiyopya, bu topraklarda yaşayan çiftçilerin haklarını koruduğunu iddia ediyor. Geçmişte bu bölgede iki taraf arasında çatışmalar yaşanmıştı. Ayrıca, Etiyopya'nın Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) projesi, Nil nehrinin suları üzerindeki anlaşmazlık nedeniyle Sudan ile ilişkileri zaten germiş durumda. Sudan, barajın kendi su güvenliğini tehdit ettiğini öne sürüyor; Etiyopya ise barajın enerji ihtiyacı için hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Askeri yığınak, sadece askeri bir hazırlık olmanın ötesinde, Etiyopya'nın Sudan'daki iç savaşın kendi topraklarına sıçramasını önlemek ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla attığı bir adım olarak yorumlanıyor. Ancak bu durum, Sudan hükümeti tarafından “düşmanca bir eylem” olarak nitelendirilerek tepkiyle karşılanabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya-Sudan sınırındaki bu askeri hareketlilik, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki güç dengelerini de etkileme potansiyeline sahip. Mısır, Sudan'daki iç savaşta orduyu desteklerken; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) RSF'ye yakınlığıyla biliniyor. Etiyopya, uzun süredir Mısır ile GERD konusunda karşı karşıya gelmişti. Dolayısıyla, Etiyopya'nın Sudan sınırındaki bu hamlesi, bölgesel ittifakları yeniden şekillendirebilir. Mısır ile Etiyopya arasındaki gerginlik, Sudan'daki iç savaşın taraflarına destek vererek farklı bir boyuta taşınabilir.
Öte yandan, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler, Sudan'daki çatışmalara kalıcı bir çözüm bulunması için çaba sarf ederken, Etiyopya'nın askeri yığınak yapması, bölgesel istikrar için endişe verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Sudan sınırındaki bu hareketlilik, yerinden edilmiş sivillerin durumunu daha da karmaşık hale getirebilir ve insani yardım çalışmalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bu durumun Etiyopya'nın kendi içindeki istikrarsızlıkla (özellikle Amhara ve Oromia bölgelerindeki çatışmalarla) birleştiğinde, ülkenin dış politikasında daha agresif bir tutum sergilemesine yol açabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan ve Etiyopya arasındaki bu gerginlik, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki stratejik çıkarlarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, Sudan'da tarihsel olarak güçlü bağlara sahip olup, Sevakin Adası'nda restore ettiği Osmanlı mirası ile bölgede varlık göstermektedir. Ayrıca Türkiye, Etiyopya ile de ekonomik ve askeri alanda iş birliği geliştirmiştir. Özellikle Somali'deki askeri üssü ve Katar ile olan ilişkileri göz önüne alındığında, Kızıldeniz'in güvenliği Türkiye için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, Etiyopya-Sudan sınırındaki gerilim, bölgede istikrarsızlığı artırabilir ve Türkiye'nin arabuluculuk veya barış gücü gibi girişimlerini gerekli kılabilir. Türkiye'nin, bölgedeki nüfuzunu korumak ve tansiyonun düşürülmesi için diyalog çağrısında bulunması muhtemeldir. Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika politikasında daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğine işaret etmektedir.