Etiyopya federal hükümetine bağlı güçler, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) kuzeydeki Mekelle şehrinden çekilmesinin ardından Pazar günü kentte devriye gezmeye başladı. Federal güçlerin ilerleyişi, Eritre ve Sudan'ın da aralarında bulunduğu Etiyopya'nın bölgesel rakiplerinin Mısır'da bir araya geldiği bir dönemde gerçekleşti. Bu gelişme, yaklaşık sekiz aydır süren ve yüz binlerce kişiyi yerinden eden çatışmalarda kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Çatışmanın Arka Planı ve Mekelle'nin Düşüşü
Kasım 2020'de Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in, Tigray bölgesel yönetimine yönelik askeri operasyon başlatmasıyla patlak veren çatışma, ülkenin kuzeyinde geniş çaplı bir insani krize yol açtı. TPLF güçleri, başlangıçta federal ordunun ilerleyişini durdurmayı başarmış ve hatta stratejik bazı bölgeleri ele geçirmişti. Ancak son haftalarda federal güçler, Amhara bölgesel kuvvetleri ve Eritre askerlerinin desteğiyle yeniden toparlanarak Tigray'ın idari merkezi Mekelle'ye yöneldi.
TPLF, Mekelle'den çekilme kararını "takfiksel" olarak nitelendirerek, bunun bir yenilgi olmadığını savundu. Ancak federal hükümet, kentin kontrolünün tamamen sağlandığını ve operasyonların Tigray'ın diğer bölgelerinde de süreceğini duyurdu. Mekelle'de Pazar günü federal askerlerin ana caddelerde devriye gezdiği, bazı kamu binalarına bayrak çekildiği bildirildi. Kentte elektrik, su ve iletişim altyapısının büyük ölçüde hasar gördüğü, hastanelerin ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı çektiği aktarılıyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye insani erişimin son derece kısıtlı olduğunu ve yaklaşık 350 bin kişinin kıtlık riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Federal hükümet ise yardım konvoylarının güvenliğini sağlamak için "gerekli tüm önlemleri" aldığını, ancak TPLF kalıntılarının sivil yerleşim yerlerine sızdığını iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Mısır'daki Kritik Toplantı
Mekelle'nin federal güçlerin eline geçmesiyle aynı günlerde, Etiyopya'nın bölgesel rakipleri Mısır'ın başkenti Kahire'de bir araya geldi. Toplantıya Eritre, Sudan, Mısır ve bazı Körfez ülkelerinden üst düzey yetkililerin katıldığı öğrenildi. Diplomatik kaynaklar, görüşmelerin ana gündeminin "Etiyopya'daki gelişmeler ve bölgesel güvenlik" olduğunu belirtiyor. Mısır, Etiyopya'nın Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı (GERD) projesine karşı çıkıyor ve son aylarda Sudan ile askeri iş birliğini güçlendirmişti. Eritre ise Tigray savaşında federal hükümeti desteklemesine rağmen, Abiy yönetimiyle arasında mesafe olduğu biliniyor.
Uzmanlar, bu toplantının Etiyopya'ya yönelik ortak bir baskı mekanizması oluşturma çabası olarak yorumluyor. Ancak Eritre'nin Tigray'daki rolü nedeniyle Mısır ve Sudan ile tam bir ittifak kurması zor görünüyor. Öte yandan Sudan, el-Faşka sınır bölgesinde Etiyopya ile yaşadığı toprak anlaşmazlığı nedeniyle gerilimi tırmandırmış durumda. Bu nedenle Kahire'deki görüşmelerin somut bir askeri ittifaka dönüşmesi düşük olasılık olarak değerlendiriliyor; daha çok istihbarat paylaşımı ve diplomatik koordinasyon öne çıkıyor.
Uluslararası toplum ise Tigray'da yaşanan insani felakete odaklanmış durumda. ABD ve Avrupa Birliği, çatışmanın taraflarına ateşkes çağrısı yaparken, Eritre askerlerinin Tigray'daki varlığını kınadı. Çin ve Rusya ise federal hükümetin egemenlik hakkını vurgulayarak iç işlere müdahale edilmemesi gerektiğini savunuyor. Mekelle'nin düşüşü, Abiy yönetiminin askeri üstünlüğünü pekiştirse de, Tigray'da kalıcı bir barış için siyasi diyalog şart. Ancak TPLF'nin silahlı mücadeleye devam edeceğini açıklaması, çatışmaların daha da uzayabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya'daki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki artan ekonomik ve diplomatik çıkarları açısından yakından takip edilmesi gereken bir süreçtir. Türkiye, son yıllarda Etiyopya ile ticaret ve yatırım ilişkilerini güçlendirmiş, özellikle inşaat, tekstil ve enerji alanlarında önemli projeler üstlenmiştir. Tigray'daki istikrarsızlık, Türk firmalarının bölgedeki yatırımlarını ve Kızıldeniz'e açılan ticaret yollarını riske atabilir. Ayrıca Mısır ile yaşanan GERD anlaşmazlığında Türkiye'nin dengeli tutumu, hem Addis Ababa hem de Kahire ile ilişkilerini koruma çabasını yansıtıyor. Bölgesel gerilimin tırmanması, Türkiye'nin Afrika açılımında yeni denge arayışlarını gündeme getirebilir.