Etiyopya'da Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) liderliğindeki isyancı güçler ile federal ordu arasındaki çatışmalar, ülkenin kuzeyinden güneye ve doğusuna yayılan çok cepheli bir savaşa dönüştü. TPLF, bu hafta başında federal güçlerle "tam kapsamlı" bir savaş içinde olduğunu açıklarken, Tigraylı isyancılar ülke genelinde altı silahlı grupla ittifak kurdu. Koalisyonun ortak hedefi, Başbakan Abiy Ahmed'in hükümetini devirmek.
Savaşın arka planı ve genişleyen cepheler
Etiyopya'da Kasım 2020'de başlayan Tigray çatışması, başlangıçta kuzeydeki Tigray bölgesiyle sınırlıydı. Ancak son haftalarda çatışmalar Amhara ve Afar bölgelerine sıçradı. TPLF, Temmuz 2021'de büyük bir askeri taarruz başlatarak Amhara ve Afar'a ilerledi. Federal hükümet ise Ağustos'ta ülke çapında seferberlik ilan etti ve halkı orduya katılmaya çağırdı.
İsyancılar, bu hafta içinde Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA), Agaw Demokratik Hareketi, Benishangul Halk Kurtuluş Hareketi ve Somali Bölgesi'ndeki silahlı gruplar dahil olmak üzere altı grupla bir araya gelerek "Etiyopya Birleşik Federal Güçleri" adı altında bir koalisyon kurdu. Koalisyon, Başbakan Abiy Ahmed'i "ülkeyi parçalamak ve halkı yok etmekle" suçluyor. TPLF sözcüsü Getachew Reda, "Artık savaş tam anlamıyla başladı. Abiy yönetimini barışçıl yollarla ikna etmek mümkün değil" dedi.
Federal hükümet ise isyancıları "terörist" olarak nitelendiriyor ve koalisyonu "yabancı güçlerin maşası" olmakla suçluyor. Başbakan Abiy Ahmed, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, "Bu savaş Etiyopya'nın varlığına yönelik bir tehdittir. Tüm vatanseverleri mücadeleye davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 2 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Tigray bölgesinde 5 milyondan fazla insan acil yardıma muhtaç durumda. Bölgeye insani yardım ulaştırılması ise güvenlik endişeleri ve bürokratik engeller nedeniyle neredeyse durma noktasında.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Etiyopya'daki savaş, Afrika Boynuzu'nda istikrarsızlığı derinleştiriyor. Komşu ülkeler Eritre, Sudan, Güney Sudan ve Somali, çatışmadan doğrudan etkileniyor. Eritre, federal hükümeti destekleyerek Tigray'a asker gönderdiği iddialarını reddetmiyor. Sudan ise Tigraylı mültecilere kapılarını açtı ancak sınır bölgesinde gerginlik artıyor.
Uluslararası toplum, çatışmanın sona ermesi için çağrılarını sürdürüyor. ABD, AB ve BM, taraflara ateşkes çağrısı yaparken, arabuluculuk girişimleri sonuçsuz kaldı. ABD Başkanı Joe Biden, Etiyopya'daki insan hakları ihlalleri nedeniyle bazı yetkililere yaptırım uygulanacağını duyurdu. Avrupa Birliği ise kalkınma yardımlarını askıya aldı.
Çin ve Rusya ise çatışmada tarafsız kalmayı tercih ediyor. Çin, Etiyopya'nın en büyük yatırımcısı konumunda ve başkent Addis Ababa ile Djibouti arasındaki stratejik demiryolu hattı dahil birçok altyapı projesini finanse ediyor. Rusya ise Etiyopya'ya silah satışı yapmakla eleştiriliyor.
Bölgesel örgütlerden Afrika Birliği, çatışmayı sona erdirmek için bir komisyon oluşturdu ancak etkili bir sonuç alınamadı. IGAD (Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi) ise Somali, Sudan, Güney Sudan, Uganda, Kenya, Cibuti ve Etiyopya'yı kapsayan bir barış girişimi başlatmayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya'daki iç savaş, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Etiyopya ile ekonomik ve askeri ilişkilerini geliştirdi; TİKA aracılığıyla kalkınma yardımları yapıyor ve Türk firmaları ülkede altyapı projeleri yürütüyor. Savaşın uzaması, Türk yatırımlarını ve bölgedeki insani yardım faaliyetlerini riske atabilir. Ayrıca, istikrarsızlık Kızıldeniz ve Bab-ül Mendeb Boğazı'ndaki güvenliği tehdit ederek Türkiye'nin deniz ticareti güzergahlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, taraflar arasında diyalog çağrısı yaparak bölgesel barışa katkı sunması ve insani yardımları artırması bekleniyor.