Etiyopya'nın kuzeyindeki Amhara ve Afar bölgelerinde hükümet güçleri ile silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalar, ülkeyi yeniden iç savaşın eşiğine getirdi. Yerel kaynaklara göre son iki haftada yüzlerce kişi evlerini terk ederek daha güvenli bölgelere göç etti. Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), çatışmalar nedeniyle en az 15 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. 2022'de imzalanan Pretoria Barış Anlaşması'nın tam olarak uygulanamaması, taraflar arasındaki güveni zedelerken, uluslararası toplum bu durumun büyük bir insani krize yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Pretoria Anlaşması
Etiyopya'nın kuzeyinde 2020 yılında başlayan iç savaş, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükümet arasında yaşanmıştı. Savaş, on binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu. Kasım 2022'de imzalanan Pretoria Barış Anlaşması ile çatışmalar resmen sona ermişti. Ancak anlaşmanın bazı maddeleri hâlâ uygulanmadı. TPLF'nin silahsızlandırılması, federal güçlerin Tigray'dan çekilmesi ve insani yardım koridorlarının açılması gibi konularda ilerleme kaydedilemedi.
Ayrıca Amhara bölgesindeki milisler, federal hükümetin Amhara halkına yönelik politikalarından memnun değil. Amhara güçleri, 2022 anlaşmasının ardından bölgede etkinliğini artırdı. Son çatışmaların odağında, Amhara bölgesinin kuzeyindeki bazı stratejik noktaların kontrolü bulunuyor. Hükümet güçleri, bu bölgelerdeki kontrolü sağlamak için askeri operasyonlar düzenliyor; ancak bu operasyonlar sivil kayıplara neden oluyor. Yerel halk, hava saldırıları ve top atışları nedeniyle büyük korku yaşıyor.
İnsani yardım kuruluşları, çatışma bölgelerindeki gıda ve sağlık malzemesi eksikliğine dikkat çekiyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ekipleri, bölgede salgın hastalık riskinin arttığını bildiriyor. Özellikle kolera ve kızamık vakalarında artış görülüyor. BM, bölgeye acil insani yardım ulaştırılması için çağrıda bulunuyor; ancak güvenlik gerekçesiyle yardım konvoyları bölgeye giremiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya'daki istikrarsızlık, tüm Afrika Boynuzu'nu etkiliyor. Sudan ve Eritre ile olan sınırlarda gerginlikler artıyor. Özellikle Mavi Nil üzerindeki Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) konusundaki anlaşmazlıklar, Mısır ve Sudan ile ilişkileri gerginleştiriyor. Barajın doldurulması, Nil'in su akışını etkileyeceği için Kahire ve Hartum tarafından endişeyle izleniyor. Etiyopya'daki iç çatışmaların uzaması, baraj üzerindeki müzakereleri de olumsuz etkiliyor.
Uluslararası toplum, Etiyopya'da yeniden büyük bir çatışmanın bölgesel bir krize dönüşebileceği konusunda uyarıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, iki tarafı da itidal çağrısında bulunarak, Pretoria Anlaşması'nın tam olarak uygulanması gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği (AB) de taraflara diyalog çağrısı yaptı. BM Genel Sekreteri António Guterres, Etiyopya hükümetine sivilleri koruma sorumluluğunu hatırlattı.
Afrika Birliği (AU), bölgede arabuluculuk çabalarını yeniden başlatmak için eski Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo'yu görevlendirdi. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle müzakerelerin başlaması bile zor görünüyor. Uzmanlar, çatışmaların devam etmesi halinde Etiyopya'nın parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile tarihsel ve ekonomik bağları olan bir ülke. Afrika Boynuzu'nda istikrar, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik çıkarları için önem taşıyor. Türkiye, Etiyopya'da yatırımları olan bir ülke; özellikle inşaat ve tekstil sektörlerinde Türk şirketleri faaliyet gösteriyor. Ayrıca Türkiye'nin Somali'deki askeri varlığı ve Katar ile yakın ilişkileri, bölgesel dengeleri etkiliyor. Etiyopya'daki çatışmalar, Türkiye'nin bölgedeki ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, BM ve İİT çerçevesinde barış çağrıları yapması ve insani yardım sağlaması, bölgedeki nüfuzunu artırabilir. Ancak çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki dengeli politikasını zorlayabilir.