Etiyopya'da geçtiğimiz hafta kuzeydeki Tigray, Amhara ve Afar eyaletlerinde isyancı gruplar ile federal hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalar yüzlerce kişinin ölümüne neden oldu. Henüz kanlı bir iç savaşın yaralarını sarmaya çalışan ülkede patlak veren bu yeni çatışma dalgası, ülkeyi bir kez daha topyekûn bir savaşın eşiğine getirmiş durumda. Başkent Addis Ababa'daki hükümet, olayların kontrol altına alındığını savunurken, sahadan gelen raporlar çatışmaların hızla yayıldığını ve sivil kayıpların her geçen gün arttığını gösteriyor. Uluslararası gözlemciler, bu son tırmanmanın 2020-2022 yılları arasında yaşanan ve yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği büyük iç savaşın bir devamı niteliğinde olduğu uyarısında bulunuyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Derinleşen Kriz
Etiyopya, 2020 yılının Kasım ayında başlayan ve iki yıl süren iç savaşın ardından kırılgan bir ateşkesle normale dönmeye çalışıyordu. Ancak Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükümet arasındaki güven bunalımı hiçbir zaman tam olarak giderilemedi. Ateşkes sonrası Tigray bölgesine yönelik insani yardımların yetersizliği, bölgede yaşayan halkın temel ihtiyaçlarını karşılayamaması ve siyasi temsil konusundaki anlaşmazlıklar, yeni bir çatışmanın zeminini hazırladı. Özellikle Amhara ve Afar bölgelerinde federal güçlerle yerel milisler arasındaki çatışmalar, geçtiğimiz hafta içinde kontrolden çıktı. Görgü tanıkları, çatışmaların şehir merkezlerine kadar yayıldığını, sivil halkın büyük panik içinde bölgeden kaçmaya çalıştığını aktarıyor. Yerel yönetimler, yüzlerce kişinin öldüğünü doğrularken, kesin rakamların çatışma bölgelerine erişim kısıtlılığı nedeniyle bilinmediği belirtiliyor.
Uzmanlar, bu yeni çatışma dalgasının sadece Etiyopya içinde kalmayıp, Afrika Boynuzu'nun tamamını etkileyebilecek bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor. Etiyopya'nın komşuları Eritre, Sudan, Güney Sudan, Somali ve Cibuti ile olan karmaşık ilişkileri, çatışmanın sınır aşan bir hal alması durumunda bölgedeki dengeleri alt üst edebilir. Eritre, Tigray savaşı sırasında Etiyopya federal güçlerini desteklemiş, bu da Eritre ile Tigray arasında derin bir düşmanlık yaratmıştı. Sudan ise Etiyopya'nın iç karışıklığından faydalanarak sınır bölgelerinde etkinliğini artırma çabasında. Bu durum, Kızıl Deniz ve Nil havzasındaki jeopolitik rekabeti daha da alevlendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya, Afrika'nın en kalabalık ikinci ülkesi ve Afrika Birliği'nin merkezi olan Addis Ababa'ya ev sahipliği yapması nedeniyle kıta siyasetinde kritik bir ağırlığa sahip. Ülkedeki istikrarsızlık, Afrika Boynuzu'ndan başlayarak tüm Doğu Afrika'ya yayılabilecek bir güvenlik krizini tetikleyebilir. Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, uluslararası toplumun etkili bir müdahale mekanizması geliştirememesi dikkat çekiyor. ABD ve Avrupa Birliği, insani yardımların kesilmemesi ve sivil halkın korunması konusunda endişelerini dile getirdi, ancak somut bir yaptırım veya arabuluculuk girişimi henüz gündemde değil.
Küresel güçlerin Etiyopya'ya yaklaşımı ise çıkar çatışmalarıyla şekilleniyor. Çin, ülkedeki altyapı yatırımları ve doğal kaynaklara erişim konusunda önemli bir paya sahipken, Rusya geleneksel olarak Addis Ababa ile yakın ilişkiler yürütüyor. Batılı ülkelerse insan hakları ve demokratikleşme vurgusu yaparak baskı kurmaya çalışıyor. Bu rekabet ortamı, çatışmanın uzamasına ve çözümsüzlüğe katkıda bulunabilir. Ayrıca, Etiyopya'nın Rönesans Barajı (GERD) projesi nedeniyle Mısır ve Sudan ile yaşadığı Nil suyu anlaşmazlığı, iç savaşın gölgesinde yeniden alevlenme riski taşıyor.
Ekonomik açıdan da Etiyopya büyük bir kırılganlık içinde. Enflasyon %30'un üzerinde seyrediyor, döviz rezervleri tükenme noktasında ve dış borç yükü sürdürülemez boyutlara ulaşmış durumda. Çatışmaların yeniden başlaması, ülkeye yönelik yabancı yatırımları daha da caydıracak ve insani krizi derinleştirecektir. Milyonlarca insan halihazırda yardıma muhtaç durumda ve yeni çatışma dalgası, yardım koridorlarını kapatarak felaketi büyütebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda son yıllarda etkinliğini artıran bir aktör olarak Etiyopya'daki gelişmeleri yakından takip etmek durumunda. 2021 yılında Türkiye, Etiyopya ile Sudan arasındaki sınır anlaşmazlığında arabuluculuk yapmış, ayrıca Somali ile Etiyopya arasındaki liman anlaşmazlığında da devreye girmişti. Bu yeni çatışma dalgası, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zora sokabilir ve Kızıl Deniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Etiyopya'da yaşayan Türk iş insanları ve yatırımları risk altına girebilir. Türkiye'nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde istikrarlı bir Etiyopya, bölgesel ticaret ve enerji projeleri için hayati önem taşıyor. Ankara'nın, taraflar arasında diyalog başlatma ve insani yardım koridorlarının açılması yönünde diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.