JPMorgan Asset Management'ın baş ETF stratejisti Jon Maier, borsa yatırım fonlarının (ETF) 'kesinlikle' ana akım hale geldiğini belirtti. Maier, Bloomberg ETF IQ programında Isabelle Lee ve Eric Balchunas'a verdiği röportajda, ETF endüstrisinin geldiği noktayı ve yatırımcı davranışlarındaki değişimi değerlendirdi. 2025 yılı itibarıyla küresel ETF varlıklarının 15 trilyon doları aştığı bir ortamda, Maier'in açıklamaları sektörün geldiği olgunluğu gözler önüne seriyor.
ETF'lerin Yükselişi ve Ana Akım Haline Gelmesi
ETF'ler, ilk kez 1990'larda ortaya çıktıklarından bu yana yatırım dünyasında devrim yarattı. Düşük maliyetleri, şeffaflıkları ve borsada işlem görebilme esneklikleri sayesinde hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıların gözdesi haline geldi. Jon Maier, bu ürünlerin artık sadece bir 'moda' olmadığını, aksine kalıcı bir yatırım aracı olduğunu vurguluyor. Maier, 'ETF'ler kesinlikle ana akım. Yatırımcılar artık ETF'leri portföylerinin çekirdek bileşeni olarak görüyor' dedi.
Bloomberg Intelligence verilerine göre, 2024 yılında küresel ETF'lere rekor düzeyde para girişi yaşandı ve bu eğilim 2025'te de devam etti. Özellikle sabit getirili ETF'ler ve tematik ETF'ler yatırımcıların yoğun ilgisini çekiyor. Aktif yönetilen ETF'lerin sayısındaki artış da dikkat çekiyor; bu da geleneksel yatırım fonlarının ETF'lerle rekabet etmekte zorlandığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ETF endüstrisindeki bu büyüme, küresel finans piyasalarının yapısını değiştiriyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda ETF'lere olan ilgi artıyor. Avrupa'da UCITS uyumlu ETF'ler yatırımcılara geniş bir ürün yelpazesi sunarken, Asya-Pasifik bölgesinde de ETF piyasaları hızla gelişiyor. ABD'de ise SEC'in onayladığı spot Bitcoin ETF'leri, kripto varlıkların geleneksel finans sistemine entegrasyonunda önemli bir adım olarak görülüyor.
Ancak uzmanlar, ETF'lerin hızla büyümesinin bazı riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Piyasa oynaklığının arttığı dönemlerde ETF'lerin likidite riski ve sistematik risk oluşturabileceği konusunda uyarılar yapılıyor. Yine de Maier, ETF'lerin şeffaf yapısı ve düzenleyici çerçevesi sayesinde bu risklerin yönetilebilir olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ETF'lerin küresel ölçekte ana akım hale gelmesi, Türkiye'nin sermaye piyasaları için de önemli bir gösterge. Türkiye'de BIST'te işlem gören yerli ETF sayısı sınırlı olsa da, yurt dışında işlem gören Türkiye temalı ETF'ler yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisini yansıtıyor. Örneğin, MSCI Türkiye ETF'leri, Türk hisse senetlerine yatırım yapmak isteyen yabancı fonların önemli bir aracı konumunda. Türkiye'nin borsa yatırım fonu pazarını geliştirmesi, yerli yatırımcıların çeşitlendirilmiş ürünlere erişimini artırabilir ve sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlayabilir. Öte yandan, küresel ETF akımlarındaki dalgalanmalar, gelişmekte olan piyasalar üzerinde baskı yaratabilir; bu nedenle Türkiye'nin makroekonomik istikrarını koruması ve yatırımcı güvenini artırması büyük önem taşıyor.