İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın geçtiğimiz hafta duyurduğu 15 milyar sterlinlik (yaklaşık 19 milyar dolar) savunma yatırım paketi, ülkenin askeri kapasitesini artırmayı hedefliyor. Ancak eski üst düzey askeri yetkililer, planın özellikle kısa vadede ciddi açıklar içerdiğini ve bu açıkların İngiltere'nin Rusya'dan gelebilecek bir saldırıya karşı koyma kabiliyetini zayıflatabileceğini belirtiyor. Plan, uzun vadede Çin'in askeri yükselişine karşı bir denge unsuru olarak görülse de, mevcut tehdit ortamında acil ihtiyaçları karşılamaktan uzak görünüyor.
Planın ayrıntıları ve kısa vadeli endişeler
Starmer'ın planı, önümüzdeki beş yıl içinde savunma bütçesine 15 milyar sterlin eklenmesini öngörüyor. Bu kaynağın büyük kısmının denizaltı filosunun modernizasyonu, yeni savaş uçaklarının satın alınması ve siber savunma altyapısının güçlendirilmesi gibi uzun vadeli projelere ayrılması planlanıyor. Ancak eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sir Richard Dannatt, planın “kısa vadeli acil ihtiyaçları göz ardı ettiğini” söylüyor. Dannatt'a göre, İngiliz Ordusu'nun mevcut personel sayısı ve mühimmat stokları, olası bir Rus saldırısına karşı koymak için yetersiz. Özellikle Doğu Avrupa'da konuşlu NATO birliklerine destek sağlamak için gerekli lojistik ve hava savunma sistemlerindeki eksiklikler, planın en zayıf noktaları arasında.
Eski Kraliyet Hava Kuvvetleri Komutanı Hava Mareşali Sir Michael Wigston da benzer endişeleri dile getiriyor. Wigston, “Yeni uçaklar ve sistemler beş ila on yıl içinde gelirken, bugünkü tehditler anında müdahale gerektiriyor. Rusya'nın Ukrayna savaşındaki taktikleri, hava savunmasının önemini bir kez daha gösterdi. Ancak İngiltere'nin mevcut hava savunma sistemleri, yoğun bir füze saldırısına karşı koymak için yeterli değil” diyor. Eski subaylar, planın özellikle insansız hava araçları (İHA) ve elektronik harp sistemleri gibi düşük maliyetli ama etkili alanlara yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin'e karşı stratejik mesaj
Starmer'ın planının en önemli hedeflerinden biri, Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki askeri yayılmasına karşı caydırıcılık sağlamak. İngiltere, özellikle denizaltı filosunu güçlendirerek ve bölgeye daha fazla savaş gemisi konuşlandırarak, ABD'nin liderliğindeki ittifakın bir parçası olmayı amaçlıyor. Ancak uzmanlar, İngiltere'nin askeri varlığını Çin'e karşı etkili kılabilmesi için sadece donanma gücünü değil, aynı zamanda istihbarat paylaşımı ve siber savunma gibi alanlarda da iş birliğini geliştirmesi gerektiğini belirtiyor. Bu bağlamda, planın Çin'le olası bir çatışmada İngiltere'nin rolünü artırması bekleniyor.
Ancak Rusya tehdidi, İngiltere için daha acil bir güvenlik sorunu olmaya devam ediyor. NATO'nun Doğu Avrupa'daki varlığını güçlendirme çabalarına rağmen, eski subaylar İngiltere'nin kara kuvvetlerinin zaten küçültülmüş yapısının, bir kriz durumunda hızlı müdahale kapasitesini sınırladığını savunuyor. Örneğin, İngiltere'nin Estonya'da konuşlu bir muharebe grubu var ancak bu güç, büyük ölçekli bir Rus saldırısı karşısında takviye edilmek zorunda. Plan, bu tür acil durumlar için gerekli olan hızlı konuşlandırma yeteneklerine yeterli kaynak ayırmamış görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin savunma harcamalarını artırma kararı, Türkiye için NATO müttefiki olarak önemli yansımalar taşıyor. Türkiye, NATO'nun güney kanadında kritik bir rol oynarken, İngiltere'nin askeri kapasite artışı ittifakın caydırıcılığını güçlendirebilir. Ancak planın kısa vadeli zafiyetleri, özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de Rusya'ya karşı ortak savunma çabalarını etkileyebilir. Türkiye, Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz'deki güvenlik dinamiklerini yakından takip ederken, İngiltere'nin bölgedeki varlığının artması Ankara'nın elini güçlendirebilir. Öte yandan, planın Çin'e odaklanması, Türkiye'nin Asya-Pasifik'teki çıkarlarıyla örtüşmeyebilir; ancak NATO içinde güç dengesi ve dayanışma açısından olumlu karşılanabilir.