Avustralya'nın Sydney kentinde, eski bir kilise binasından dönüştürülen LGBTQ+ sanat mekanı Divine Playhouse, kira sözleşmesinin ihlal edildiği gerekçesiyle tahliye tehdidiyle karşı karşıya. Mekanın kurucusu ve organizatörü, kiralayan şirketin 'sakıncalı ticari faaliyet' olarak nitelendirdiği gösterilere son verilmemesi halinde yasal yollara başvurmayı değerlendirdiklerini açıkladı. Guardian Australia'nın haberine göre, Divine Playhouse, LGBTQ+ topluluğuna ait gösterilerin yanı sıra drag şovları, canlı müzik performansları ve topluluk etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Ancak mülk sahibi, mekanın kullanım amacına uygun olmadığını ve 'ahlaka aykırı' içerikler barındırdığını iddia ediyor.
Gelişmenin arka planı
Divine Playhouse, 2022 yılında, artık ibadete kapatılmış bir kilise binasının kiralanmasıyla faaliyete geçti. O tarihten bu yana mekan, LGBTQ+ sanatçıları için bir buluşma noktası haline geldi. Ancak kısa süre önce mülk sahibi tarafından gönderilen bir ihtarnamede, mekanda düzenlenen bazı etkinliklerin 'sakıncalı ticari faaliyet' kapsamına girdiği ve kira sözleşmesinin feshedileceği belirtildi. Organizatörler, bu kararın ayrımcılık içerdiğini savunurken, mülk sahibi ise sözleşmede belirtilen kullanım koşullarının ihlal edildiğini öne sürüyor. Mekanın avukatı, konuyu mahkemeye taşımaya hazırlandıklarını ve geçici bir yasaklama kararı almak için başvuru yapacaklarını duyurdu.
Avustralya'da cinsel yönelim temelli ayrımcılık federal düzeyde yasaklanmış olsa da, birçok eyalet ve bölgede bu tür davalar karmaşık hukuki süreçler gerektiriyor. Divine Playhouse'un karşılaştığı zorluklar, aslında daha geniş bir tartışmanın da parçası: Kutsal kabul edilen mekanların dönüşümü ve bu mekanlarda ifade özgürlüğünün sınırları. Avustralya'da son yıllarda birçok kilise binası, cemaat sayısının azalması nedeniyle başka amaçlarla kullanılmak üzere satılmış veya kiralanmıştı. Divine Playhouse da bu dönüşümün bir örneği olarak öne çıkıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, yalnızca Avustralya'da değil, küresel çapta LGBTQ+ hakları ve ifade özgürlüğü açısından emsal teşkil edebilecek nitelikte. Birçok ülkede, dini mekanların dönüşümü ve bu mekanlarda yapılan etkinliklerin sınırları tartışma konusu. Özellikle muhafazakar toplumlarda, LGBTQ+ topluluğuna ait etkinliklerin 'ahlaka aykırı' olarak nitelendirilmesi, benzer davaların artmasına yol açabiliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, daha önce verdiği bazı kararlarda, ifade özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ilkelerini ön planda tutmuştu. Divine Playhouse davasının da bu çerçevede değerlendirilmesi bekleniyor. Ayrıca, Avustralya'nın çok kültürlü yapısı ve hoşgörü geleneği göz önüne alındığında, bu tür bir tahliyenin toplumsal tepkilere yol açması muhtemel. LGBTQ+ aktivistleri, mekanın kapatılması durumunda protesto eylemleri düzenleyeceklerini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki LGBTQ+ bireylerin ve sanatçıların benzer ayrımcılıkla karşılaştığı bir ortamda önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’de de dini mekanların dönüşümü ve bu mekanlarda kültürel etkinliklerin düzenlenmesi zaman zaman tartışmalara yol açıyor. Ancak Türkiye'de İçişleri Bakanlığı'nın 2021'de yayımladığı genelgeyle Gay, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) derneklerine yönelik etkinlik yasakları getirilmişti. Divine Playhouse davasının sonucu, uluslararası hukuk bağlamında ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı açısından Türkiye’deki benzer tartışmalara ışık tutabilir. Ayrıca, Avustralya’nın yargısal süreci, Türkiye’deki hukukçular ve aktivistler için de bir referans noktası olabilir. Ancak doğrudan Türk dış politikasını etkileyecek bir gelişme olmadığından, bu haber daha çok insan hakları ve hukuk alanındaki küresel eğilimler açısından değerlendirilmelidir.