ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Beyaz Saray'da bir araya gelmesine saatler kala, yaklaşık 600 eski üst düzey İsrailli yetkili Trump'a hitaben bir mektup göndererek, işgal altındaki Batı Şeria'da tırmanan yerleşimci şiddetine karşı harekete geçmesi çağrısında bulundu. İbranice medyada yer alan mektupta, bu şiddetin iki devletli çözümü baltaladığı ve bölgede istikrarı tehdit ettiği vurgulanıyor.
Mektubun içeriği ve imzacılar
Mektuba imza atanlar arasında eski genelkurmay başkanları, Mossad ve Şin Bet direktörleri, eski bakanlar ve üst düzey askeri komutanlar yer alıyor. İmzacılar, Batı Şeria'da son aylarda köylerine saldırı düzenlenen Filistinli topluluklara karşı artan şiddet olaylarına dikkat çekiyor. Mektupta, bu saldırıların İsrail güvenlik güçlerinin göz yummasıyla gerçekleştiği ve bunun İsrail'in kendi demokratik değerleriyle çeliştiği belirtiliyor.
Eski yetkililer, Trump'ın Netanyahu üzerindeki etkisini kullanarak yerleşimci şiddetini kınamasını ve İsrail hükümetini bu saldırıları önlemeye zorlamasını istiyor. Mektupta, 'Bu şiddet, Filistinlilerin temel haklarını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki tüm toplumlar için güvenlik riski oluşturuyor' ifadelerine yer veriliyor.
Trump-Netanyahu görüşmesi ve arka plan
Trump ile Netanyahu'nun görüşmesi, İsrail'in Gazze'deki saldırıları ve Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Netanyahu, savaş kabinesi üyeleriyle birlikte Washington'a gelirken, Trump'ın İsrail'e tam destek sinyali vermesi bekleniyor. Ancak eski yetkililerin mektubu, bu desteğin bedelini sorguluyor.
İsrail'de sivil toplum kuruluşları ve barış yanlısı gruplar, yerleşimci şiddetinin son yıllarda rekor seviyeye ulaştığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılında Batı Şeria'da yerleşimci kaynaklı 1.000'den fazla şiddet olayı kaydedildi. Bu olaylarda Filistinlilerin evleri, tarım arazileri ve araçları hedef alındı.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki şiddet, İsrail-Filistin çatışmasının sadece bir boyutunu oluşturuyor. Bölge genelinde artan tansiyon, uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarını da etkiliyor. Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme müzakerelerini durdurması, bu şiddetin bölgesel yansımalarını gösteriyor. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail yöneticilerine yönelik savaş suçu soruşturması, bu gelişmelerin hukuki sonuçlarını gündeme getiriyor.
Uzmanlar, yerleşimci şiddetinin iki devletli çözümü imkânsız hale getirdiğini ve bunun bölgede kalıcı bir çatışma ortamı yarattığını vurguluyor. Trump'ın bu görüşmede atacağı adımlar, hem İsrail hem de Filistin tarafından yakından izlenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgedeki istikrar arayışını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerini defalarca kınamıştır. Bu mektubun ortaya çıkması, İsrail içindeki muhalif seslerin güçlendiğini gösteriyor ve Türkiye'nin bölgesel politikalarını haklı çıkarıyor. Türk diplomatları, bu tür gelişmeleri Filistin devletinin kurulması ve bölgesel barış için önemli bir fırsat olarak değerlendirebilir. Ancak ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteği, Türkiye'nin girişimlerini zorlaştırabilir.