İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray'da bir araya geliyor. Bu kritik görüşme, iki lider arasında son dönemde artan sürtüşme belirtileri ve Amerikan kamuoyunda İsrail'e verilen desteğin azaldığı bir dönemde gerçekleşiyor. Görüşmenin ana gündem maddeleri arasında İran'ın nükleer programı, Gazze'deki ateşkes süreci ve bölgesel güvenlik meseleleri yer alıyor. Beyaz Saray görüşmesi, Netanyahu'nun savaş suçları iddiaları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) tutuklama emri çıkarmasından bu yana ilk kez bir ABD Başkanı ile yüz yüze yapacağı görüşme olması açısından da ayrı bir önem taşıyor.
Görüşmenin arka planı: Artan gerilim ve değişen kamuoyu
Netanyahu ile Trump arasındaki ilişkiler, geçtiğimiz aylarda çeşitli konularda gerginleşti. Trump'ın Gazze'deki savaşın bir an önce sona erdirilmesi yönündeki açıklamaları, Netanyahu'nun askeri operasyonları sürdürme kararlılığıyla çelişiyor. Özellikle, Trump yönetiminin Müslüman ülkelerle ilişkileri geliştirme çabaları ve Suudi Arabistan ile normalleşme sürecine verdiği önem, İsrail Başbakanı'nın bölgesel hesaplarını zorlaştırıyor. İki lider arasındaki görüş ayrılıkları, basına sızan ve iki tarafın da birbirini suçladığı açıklamalarla gün yüzüne çıktı.
Amerika Birleşik Devletleri'nde İsrail'e yönelik kamuoyu desteği ise son aylarda belirgin bir düşüş gösterdi. Özellikle Demokrat seçmenler arasında İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına yönelik eleştiriler artarken, çeşitli üniversite kampüslerinde Filistin yanlısı protestolar yaygınlaştı. Pew Araştırma Merkezi'nin son anketlerine göre, Amerikalıların yaklaşık yüzde 40'ı İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını desteklemiyor. Bu durum, özellikle yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde Trump'ın İsrail'e verdiği açık desteği sorgulamasına neden oluyor.
Görüşmenin zamanlaması da dikkat çekici. Netanyahu, İsrail'de kendi koalisyon hükümetini kurmakta zorlanırken, Trump ise yeniden başkanlık yarışında İsrail lobisinin desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, görüşmenin iki lider için de iç siyasi hesaplar açısından önemli olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Netanyahu'nun Trump'a İran'a yönelik ortak bir askeri operasyon teklif edebileceğini, Trump'ın ise bunu seçim kampanyasında kullanmak isteyebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu ile Trump'ın görüşmesi, sadece iki ülke ilişkilerini değil, tüm Orta Doğu dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumun baskısı artarken, İsrail'in bu konudaki tutumu ve ABD'nin garantileri kritik önemde. Trump'ın önceki döneminde İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ekonomik yaptırımları yeniden başlatması, bölgedeki gerilimi tırmandırmıştı. Şimdi ise Trump'ın yeniden seçilmesi halinde izleyeceği politika, Netanyahu'nun beklentileriyle örtüşüp örtüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Gazze'deki ateşkesin kırılgan yapısı da görüşmenin bir diğer önemli başlığı. İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes, zaman zaman ihlallerle sarsılıyor. Netanyahu'nun ateşkesi kalıcı hale getirmek yerine askeri operasyonlara devam etme eğilimi, hem Filistinli sivillerin durumunu ağırlaştırıyor hem de bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Trump yönetiminin bu konuda Netanyahu'ya ne kadar baskı yapacağı, özellikle Orta Doğu'da yeni bir çatışma dalgasının önlenmesi açısından belirleyici olabilir.
Görüşmenin bir diğer boyutu ise İsrail'in komşularıyla ilişkileri. Suudi Arabistan ile normalleşme süreci, Trump'ın önceki döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları'nın devamı niteliğinde. Ancak Netanyahu'nun hükümetindeki aşırı sağcı ortakların Filistin yönetimine karşı olumsuz tutumları, bu süreci baltalayabilir. Trump'ın, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yakın ilişkisi, bu konuda arabuluculuk rolü üstlenmesini mümkün kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu görüşme, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından doğrudan etkiler barındırıyor. Trump'ın İsrail'e koşulsuz destek vermesi, Gazze'deki insani krizi derinleştirirken, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle çelişen bir tablo oluşturabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda İsrail ile yaşanan gerilimler, ABD'nin tutumuna göre yeniden şekillenebilir. Türkiye, bu görüşmeden çıkacak sonuçlara göre diplomatik hamlelerini belirleyecek. İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri operasyonu, bölgesel istikrarı tehdit ederek Türkiye'yi de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, gelişmeleri yakından izliyor ve diplomatik kanallarını açık tutuyor.