İran, uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler'in (BM) idam cezalarına ilişkin çağrılarına rağmen, İsfahan kentinde iki göstericiyi Salı sabahı alenen idam etti. Bu infazlarla birlikte aynı davada idam cezasına çarptırılan 12 kişiden dördü hayatını kaybetti. BM uzmanları, söz konusu yargılamaların kapalı kapılar ardında yapıldığını ve sanıkların zorla itiraf vermeye zorlandığını belirterek İran'ı sert bir dille kınadı.
Gelişmenin Arka Planı
İdam edilen göstericilerin kimlikleri henüz resmi kaynaklarca doğrulanmış değil, ancak yerel haber kaynakları, infazların İsfahan'daki bir meydanda sabah saatlerinde gerçekleştirildiğini bildirdi. Bu durum, İran'da Eylül 2022'de Mahsa Amini'nin ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra ölmesiyle başlayan geniş çaplı protestolara katılanlara yönelik yargılamaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İran yargısı, protestoculara 'yeryüzünde bozgunculuk' ve 'Allah'a karşı savaş' suçlamaları yöneltiyor. Bu suçlamalar, ülkede idam cezasıyla cezalandırılabiliyor. İnsan hakları örgütleri, yargılamaların adil olmadığını, sanıkların avukatlarına erişiminin kısıtlandığını ve işkence altında itiraflar alındığını defalarca raporladı. BM İnsan Hakları Konseyi'nin bağımsız uzmanları, İran'a idam cezalarını durdurma çağrısında bulunmuş, ancak Tahran yönetimi bu çağrıları dikkate almadı.
İran'da protestoların başlamasından bu yana en az 500 kişinin gözaltına alındığı ve bazılarının yargılandığı biliniyor. İnsan hakları grupları, şu ana kadar 20'den fazla kişinin isyancı protestolar nedeniyle idam edildiğini, daha fazla sayıda idam cezasının da beklediğini öne sürüyor. Bu infazlar, uluslararası toplumun tepkisini çekerken, İran'daki rejim karşıtı hareketin bastırılmasına yönelik kararlılığın da bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki idamlar, özellikle Batılı ülkeler ve insan hakları örgütleri tarafından kınandı. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran'ı 'barbarca' ve 'uluslararası hukuku ihlal eden' eylemlerle suçladı. Avrupa Birliği de idamları kınayan bir açıklama yaparak, İran yönetimine yaptırım uygulama çağrısında bulundu. Bu gelişmeler, İran'ın zaten gergin olan Batı ile ilişkilerini daha da kötüleştirebilir.
Ortadoğu'da İran'ın nüfuz mücadelesi verdiği bölgelerde de bu idamların yankı bulması bekleniyor. Özellikle Lübnan, Suriye ve Yemen'deki vekil güçleri üzerinden yürüttüğü politikalar, Tahran'ın insan hakları sicilini daha da görünür kılıyor. Bölge ülkeleri ve uluslararası toplum, İran'daki bu tür uygulamaların bölgesel istikrara olumsuz etkileri olabileceğini vurguluyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin bu konuda somut bir adım atması beklenmiyor, ancak İran'ın bu eylemleri, ülkenin uluslararası toplumdan giderek daha fazla izole olmasına neden oluyor. Bu durum, İran ile Batı arasındaki nükleer müzakerelerin geleceğini de olumsuz etkileyebilir; zira Tahran yönetimi, nükleer programı konusunda masada kalmak için baskı altında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu infazlar, Türkiye'nin komşusu olan bir ülkede yaşanan insan hakları ihlalleri olarak Türk dış politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile enerji ve ticaret alanlarında güçlü bağlara sahip, ancak Tahran'ın iç politikasındaki bu tür uygulamalar, iki ülke arasındaki ilişkileri zorlayabilir. Ayrıca, sınır güvenliği ve göç konularında İran'ın istikrarı, Türkiye için kritik önem taşıyor. Bu infazlar, bölgesel istikrarı tehdit eden bir atmosfer yaratabilir ve Türkiye'nin diplomatik kanallardan insan hakları vurgusu yapmasına neden olabilir. Türkiye, BM nezdinde benzer konularda daha önce de yapıcı bir tutum sergilemişti; bu tür gelişmeler, Ankara'nın uluslararası platformlarda insan hakları konusundaki duyarlılığını artırabilir.