Eski bir İsrailli müzakereci, İsrail'in varlığını sürdürebilmesi ve güvenlik politikalarını yürütebilmesi için ABD desteğine mutlak bir bağımlılık içinde olduğunu belirtti. Orta Doğu siyasetinde önemli bir figür olarak bilinen isim, İsrail'in ABD'den gelen askeri, ekonomik ve diplomatik yardım olmaksızın bağımsız hareket etme kabiliyetinin sınırlı olduğunu vurguladı. Açıklama, bölgedeki dengeler ve ABD-İsrail ilişkilerinin geleceği hakkında yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Eski İsrailli müzakereci Daniel Levy, Middle East Eye'a yaptığı değerlendirmede, “İsrail’in ABD desteğine olan bağımlılığı stratejik ve yapısaldır. Washington’dan gelen yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardım, İsrail ordusunun teknolojik üstünlüğünün temel taşını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı. Levy, ayrıca ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde İsrail aleyhine alınması muhtemel kararları veto etme politikasının, İsrail’in uluslararası alanda yalnızlaşmasını engellediğine dikkat çekti. Bu bağlamda, ABD başkanlık seçimlerinin sonuçlarının İsrail için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Levy’ye göre, ABD desteği sadece askeri değil, aynı zamanda diplomatik bir kalkan işlevi görüyor. İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında uyguladığı politikalar, uluslararası toplumda geniş çapta eleştirilirken, ABD’nin sağladığı destek sayesinde İsrail bu eleştirilerin yaptırıma dönüşmesini engelleyebiliyor. Eski müzakereci, “İsrail’in mevcut hükümeti, ABD’nin desteğini kaybetmesi durumunda ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle Netanyahu yönetimi, ABD ile ilişkileri her şeyin üzerinde tutuyor.” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İsrail ilişkileri, Orta Doğu’daki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. İsrail’in ABD’ye bağımlılığı, bölgedeki müttefikleri ve rakipleri tarafından da yakından izleniyor. Özellikle İran, bu bağımlılığı kendi lehine kullanmaya çalışırken; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, ABD’nin bölgedeki taahhütlerinin azalması durumunda yeni arayışlara girebilir. Uzmanlar, ABD’nin Asya’ya yönelmesiyle birlikte Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltma eğiliminin, İsrail’i daha kırılgan hale getirebileceğini belirtiyor. Bu durum, İsrail’in kendi savunma sanayisini geliştirme ve bölgesel ittifaklar kurma çabalarını hızlandırabilir.
Diğer yandan, Çin ve Rusya’nın Orta Doğu’daki artan etkinliği, ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin sorgulanmasına yol açıyor. Çin’in Suudi Arabistan-İran anlaşmasındaki arabuluculuk rolü ve Rusya’nın Suriye’deki varlığı, geleneksel ABD hegemonyasını zorluyor. Levy’nin açıklamaları, bu jeopolitik dönüşümün İsrail üzerindeki potansiyel etkilerini gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Orta Doğu politikası açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde son yıllarda dalgalı bir seyir izlerken, ABD’nin İsrail’e desteğinin sürmesi, Ankara’nın bölgesel hamlelerini sınırlayabilir. Ayrıca, ABD’nin İsrail lehine veto politikası, Türkiye’nin Filistin meselesindeki girişimlerini etkisiz kılabilir. Öte yandan, ABD’nin Orta Doğu’dan çekilme olasılığı, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu artırma fırsatı yaratabilir ancak aynı zamanda İsrail’in daha bağımsız ve öngörülemez bir aktör haline gelmesi riskini de beraberinde getirir. Bu nedenle Ankara, ABD-İsrail ilişkilerindeki değişimleri yakından takip etmektedir.