Eski İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Genel Müdürü Kenneth Roth, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan'a yönelik cinsel taciz iddialarının, İsrail'in Gazze'deki eylemlerine ilişkin açılan davaların ilerlemesini engellemeyeceğini söyledi. Roth, konuya ilişkin açıklamasında, UCM'nin kurumsal yapısının ve yargı süreçlerinin, başsavcı kişisel olarak hedef alınsa dahi bağımsız işlediğini vurguladı. Bu değerlendirme, uluslararası hukuk çevrelerinde ve insan hakları savunucuları arasında, İsrail aleyhindeki soruşturmaların akıbetine dair endişelerin arttığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
UCM Başsavcısı Karim Khan, geçtiğimiz haftalarda bir kadın çalışanının kendisine yönelik cinsel taciz iddialarıyla gündeme gelmişti. Khan, iddiaları reddederken, UCM yönetimi konuya ilişkin inceleme başlatmıştı. Bu gelişme, özellikle İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına ilişkin savaş suçu ve insanlığa karşı suç iddialarını soruşturan UCM'nin itibarına yönelik bir tehdit olarak yorumlanmıştı. İsrail yetkilileri ise uzun süredir UCM'nin kendilerine karşı önyargılı olduğunu öne sürüyor ve davaların siyasi bir komplo olduğunu savunuyordu.
Kenneth Roth, bu iddiaların UCM'nin çalışmalarını durdurmak için bir bahane olarak kullanılabileceği endişelerine karşı çıkarak, mahkemenin kurumsal hafızasının ve hukuki süreçlerinin bu tür kişisel meselelerden bağımsız işleyecek şekilde tasarlandığını ifade etti. Roth, “UCM, başsavcının kişisel durumundan bağımsız olarak, delilleri değerlendirecek ve hukukun üstünlüğünü tesis edecektir” dedi. Ayrıca, UCM'nin yargıçlarının ve savcılık ofisinin, dosyalardaki delillere dayanarak karar vereceğini, bu nedenle İsrail aleyhindeki davaların önünde herhangi bir engel görmediğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
UCM'nin İsrail'e yönelik soruşturması, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmıştı. Mahkeme, 2021 yılında İsrail'in Filistin topraklarındaki eylemleri hakkında soruşturma başlatmış, bu karar İsrail ve ABD tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. Filistin yönetimi ise UCM'nin kararını destekliyor. Gazze'deki son çatışmalar, dosyanın kapsamını daha da genişletmiş durumda. Uluslararası hukuk uzmanları, UCM'nin bu süreci sağlıklı bir şekilde tamamlamasının, küresel insan hakları normlarının korunması açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Khan'a yönelik iddiaların ortaya atıldığı dönemde, özellikle İsrail yanlısı grupların bu durumu kullanarak soruşturmayı itibarsızlaştırmaya çalışabileceği konuşulmuştu. Roth, bu tür girişimlerin başarılı olamayacağını savunarak, UCM'nin bağımsızlığına güvenilmesi gerektiğini dile getirdi. “Hiçbir kişisel skandal, uluslararası hukukun gerekliliklerini göz ardı edemez” diyen Roth, sürecin titizlikle takip edileceğini öngördü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek göz önüne alındığında önem taşıyor. Ankara, UCM'nin İsrail aleyhindeki soruşturmasını birçok kez desteklediğini açıklamıştı. Türkiye, Filistinlilerin maruz kaldığı insan hakları ihlallerinin uluslararası yargıya taşınmasının gerekliliğini savunuyor. Khan'a yönelik iddiaların, Türkiye'nin bu konudaki tutumunu değiştirmesi beklenmese de, sürecin uzaması veya itibarsızlaştırılması halinde Türkiye'nin diplomatik olarak daha aktif bir rol üstlenmesi mümkün görünüyor. Türkiye, uluslararası hukukun üstünlüğü ve Filistin davasının adalete kavuşması için UCM sürecini yakından takip edecektir.