Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Amiral Mike Mullen, Pazar günü ABC'nin “This Week” programında yaptığı açıklamada, USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki askerlerin ruh sağlığına ilişkin raporların gerçeğinin “ortada bir yerde” olduğunu söyledi. Mullen, gemideki mürettebatın karşılaştığı zorlukların tamamen abartıldığını ya da tamamen görmezden gelindiğini düşünmediğini belirterek, “Gerçek, büyük olasılıkla bu iki uç arasında bir yerdedir” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD Donanması'nın en büyük savaş gemilerinden birinde yaşanan intihar vakaları ve artan ruh sağlığı sorunlarına ilişkin endişelerin gündeme geldiği bir dönemde yapıldı.
Gelişmenin Arka Planı
USS Abraham Lincoln, yaklaşık 5.000 mürettebatıyla ABD Donanması'nın en önemli uçak gemilerinden biri olarak biliniyor. Gemi, son dönemde özellikle Kızıldeniz'de Husilere karşı yürütülen operasyonlarda aktif bir rol üstlendi. Ancak, 2024 yılının başlarından bu yana gemide birden fazla intihar vakasının yaşandığı ve bu durumun mürettebat üzerinde ciddi bir psikolojik baskı oluşturduğu iddia edildi. Mart ayında, gemide görevli dört denizcinin bir hafta içinde intihar ettiği bildirilmiş, bu olaylar Donanma yetkililerini alarma geçirmişti.
Mullen, konuya ilişkin değerlendirmesinde, denizcilerin uzun süreli konuşlanmalarının ve sürekli yüksek alarm durumunun ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. “Bu insanlar aylardır çatışma bölgesindeler. Sürekli bir tehdit altında yaşamak, ailelerinden uzak olmak, psikolojik olarak yıpratıcı olabilir” dedi. Ayrıca, Donanma'nın bu tür durumlara müdahale etmek için psikolojik destek hizmetlerini artırması gerektiğini savundu.
Mullen'ın bu açıklamaları, daha önce bazı medya kuruluşlarının gemideki durumu “kriz” olarak nitelendiren haberlerine bir denge getirmesi açısından önemli. Zira, Donanma yetkilileri, gemideki durumun kontrol altında olduğunu ve gerekli önlemlerin alındığını açıklamıştı. Ancak, mürettebatın aileleri ve bazı denizciler, durumun ciddiyetinin yeterince dile getirilmediğini öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
USS Abraham Lincoln'un karşılaştığı sorunlar, yalnızca ABD Donanması'nın iç işleyişini değil, aynı zamanda küresel güvenlik dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Bu gemi, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığının ve caydırıcılık politikasının sembolü konumunda. Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıların ardından bölgeye sevk edilen gemi, hem İran'a hem de Husilere karşı önemli bir mesaj niteliği taşıyor.
Ancak, gemideki ruh sağlığı sorunlarının artması, ABD'nin bu tür uzun süreli askeri operasyonlarının maliyetini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, askeri personelin psikolojik dayanıklılığının, operasyonel başarının en kritik unsurlarından biri olduğunu belirtiyor. Mullen'ın da vurguladığı gibi, sürekli tehdit altında yaşamak ve uzun süre aileden uzak kalmak, zamanla tükenmişlik sendromuna ve ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açabiliyor. Bu durum, ABD'nin bölgedeki askeri stratejisini sürdürülebilirliği açısından da bir risk oluşturuyor.
Küresel ölçekte, bu tür haberler, dünya kamuoyunda ABD ordusunun moral ve disiplin yapısına ilişkin soru işaretleri uyandırabiliyor. Özellikle, Çin ve Rusya gibi rakip ülkeler, bu tür olayları kendi propagandalarında kullanma potansiyeli taşıyor. ABD'nin askeri gücünün zayıfladığı algısı, uluslararası ilişkilerde caydırıcılığın azalmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel dengeler açısından önemli ipuçları taşıyor. ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığının zayıflaması, bölgede oluşan güç boşluğunun farklı aktörler tarafından doldurulmaya çalışılmasına neden olabilir. Türkiye, Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz'deki ticari yolların güvenliğinden etkilenen bir ülke olarak, bu bölgedeki istikrarın sağlanmasına önem veriyor. Ancak, ABD'nin kendi iç sorunlarıyla boğuşması, müttefiklerin Ankara'dan daha fazla bağımsız hareket etmesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle ilişkilerini çeşitlendirmesi ve kendi savunma kapasitesini güçlendirmesi açısından bir fırsat olarak değerlendirilebilir.