İngiltere'de, eski eşini tecavüzle suçlayan bir anne, Aile Mahkemesi Yargıcı Robin Tolson KC'nin verdiği bir karara karşı açtığı temyiz davasını kazandı. Yüksek Mahkeme, yargıcın çocukların velayetiyle ilgili verdiği kararın hatalı olduğuna hükmetti. Yargıç Tolson'ın kararları son altı yılda birçok kez temyiz edilerek bozuldu, bu da yargı sistemindeki tutarsızlıkları ve aile mahkemelerindeki cinsel şiddet iddialarının ele alınış biçimini sorgulattı.
Davanın Arka Planı ve Temyiz Süreci
Davacı anne, eski eşi tarafından tecavüze uğradığını iddia ediyor ve bu nedenle çocukların babayla görüşmesinin kısıtlanmasını talep ediyordu. Aile Mahkemesi Yargıcı Robin Tolson, babanın çocuklarla düzenli görüşmesine izin veren bir karar aldı. Anne, kararı temyiz etti ve Yüksek Mahkeme, yargıcın delilleri yeterince değerlendirmediği ve annenin iddialarını gerektiği gibi dikkate almadığı gerekçesiyle kararı bozdu.
Yargıç Tolson'ın bu kararı, son altı yılda bozulan birçok kararından sadece biri. İngiliz hukuk sisteminde, aile mahkemesi yargıçlarının kararlarının bu kadar sık bozulması ender görülen bir durum. Bu durum, yargıçların cinsel şiddet iddialarını ele alırken yeterli hassasiyeti göstermediği yönünde eleştirilere yol açıyor. Kadın hakları örgütleri, aile mahkemelerinin tecavüz ve cinsel istismar iddialarını genellikle hafife aldığını ve annelerin korunma taleplerinin yeterince ciddiye alınmadığını belirtiyor.
Temyiz kararında, Yargıç Tolson'ın annenin travmasını ve tecavüz iddialarının çocuklar üzerindeki potansiyel etkisini göz ardı ettiği vurgulandı. Yüksek Mahkeme, yargıcın kararının çocukların refahı açısından uygun olmadığına ve annenin iddialarının daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine hükmetti. Bu karar, benzer durumdaki diğer anneler için emsal niteliği taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Aile Mahkemelerindeki Cinsel Şiddet Krizi
Bu dava, yalnızca İngiltere'de değil, dünya genelinde aile mahkemelerinin cinsel şiddet iddialarını ele alış biçimine dair önemli soruları gündeme getiriyor. Birçok ülkede, boşanma ve velayet davalarında kadınların tecavüz iddiaları genellikle 'ebeveyn yabancılaştırması' veya 'intikam amaçlı' olarak nitelendirilip reddediliyor. Bu durum, kadınların adalete erişimini engellerken, çocukların şiddet uygulayan ebeveynle temasını sürdürmesine yol açabiliyor.
Küresel çapta kadın hakları örgütleri, aile mahkemelerinde cinsel şiddet iddialarının ciddiye alınması için reform çağrıları yapıyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), 2023 raporunda, dünya genelinde kadınların yüzde 30'unun yakın partner şiddetine maruz kaldığını, ancak çoğunun adalet sisteminde yeterli koruma bulamadığını belirtiyor. Bu dava, İngiltere'deki yargı sisteminin bu konudaki zaafını ortaya koyarken, diğer ülkeler için de örnek teşkil ediyor.
Ayrıca, Yargıç Tolson'ın kararlarının sık sık bozulması, yargı bağımsızlığı ve denetim mekanizmalarının işleyişi açısından da tartışma yaratıyor. İngiltere'de yargıçların kararlarının temyizde bozulması nadirdir; bu nedenle bu dava, yargı kalitesi ve hukuki denetimin önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer şekilde, aile mahkemelerinde cinsel şiddet iddialarının yeterince ciddiye alınmadığına dair eleştiriler bulunmakta. Bu dava, Türk hukuk sisteminde kadınların ve çocukların korunmasına yönelik reform ihtiyacını hatırlatıyor. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olsa da, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında yargısal süreçlerin iyileştirilmesi gerekiyor. Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, Türk yargı mensupları ve politika yapıcılar için, cinsel şiddet iddialarının velayet davalarında nasıl ele alınması gerektiğine dair uluslararası bir referans oluşturabilir. Aksi takdirde, benzer mağduriyetler Türkiye'de de yaşanmaya devam edecektir.