2014 yılında yayımladığımız bir haberde, eşcinsel evliliğin dünya genelindeki durumunu ele almıştık. O dönemde Hollanda’nın 2001’de attığı ilk adımın ardından, eşcinsel evlilik yalnızca 11 ülkede yasalken, bu sayı bugün 34’e yükseldi. Son on yılda yaşanan bu hızlı dönüşüm, toplumsal kabulün yanı sıra hukuki altyapının da ne denli değiştiğini gözler önüne seriyor. Özellikle Güney Amerika, Asya ve Afrika’daki gelişmeler, bu hareketin küresel bir karakter kazandığını gösteriyor.
Arka Plan: 2014’ten Bugüne Uzanan Yol
2014’te eşcinsel evlilik sadece Hollanda, Belçika, İspanya, Kanada, Güney Afrika, Norveç, İsveç, Portekiz, İzlanda, Arjantin ve Uruguay’da yasaldı. O dönemde ABD’de birçok eyalet henüz yasallaştırmamıştı. Ancak 2015’te ABD Yüksek Mahkemesi’nin Obergefell kararı, 50 eyaletin tamamında eşcinsel evliliğin yolunu açtı. Bu karar, küresel ölçekte bir dalga etkisi yarattı. Avustralya 2017’de yapılan posta anketinin ardından, Tayvan ise 2019’da Asya’da bir ilk olarak eşcinsel evliliği yasallaştırdı. 2022’de Şili ve İsviçre, 2023’te Estonya ve Nikaragua bu listeye katıldı. Bugün gelinen noktada, dünya nüfusunun yaklaşık %15’i eşcinsel evliliğin yasal olduğu ülkelerde yaşıyor. En dikkat çekici gelişmelerden biri de Yunanistan’ın 2024’te eşcinsel evliliği onaylamasıyla Ortodoks Hristiyan dünyasında bir ilke imza atılması oldu.
Hukuki dönüşümün yanı sıra, toplumsal kabul de önemli ölçüde arttı. 2014’te yapılan Pew Araştırma Merkezi anketine göre, eşcinsel evliliğe destek oranı İspanya’da %88, Almanya’da %74 iken; bugün bu oranlar İspanya’da %92, Almanya’da %85 seviyesine çıktı. Ancak Polonya gibi ülkelerde destek hâlâ %30’ların altında seyrediyor. Bu fark, muhafazakâr ve liberal bölgeler arasındaki uçurumun devam ettiğini gösteriyor.
Küresel Boyut: Kültürel ve Siyasi Kutuplaşma
Eşcinsel evlilik, küresel ölçekte bir insan hakları meselesi olmanın ötesinde, kültürel ve siyasi bir kutuplaşmanın simgesi haline geldi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 2011’de aldığı bir kararla LGBTİ+ haklarını insan hakları çerçevesine dahil etti. Ancak Uganda’da 2023’te kabul edilen ve eşcinsel ilişkilere ölüm cezası getiren yasa, bu alandaki gerilemelerin de yaşandığını gösteriyor. Benzer şekilde, Rusya ve Macaristan’da yürürlüğe konan “propaganda yasaları” LGBTİ+ bireylerin görünürlüğünü kısıtlıyor. Öte yandan, Tayvan’ın 2019’daki adımı, Asya kıtasında bir dönüm noktasıydı ve Nepal, Hindistan ve Tayland’da benzer tartışmaları tetikledi.
Ekonomik boyut ise sıklıkla göz ardı ediliyor. Eşcinsel evliliğin yasallaştığı bölgelerde, sözde “pembe ekonomi”nin büyüdüğü ve turizm sektörünün bu gelişmelerden olumlu etkilendiği görülüyor. Araştırmalar, eşcinsel çiftlerin evlilik yoluyla daha fazla tüketim yaptığını ve gayrimenkul piyasasına daha aktif katıldığını ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de eşcinsel evlilik yasal değildir ve son yıllarda bu konuda resmi bir adım atılmamıştır. Ancak küresel dönüşüm, Türkiye’nin de dahil olduğu bölgesel dengeleri etkilemektedir. Özellikle AB üyeliği perspektifinde, Türkiye’nin LGBTİ+ hakları konusundaki tutumu uluslararası kamuoyunda eleştirilmektedir. Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporları, Türkiye’de LGBTİ+ bireylerin ayrımcılık ve şiddetle karşı karşıya olduğunu belirtmektedir. Bu durum, Türkiye’nin imajına zarar verirken, aynı zamanda AB ile ilişkilerde de bir pürüz olarak öne çıkmaktadır. Bölgesel olarak ise, İran ve Suudi Arabistan gibi komşu ülkelerde eşcinselliğin suç sayılması, Türkiye’nin görece daha ılımlı bir tutum sergilemesine rağmen bu alanda ilerleme kaydedememesi, ülkenin demokratikleşme sürecindeki eksiklikleri gözler önüne sermektedir.