Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ABD eski Başkanı Donald Trump'ın kendisini Lübnan'a müdahale etmekle suçlayan açıklamalarının ardından yaptığı yazılı açıklamada, ülkesinin Lübnan'ın iç işlerine karışma niyetinde olmadığını kesin bir dille ifade etti. Esad, “Suriye, Lübnan'ın egemenliğine saygı duyar ve hiçbir şekilde askeri müdahale planlamamaktadır” dedi. Trump'ın sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı “Esad Lübnan'a girmek istiyor, ben onu durdururum” şeklindeki paylaşımı, bölgede tansiyonu yükseltmişti. Esad'ın açıklaması, Şam yönetiminin 2011'de başlayan iç savaştan bu yana Lübnan'daki etkisini yeniden tesis etme çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor.
Lübnan ve Suriye arasındaki hassas denge
Suriye ordusu, 1976'dan 2005'e kadar Lübnan'ı fiilen işgal altında tutmuş, 2005'teki Sedir Devrimi'nin ardından çekilmek zorunda kalmıştı. Bu dönemde Şam, Beyrut üzerinde doğrudan siyasi ve askeri kontrol sağlamış, Lübnan'ın iç siyasetine derinlemesine nüfuz etmişti. Esad yönetimi, 2011'de patlak veren iç savaşın ardından Lübnan'daki askeri varlığını neredeyse sıfırlasa da, Hizbullah aracılığıyla ülke üzerindeki etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Trump'ın iddialarının zamanlaması, Beyrut'ta hükümet krizinin derinleştiği bir döneme denk geldi. Lübnan, 2022'de yapılan seçimlerin ardından iki yılı aşkın süredir cumhurbaşkanı seçemezken, ekonomik çöküş ve siyasi kriz ülkeyi felç etmiş durumda. Bu ortamda herhangi bir dış müdahale, zaten kırılgan olan dengeleri altüst edebilir. Esad'ın yalanlaması, Suriye'nin uluslararası toplumda meşruiyet kazanma çabalarının bir parçası olarak görülüyor; zira Arap Birliği'ne yeniden kabul edilmesinin ardından Esad, bölgesel ilişkilerini normalleştirme stratejisi izliyor.
Trump söylemi ve bölgesel yansımaları
Donald Trump'ın sosyal medyada yaptığı açıklamalar, her ne kadar resmi bir politika değişikliğini yansıtmasa da, ABD'nin Ortadoğu'daki angajmanına dair sinyaller veriyor. Trump, başkanlığı döneminde Suriye'den çekilme kararıyla bilinirken, şimdiki söylemleri seçim kampanyası sırasında sert bir Ortadoğu politikası vaat etmesiyle bağlantılı. Esed rejimini “sorunlu bir aktör” olarak niteleyen Trump, Lübnan'ı koruma söylemiyle İsrail yanlısı seçmenlerine ve Lübnan'daki Hristiyan toplumuna mesaj vermiş olabilir.
Ancak bölgesel olarak Suriye'nin Lübnan'a müdahale edeceğine dair ciddi bir istihbarat bulunmuyor. Suriye ordusu, iç savaşın yıpratıcı etkilerini hala üzerinden atamamışken yeni bir cephe açmanın ekonomik ve askeri maliyeti çok yüksek. Ayrıca İsrail, Suriye topraklarına düzenlediği hava saldırılarıyla Şam'ın askeri kabiliyetlerini sınırlamış durumda. Esad'ın daha gerçekçi önceliği, ekonomik toparlanma ve meşruiyet arayışı. Trump'ın sözleri ise daha çok iç siyasete yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye ve Lübnan ile tarihsel bağları olan bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından izlemektedir. Ankara, Suriye'nin yeniden bölgeye entegrasyonu sürecinde dengeli bir politika izlemeye çalışırken, Lübnan'ın istikrarı da doğrudan Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını ilgilendirmektedir. Esad'ın Lübnan'a müdahale etmeyeceğini açıklaması, Ankara'nın endişelerini bir ölçüde azaltsa da, Hizbullah'ın Lübnan'daki rolü ve İran'ın bölgesel nüfuzu Türkiye açısından önemli risk faktörleri olmaya devam etmektedir. Ayrıca, Trump'ın söylemleri ABD seçimlerine yönelik olsa da, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde Suriye ve Lübnan dosyalarının hassasiyetini hatırlatmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin hem Suriye hem de Lübnan ile diyaloğu sürdürmesi, bölgesel istikrar için kritik önem taşımaktadır.