Ermenistan, 20 Haziran Pazar günü, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Batı yanlısı Sivil Sözleşme Partisi ile Rusya'ya yakın çizgileriyle bilinen muhalefet partilerinin karşı karşıya geleceği kritik bir erken parlamento seçimine gidiyor. 2018'deki "Kadife Devrim" sonrası iktidara gelen Paşinyan, seçim sürecinde Batı ile daha yakın ilişkiler kurma vaadini öne çıkarırken, Dağlık Karabağ savaşındaki yenilgi sonrası zayıflayan popülaritesini geri kazanmaya çalışıyor. Seçim, sadece ülkenin iç siyaseti açısından değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'daki jeopolitik dengeler ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geleceği için de belirleyici olabilir.
Seçimin Arka Planı: Karabağ Yenilgisi ve Siyasi Kriz
Ermenistan'daki erken seçim, Kasım 2020'de Azerbaycan karşısında alınan ağır yenilgi sonrası başlayan siyasi krizin bir ürünü. Paşinyan, savaşın sona erdirilmesi için Rusya'nın arabuluculuğunda bir ateşkes anlaşması imzalamış, bu anlaşma Dağlık Karabağ'ın büyük bölümünün Azerbaycan kontrolüne geçmesini öngörmüştü. Bu durum, Ermenistan'da büyük bir öfke dalgasına yol açmış ve Paşinyan'ı istifaya çağıran kitlesel protestolar düzenlenmişti. Muhalefet, başbakanı "vatana ihanet"le suçlarken, Paşinyan ise anlaşmayı "kötünün iyisi" olarak savunmuştu.
Siyasi krizi aşmak amacıyla Paşinyan, Nisan ayında istifa ederek erken seçim kararı almıştı. Seçim kampanyası boyunca muhalefet, Paşinyan'ın Karabağ'daki başarısızlığını ve ekonomik sıkıntıları işlerken, iktidar partisi ise orduyu modernize etme ve Batı ile entegrasyon vaatleriyle seçmene sesleniyor. Anketler, Paşinyan'ın oy oranının %20-25 civarında olduğunu, muhalefetin ise bölünmüş görüntüsü nedeniyle net bir avantaj elde edemediğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Batı-Rusya Rekabeti
Ermenistan seçimleri, ABD ve AB'nin bölgedeki nüfuz mücadelesi ile Rusya'nın geleneksel etki alanını koruma çabalarının kesiştiği bir noktada gerçekleşiyor. Paşinyan, görev süresi boyunca Rusya'ya olan bağımlılığı azaltma ve Batı ile daha dengeli bir dış politika izleme eğilimi gösterdi. Ancak Karabağ savaşındaki yenilgi, Rusya'nın bölgedeki belirleyici rolünü bir kez daha hatırlattı. Muhalefet partileri ise Rusya ile daha sıkı ittifak savunurken, Avrasya Ekonomik Birliği ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) gibi yapıların önemini vurguluyor.
Seçim sonucu ne olursa olsun, Ermenistan'ın Rusya ile bağlarını koparması beklenmiyor. Ancak Paşinyan'ın zaferi, Batı ile diyaloğun sürdürülmesi ve AB ile Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması'nın uygulanmasına devam edilmesi anlamına gelecek. Muhalefetin iktidara gelmesi ise Moskova'ya daha yakın bir çizgi ve Türkiye ile normalleşme sürecinde daha temkinli bir tutum getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'daki seçim sonuçları, Türkiye'nin Kafkasya politikası ve Azerbaycan ile stratejik işbirliği açısından önem taşıyor. Paşinyan döneminde Türkiye ile sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin normalleşmesi yönünde bazı adımlar atılmış, ancak Karabağ savaşı bu süreci kesintiye uğratmıştı. Seçimin ardından iktidara gelecek hükümetin tutumu, normalleşme sürecinin geleceğini belirleyecek. Ayrıca, Batı yanlısı bir hükümetin Rusya'nın bölgedeki etkisini dengelemesi Türkiye için kısa vadede olumlu bir gelişme olabilir. Ancak, muhalefetin Rusya yanlısı söylemleri, Ankara ile Erivan arasında yeni gerilimlere yol açma potansiyeli taşıyor.