Ermenistan, 20 Haziran'da yapılacak erken genel seçimle geleceğini belirleyecek kritik bir oylamaya gidiyor. Seçim, sadece ülkenin iç siyaseti açısından değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'daki güç dengeleri ve Rusya ile Batı arasındaki nüfuz mücadelesi açısından da belirleyici olacak. Başbakan Nikol Paşinyan'ın reformist hükümeti, bir yandan Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'nden destek alırken, diğer yandan Rusya'nın artan ekonomik ve siyasi baskısıyla karşı karşıya. Moskova, eski Sovyet cumhuriyetini kendi yörüngesinde tutmak için her türlü aracı kullanmaya hazır görünüyor.
Seçimin arka planı ve taraflar
Ermenistan'da erken seçim kararı, Kasım 2020'de Dağlık Karabağ savaşının ardından patlak veren siyasi kriz sonucu alındı. Başbakan Paşinyan, savaşta yenilgiye uğrayan ordunun başarısızlığı nedeniyle ağır eleştirilere hedef olmuş, muhalefet sokak gösterileriyle hükümetin istifasını istemişti. Anayasa Mahkemesi'nin onayıyla seçim 20 Haziran'a alındı. Paşinyan'ın partisi Sivil Sözleşme, yüzde 30 civarında oy alırken, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki ittifak da güçlü bir rakip olarak öne çıkıyor. Koçaryan, daha geleneksel ve Rusya yanlısı bir çizgiyi temsil ediyor. Öte yandan, eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın partisi de yüzde 10 barajını aşmayı hedefliyor.
Seçim kampanyası boyunca Paşinyan, Batı ile entegrasyonu savunurken, Koçaryan Avrasya Ekonomik Birliği ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) gibi Rusya liderliğindeki yapılara bağlılığı vurguladı. Paşinyan, yolsuzlukla mücadele ve ekonomik reformlar vaat ederken, Koçaryan istikrar ve güvenlik söylemiyle oy toplamaya çalışıyor. Seçimin kaderini, Karabağ savaşının travmasını atlatamamış seçmenlerin oyları belirleyecek.
Bölgesel ve küresel boyut
Ermenistan seçimi, Rusya ile Batı arasında bir çekişme arenasına dönüşmüş durumda. ABD ve AB, Paşinyan'ın dikkatli Batı yanlısı politikasını destekliyor. Avrupa Birliği, Ermenistan'ı Doğu Ortaklığı programı kapsamında reformlara teşvik ederken, ABD de kalkınma yardımı ve askeri iş birliği vaat ediyor. Buna karşılık Rusya, Paşinyan yönetimine karşı ekonomik baskı araçlarını devreye soktu. Moskova, doğalgaz fiyatlarını artırarak ve Ermeni mallarına yönelik ticari engeller koyarak hükümeti cezalandırırken, aynı zamanda medya ve sosyal medya üzerinden dezenformasyon kampanyaları yürütüyor. Rusya'nın Gümrü'deki askeri üssü ve KGAÖ çerçevesindeki güvenlik garantileri, Ermenistan'ın uzun vadede Moskova'dan bağımsız hareket etmesini zorlaştırıyor. Ancak Paşinyan, Batı ile ilişkileri koparmadan Rusya ile pragmatik bir denge kurmaya çalışıyor. Seçim sonucu, Güney Kafkasya'da enerji koridorları ve bölgesel güvenlik mimarisi üzerinde de doğrudan etkili olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'ın bu kritik seçimi, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından yakından takip edilmelidir. Paşinyan'ın yeniden seçilmesi, Ankara ile Erivan arasında normalleşme sürecinin yeniden canlanmasına kapı aralayabilir; zira Paşinyan daha önce Türkiye ile sınırların açılması konusunda olumlu sinyaller vermişti. Öte yandan, Koçaryan'ın zaferi, Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu güçlendirecek ve Türkiye'nin Azerbaycan ile stratejik ortaklığını doğrudan etkileyecek bir denge değişimine yol açabilir. Ayrıca, Dağlık Karabağ sorununun kalıcı çözümü ve bölgesel enerji projeleri (örneğin, Zengezur Koridoru) açısından da seçim sonucu belirleyici olacaktır. Türkiye, seçim sürecinin şeffaf ve barışçıl geçmesini temenni ederken, yeni hükümetle pragmatik ilişkiler geliştirmeye hazır olduğunu göstermelidir.