Ermenistan'da yapılan erken genel seçimlerde Başbakan Nikol Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi, oyların yaklaşık yüzde 50'sini alarak birinci parti oldu. Bu sonuç, Moskova'nın yoğun baskısına rağmen Paşinyan yönetiminin Batı yanlısı politikalarına halkın desteğini sürdürdüğünü gösteriyor. Seçimler, 2020 Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından Ermenistan'da yaşanan siyasi krizin ardından, ülkedeki güç dengelerini yeniden şekillendirmek amacıyla yapıldı. Uluslararası gözlemciler, seçimlerin genel olarak özgür ve adil bir ortamda gerçekleştiğini belirtirken, Rusya'nın devlet medyası aracılığıyla Paşinyan karşıtı söylemleri yoğunlaştırdığı gözlemlendi.
Seçimlerin Arka Planı ve Paşinyan'ın Yükselişi
Nikol Paşinyan, 2018 yılında Kadife Devrim olarak adlandırılan kitlesel protestolar sonucunda iktidara gelmişti. Paşinyan, yolsuzlukla mücadele ve demokratik reformlar vaatleriyle halkın desteğini kazanmıştı. Ancak 2020 yılında Azerbaycan ile yaşanan Dağlık Karabağ Savaşı'nda alınan yenilgi, Paşinyan yönetimini zor durumda bıraktı. Savaş sonrası imzalanan ateşkes anlaşması, Ermenistan'ın toprak kaybını resmileştirirken, ülkede siyasi krize yol açtı. Muhalefet, Paşinyan'ı savaşta başarısızlıkla suçlarken, erken seçim talepleri yükseldi.
Seçim kampanyası boyunca, Paşinyan'ın partisi, Batı ile entegrasyonu ve AB ile ilişkilerin geliştirilmesini savundu. Rusya'nın Ermenistan'daki nüfuzunu artırma çabalarına rağmen, Paşinyan'ın çizgisi, özellikle genç ve kentli seçmenler arasında karşılık buldu. Rus yanlısı muhalefet partileri ise, Ermenistan'ın Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği gibi Rusya liderliğindeki yapılara bağlı kalması gerektiğini savundu. Seçim sonuçları, Paşinyan'ın savaş sonrası popülaritesindeki düşüşe rağmen, halkın Batı yönelimli politikaları desteklediğini ortaya koydu.
Bölgesel ve Küresel Boyutu
Ermenistan'daki bu seçim sonucu, Güney Kafkasya'da jeopolitik dengeleri yakından ilgilendiriyor. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile yaşadığı gerilimin ortasında, Ermenistan'ı kendi etki alanında tutmak istiyor. Ancak Paşinyan yönetimi, Rusya'nın Dağlık Karabağ konusunda yeterli desteği vermediğini düşünerek, ABD ve AB ile yakınlaşma sinyalleri veriyor. Bu durum, Moskova'yı rahatsız ederken, Ermenistan'ın Batı'dan askeri ve ekonomik destek arayışı, Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu zayıflatabilir.
Azerbaycan ve Türkiye de seçim sonuçlarını yakından izliyor. Azerbaycan, 2020 savaşından sonra Karabağ'da kontrolü sağlamış olsa da, Ermenistan'ın istikrarı, bölgesel barış süreçleri açısından önem taşıyor. Türkiye ise, Ermenistan'la normalleşme adımları atmış ancak süreç henüz sonuçlanmış değil. Paşinyan'ın yeniden seçilmesi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması için fırsat yaratabilir. Ancak Paşinyan'ın Batı yanlısı çizgisi, Ankara'nın Moskova ile dengeli politikalarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'daki bu seçim sonucu, Türkiye'nin Kafkasya politikası açısından kritik bir dönemeçte gerçekleşiyor. Türkiye, Ermenistan'la sınır kapılarını açma ve diplomatik ilişkileri normalleştirme konusunda adımlar atmış, ancak süreç Dağlık Karabağ sorunu ve Azerbaycan'ın hassasiyetleri nedeniyle yavaşlamıştı. Paşinyan'ın Batı yönelimli bir hükümetle yeniden seçilmesi, Türkiye'nin ABD ve AB ile ilişkilerini de etkileyebilecek bir gelişme. Ankara, Moskova ile işbirliğini sürdürürken, Paşinyan'ın Batı'ya yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını daraltabilir. Öte yandan, Paşinyan'ın demokratik ve reformist çizgisi, Türkiye'nin Ermenistan'la normalleşme sürecini hızlandırması için bir fırsat penceresi sunuyor. Ancak bu sürecin başarıya ulaşması, Azerbaycan'ın çıkarlarının da gözetilmesine bağlı. Türkiye, bu dengeyi koruyarak bölgesel istikrara katkıda bulunabilir.