Psikoterapist Zara Kadir, ebeveynlerin oğulları manosfer (erkek egemen çevrimiçi topluluk) söylemlerini tekrarladığında yaptığı bir hatayı ortaya koydu ve bunun yerine ne söylenmesi gerektiğini açıkladı. Kadir'e göre, çocuğun bu tür ifadelerine öfkeyle veya yasaklayıcı bir dille karşılık vermek, onu daha da radikal gruplara itebiliyor. Bunun yerine, meraklı ve yargılamayan bir iletişim kurmak, gençlerin bu akımlardan uzaklaşmasında kilit rol oynuyor.
Manosfer Nedir ve Neden Yükselişte?
Manosfer, özellikle çevrimiçi platformlarda örgütlenen, erkeklerin maruz kaldığı iddia edilen haksızlıkları ve kadın düşmanlığını merkeze alan bir dizi topluluk ve ideolojiden oluşuyor. Bu gruplar arasında "red pill" (kırmızı hap), "incel" (istemsiz bekar), "MGTOW" (kendi yoluna giden erkekler) ve "pick-up artist" (PUA) gibi alt kültürler bulunuyor. Son yıllarda sosyal medya algoritmaları ve popüler figürler aracılığıyla geniş kitlelere ulaşan manosfer içerikleri, genç erkekler arasında hızla yayılıyor. Kadir, bu içeriklerin genellikle basit çözümler sunduğunu ve gençlerin aidiyet ihtiyacını istismar ettiğini belirtiyor.
Uzmanlara göre manosfer, yalnızca marjinal bir olgu değil; aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik bir tepki olarak da okunmalı. Kadir, "Bu gruplar, erkek çocuklara hayatın karmaşıklığını anlamak yerine düşmanlar yaratmayı öğretiyor" diyor. Özellikle ergenlik döneminde kimlik arayışı içinde olan gençler, bu tür ideolojilere daha açık hale geliyor.
Ebeveynlerin Yaptığı Kritik Hata
Kadir'e göre ebeveynlerin en sık yaptığı hata, çocukları manosfer söylemlerini tekrarladığında hemen paniğe kapılıp ya sert bir şekilde eleştirmek ya da konuyu kapatmaya çalışmak. Bu tepkiler, gençlerin kendilerini daha da izole hissetmesine ve söz konusu topluluklara daha sıkı bağlanmasına yol açıyor. Kadir, "Çocuğunuz 'kadınlar erkekleri sömürüyor' gibi bir cümle kurduğunda, ona 'Bu saçmalık, bir daha böyle konuşma' demek, onu susturur ve sizi dinlemekten vazgeçer" diyor.
Bunun yerine Kadir, "Gerçekten mi? Bu fikri nereden edindin? Bana daha fazla anlatır mısın?" gibi meraklı sorularla yaklaşmayı öneriyor. Bu yöntem, gencin düşüncesini ifade etmesine olanak tanırken, ebeveyne de bu düşüncenin altındaki duygusal ihtiyaçları anlama fırsatı sunuyor. Kadir'e göre çoğu zaman bu tür ifadeler, kırılganlık, yalnızlık veya özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor.
Kadir ayrıca, ebeveynlerin kendi davranışlarını da gözden geçirmesi gerektiğini vurguluyor. Evde sürekli cinsiyetçi şakalar yapılıyorsa veya kadınlara yönelik aşağılayıcı bir dil kullanılıyorsa, çocuğun bu söylemleri normalleştirmesi kaçınılmaz oluyor. Tutarlılık, bu mücadelede en önemli unsur.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Manosfer olgusu yalnızca ABD veya Batı ülkeleriyle sınırlı değil. Küresel bir fenomen olarak, internet erişiminin olduğu her yerde karşımıza çıkıyor. Türkiye'de de son yıllarda özellikle genç erkekler arasında bu tür içeriklere ilgi artıyor. Sosyal medya platformlarında "alfa erkek" söylemleri, kadın-erkek ilişkilerine dair indirgemeci yaklaşımlar ve "kadınlar şöyle yapar, erkekler böyle yapar" gibi genellemeler hızla yayılıyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine zarar verirken, aynı zamanda gençlerin sağlıklı ilişkiler kurmasını da engelliyor.
Uzmanlar, manosfer içeriklerinin şiddet eylemlerine kadar varan sonuçları olabileceğini belirtiyor. Örneğin, 2014 İsla Vista katliamı, 2018 Toronto saldırısı ve 2021 Plymouth saldırısı gibi olaylarda faillerin manosfer ideolojilerinden etkilendiği ortaya çıkmıştı. Kadir, ebeveynlerin bu tür radikalleşme süreçlerine karşı uyanık olması gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Manosfer akımı, Türkiye'de de genç erkekler arasında hızla yayılıyor. Özellikle sosyal medya ve çevrimiçi oyun platformlarında bu içeriklere maruz kalan gençler, kadın-erkek ilişkilerine dair çarpık bakış açıları geliştirebiliyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını zayıflatırken, aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet riskini artırıyor. Türkiye'nin genç nüfus yapısı göz önüne alındığında, ebeveynlere yönelik bilinçlendirme kampanyaları ve okullarda eleştirel düşünme eğitimleri büyük önem taşıyor. Ayrıca, dijital platformların denetimi ve zararlı içeriklere karşı algoritmik düzenlemeler, ulusal güvenlik ve toplumsal huzur açısından kritik bir adım olacaktır.