Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin küresel güç dengelerindeki değişime rağmen Doğu ile Batı arasında bir seçim yapmayacağını, NATO'ya bağlılığını sürdürürken Çin, Rusya ve bölgesel güçlerle daha derin ortaklıklar kurma arayışında olduğunu açıkladı. ABD merkezli bir yayın organına verdiği özel yazılı mülakatta Erdoğan, Mekke'de imzalanan savunma işbirliği anlaşmasının İran veya İsrail'e yönelik olmadığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Erdoğan'ın açıklamaları, Türkiye'nin son yıllarda çok yönlü bir dış politika izleme çabasının son halkası olarak değerlendiriliyor. Ankara, bir yandan NATO içindeki yükümlülüklerini yerine getirirken, diğer yandan Şanghay İşbirliği Örgütü ile diyalog sürecini ilerletiyor ve BRICS ülkeleriyle ekonomik işbirliğini güçlendiriyor. Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik varlığını artırma hedefi, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne verdiği destekle somutlaşıyor. Aynı zamanda Rusya ile enerji, savunma ve turizm alanlarındaki işbirliği devam ediyor; doğal gaz tedarikinde Rusya'ya bağımlılık, Batı ile ilişkilerde denge unsuru olarak öne çıkıyor.
Erdoğan'ın mülakatında dikkat çeken bir diğer nokta, savunma sanayii alanındaki işbirlikleri oldu. Türkiye, son yıllarda yerli savunma sanayiini güçlendirerek İHA ve SİHA üretiminde küresel bir oyuncu haline geldi. Bu kapsamda Körfez ülkeleriyle yapılan savunma anlaşmaları, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerin normalleşmesi sürecinde kritik bir adım olarak görülüyor. Mekke'de varılan mutabakat, bu normalleşmenin askeri boyutunu oluşturuyor. Erdoğan, anlaşmanın bölgesel istikrarı hedeflediğini ve üçüncü ülkelere karşı bir ittifak olmadığını belirterek, İran ve İsrail'e yönelik algıları düzeltmeye çalıştı.
Türkiye'nin Doğu ve Batı arasında denge politikası izlemesi, ABD ve Avrupa Birliği ile yaşanan son dönemdeki anlaşmazlıklarla da yakından ilgili. ABD'nin Suriye'de PKK/YPG ile işbirliği, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırırken; AB'nin Türkiye'nin üyelik sürecini fiilen dondurması, Ankara'nın alternatif arayışlarını hızlandırdı. Buna karşın Türkiye, NATO içindeki stratejik konumunu koruyarak Batı ile kopuş sinyali vermiyor. Erdoğan'ın "NATO'ya bağlılık" vurgusu, bu hassas dengeyi yansıtıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Erdoğan'ın açıklamaları, küresel sistemde yaşanan çok kutupluluğa geçiş sürecinde önemli bir gösterge olarak okunuyor. Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın revizyonist politikaları ve ABD'nin Asya-Pasifik'e yönelmesi, orta büyüklükteki güçlerin manevra alanını genişletiyor. Türkiye, bu bağlamda kendi stratejik özerkliğini artırma peşinde. Mekke savunma paktı, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle ilişkilerin derinleşmesi açısından da kritik. Suudi Arabistan ile savunma işbirliği, Yemen ve Katar krizlerinde yaşanan kırılmaların ardından yeni bir sayfa açıldığını gösteriyor.
İran ve İsrail'in anlaşmaya yönelik olası tepkileri, bölgesel gerilimleri etkileyebilir. İsrail, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle askeri yakınlaşmasını kendi güvenlik çıkarları açısından izlerken; İran, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve bölgesel dengeleri gözeterek temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Erdoğan'ın "İran'a karşı değil" mesajı, Tahran'ı rahatlatmaya yönelik bir diplomatik hamle olarak yorumlanıyor. Ancak İsrail ile son dönemde yaşanan karşılıklı suçlamalar ve ticaret kısıtlamaları, ilişkilerdeki kırılganlığı koruyor.
Küresel düzeyde ise Türkiye'nin çok yönlü politikası, Batı ittifakı içinde sorgulanmaya devam ediyor. ABD Kongresi'nde Türkiye'ye yönelik yaptırım çağrıları zaman zaman gündeme gelirken, Avrupa başkentleri Ankara'nın Rusya ile olan ilişkilerini dikkatle izliyor. Buna karşın Türkiye, Ukrayna savaşında üstlendiği arabuluculuk rolü ve Tahıl Koridoru Anlaşması'ndaki kritik işleviyle Batı için vazgeçilmez bir ortak olduğunu gösterdi. Erdoğan'ın mesajları, bu dengeyi koruma iradesini yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Erdoğan'ın açıklamaları, Türk dış politikasının çok boyutlu yapısını ve stratejik özerklik arayışını teyit ediyor. NATO'dan kopmadan Doğu ile ilişkileri derinleştirme çabası, Türkiye'nin Batı'ya olan bağımlılığını azaltma ve pazarlık gücünü artırma hedefini gösteriyor. Mekke savunma paktı, Körfez sermayesini ve savunma işbirliklerini Türkiye'ye çekerek ekonomik ve güvenlik açıklarını kapatabilir. Ancak bu denge politikası, Batı ile yaşanabilecek yeni gerilimlerde risk taşıyor. Türkiye'nin İran ve İsrail ile ilişkilerini yönetme becerisi, bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından belirleyici olacak.