Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle iş bağlantısı olan 61 şirketi daha kara listeye ekledi. Cenevre'de açıklanan karar, işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren ve uluslararası hukuka aykırı yerleşimlerle ticari ilişkisi bulunan firmaları kapsıyor. Güncellenen liste, 2020'den bu yana yayımlanan ilk genişletilmiş versiyon olma özelliği taşıyor.
Kara listenin arka planı ve kapsamı
BM İnsan Hakları Konseyi'nin 2016 tarihli kararıyla oluşturulan ve ilk kez 2020'de açıklanan veri tabanı, işgal altındaki Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'daki yerleşim birimlerinde faaliyet gösteren şirketleri takip ediyor. OHCHR sözcüsü, yeni eklenen 61 şirketin çoğunun İsrail merkezli olduğunu, ancak aralarında uluslararası firmaların da bulunduğunu belirtti. Güncellemeyle birlikte listedeki toplam şirket sayısı 180'i aştı.
Listeye giren şirketler arasında inşaat, gayrimenkul, bankacılık, altyapı ve tarım sektörlerinden firmalar yer alıyor. BM yetkilileri, bu şirketlerin yerleşimlerin genişlemesine doğrudan veya dolaylı katkı sağladığını, bunun da Filistinlilerin haklarını ihlal ettiğini vurguluyor. İsrail hükümeti ise kararı reddediyor ve listeyi siyasi motivasyonlu bir adım olarak nitelendiriyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan yazılı açıklamada, "BM İnsan Hakları Konseyi'nin önyargılı tutumu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu liste, İsrail'e karşı yürütülen sistematik karalama kampanyasının bir parçasıdır" ifadeleri kullanıldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı da kararı "hukuki dayanaktan yoksun" olarak değerlendirdi.
Filistin yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, "Bu adım, uluslararası toplumun işgalin hukuki sonuçları konusunda harekete geçmeye başladığının göstergesidir" açıklamasını yaptı. Filistinli insan hakları örgütleri, listenin genişletilmesini olumlu bulmakla birlikte, yaptırım mekanizmalarının eksikliğine dikkat çekiyor.
Uluslararası hukuk ve yerleşimlerin statüsü
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 2004 tarihli danışma görüşünde Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı bulmuştu. 2024'te UAD, işgalin hukuki sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir görüş daha yayımlayarak tüm devletlere işgale destek vermeme çağrısı yaptı. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da yerleşimleri "uluslararası hukukun açık ihlali" olarak tanımlıyor.
Buna karşın İsrail, yerleşim faaliyetlerini sürdürüyor. 2024 yılında Batı Şeria'da onaylanan yeni konut birimi sayısı 12 bini aştı. Yerleşimci nüfusu ise 700 bini geçmiş durumda. Bu durum, iki devletli çözüm ihtimalini giderek zayıflatıyor.
Şirketler üzerindeki etkiler ve uluslararası tepkiler
Kara listeye alınan şirketler, uluslararası yatırımcılar ve finans kuruluşları nezdinde itibar riskiyle karşılaşabiliyor. Bazı Avrupa ülkeleri, listedeki firmalarla kamu ihalelerinde işbirliği yapmama yönünde adımlar atmıştı. Norveç Varlık Fonu, 2023'te yerleşimlerle bağlantılı birkaç şirketi portföyünden çıkardığını duyurmuştu. Ancak BM listesinin bağlayıcı yaptırım gücü bulunmuyor; bu nedenle etkisi daha çok kamuoyu baskısı ve itibar zedeleyici nitelikte.
Avrupa Birliği, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesine yönelik 2015'te aldığı kararla benzer bir adım atmış, ancak kapsamlı bir yaptırım rejimi oluşturmamıştı. ABD yönetimi ise yerleşim karşıtı söylemlere rağmen, İsrail'e yönelik yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. Washington, BM listesini "faydalı bir araç" olarak görmekle birlikte, tek taraflı adımlara mesafeli duruyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, listenin genişletilmesini olumlu karşılamakla birlikte, BM üyesi ülkeleri somut yaptırımlar uygulamaya çağırıyor. Human Rights Watch, "Kara liste önemli bir belgedir ancak tek başına yeterli değildir. Devletler, kendi hukuk sistemlerinde bu şirketlere karşı önlem almalıdır" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun süredir dış politikasının merkezine yerleştirmiş bir ülke olarak BM kararını yakından takip ediyor. Ankara, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Kara listeye eklenen şirketler arasında Türk firmalarının bulunmaması, Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkilerini gözden geçirmesi gerekliliğini gündeme getirebilir. Öte yandan Türkiye, BM çatısı altında atılan bu adımı memnuniyetle karşılamakla birlikte, yaptırım mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısı yapabilir. Karar, Türkiye'nin Orta Doğu'daki arabuluculuk rolünü ve Filistin yanlısı duruşunu pekiştirecek nitelikte. Ayrıca Türk iş dünyası için olası itibar risklerine karşı uyarı niteliği taşıyor.